yunanistan ın karasularını 12 mile türkiyenin savaş sebebi olmaktan kaldıracağını teklif etmesine dair habere milliyet gibi çok objektif, her zaman doğrucu ve tarafsız (!) haber yapan bir gazeteden alıntılayan yazar. ha milliyet de o haberi yunan basınından alıntılamış. yunan basınının haber kaynağı ise: (bkz: kaynak götüm)
her okuduğuna, televizyonda her gördüğüne inanan yazarımıza bir kaç acı veren gerçek. 1. süpermen aslınd auçamıyor. hayali bir kahraman. örümcek adam da hayali bir kahraman. 3. belki inanmayacaksın ama ben10 ve saati de gerçek değil. o da hayali.
(#9161413)
burada bahsi geçen durumun ab ve bop planı olduğunu çok iyi bilendir.
yunanistan ile türkiye'nin arasındaki ege sorununun akp hükümetince avrupa parlamentosu ve lahey adalet divanına bırakıldığını çok iyi biliyoruz.
türkiye'de(daha doğrusu akp hükümeti) lahey adalet divanı'nın vereceği kararı kabul edeceğini çoktan beyan etmiş ve ab'ye bunu taahhüt etmiştir.
birileri kapalı kapılar arkasında vatanı satıyor, birileri de çıkıp bu şerefsizliği örtbas etmeye çalışıyor.
kaynak götüm götüm diye bağıranlara, gösterilen kaynağı beğenmeyenlere birkaç kaynak daha;
türkiye yi israil gibi katliamlarını yapıp arkasına abd desteğini de alarak birleşmiş milletlerden kınama karrı çıkmasını engelleyen bir devlet gibi, abd gibi ırak müdahalesi için onay çıkmasını beklemeyecek kadar, "ya o ayakta yapılan zinayı durdurun ya da biz gelip durdururuz" şeklinde sert bir ültimatom verebilecek kadar güçlü bir devlet olduğunu sanan yazarımızdır.
ha demek istemiyorum ki güçsüz, bi-çare zavallı bir ülkedir. elbette güçlüdür. ama nereye kadar? bütün dünyayı karşına alabilecek bir karar verebilmek mümkün mü? aynı uzlaşmacı tutumu kıbrıs meselesinde uyguladık. o zaman herkes muhalefet ediyordu. ben de tutumunu beğenmiyordum. ama sonuç ne oldu? hep haklı olduğumuz halde haksız göründüğümüz-görüldüğümüz kıbrıs meselesinde yunanistanın uzlaşmaz tutumu ile bir anda haklı duruma geçtik. demedi demesin kimse laheyden bizim lehimize çıkacak karar ve yunanistan çamura yatacak.
hukuk kararlarını beğenmeyip "ben beğendiğimi uygularım, beğenmediğimi uygulamam" demek lüksü ne insanlar için ne de devletler için var. uzlaşma yanlısı, barış yanlısı politika gütmenin faydalarını rusya ile bulgaristan ile, suriye ile, iran ile gördük. yunanistan kaldı. komşularımızla sıfır sorun politikası işe yarıyor. ırak diyemiyorum ırak kendi sorunlarını dahi halletmekten aciz duruma geldi. ermenistan ile de kısmen yumuşama vardır politikada. 50 yıldır söyledikleri "yok soykırım var siz bunu tanıyın. bunun alternatifi yok" politikalarından vazgeçmişlerdir en azından. ortak bir heyetin kurulması ve tarihi gerçekleri araştırılmasına karar verilmiştir ki bizim en başından beri savunduğumuz şey de bu değil midir?
edit: eksik oldu.şimdi sağa sola çekiştirilmesin. orya buraya kıvırmıyorum yazdığımla. açık bir ifadeye şunu yazayım da çekiştirilmekten kurtulsun. laheye gidildiği aşikardır. kapalı kapılar ardında gerçekleşen bir durum değildir. yeni de olmamıştır. ama bu casus belli nin gündemden kalktığı, şu an için geçerli olmadığı sonucunu ortaya koymaz. şu an için 12 mil savaş sebebidir. bu bu kadar. demek istediğim şey özetle şudur. bunun kaldırılmasına yönelik bir girişim yokken, yunan basını, kaynak götüm ile bu haberi uydurmuşlar, milliyet de yunan basınından alıntılamış, yazarımız da milliyet ten alıntılamış. yahu iyi de kaynağa bak kaynağa.
(bkz: kaynak götüm)
akp'nin bu casus belli konusundaki dansözlükleri yeni değil...
yıllar önce bunun taahhüdünü vermişler.
hem abd'ye hem ab'ye.
bu gün gibi aşikar biraz açıp okursanız gerçekleri görürsünüz.
hoş biz de bizim yandaş-candaş basına itibarımız olmadığından yunan basınında çıkan bir haberi kaynak olarak vermişiz.
ne yapsaydık?
devletin gizli arşivlerine girip ıslak imzalı mühürlü resmi belge mi koysaydık...
bu yazılanlar rte zihniyeti ile birebir örtüşmekte.
zat-ı alileri pkk ile anlaştığı halde "ıspatlamayan şerefsizdir" dememiş miydi?
böyle şeylerin ıspatı mı olur arkadaş?
kaynak istiyor vatandaş hala.
başbakanlık sitesini kaynak gösteriyoruz. kabul de etmiyor beyefendi.
yunan medyasını da kabul etmiyor, türk medyasını da.
e ne yapalım?
zihninizi açmak için size ancak supradyn tavsiye edebilirim bu saatten sonra.
ayrıca bu casus belli olayında beyanat hükümetin en etkili isimlerinden olan bülent arınç'tan gelmiştir.
--spoiler--
Yunanistan'a karşı koyduğumuz Casus belli kararını kaldırabiliriz
--spoiler--
bu özlü sözün sahibi devlet bakanı, başbakan yardımcısı sayın arınç'tır. zaten bu yorumları eleştirenler de kendisine yakındır muhtemelen, açıp sorabilirler sayın arınç'a böyle birşey demiş mi dememiş mi? http://gazeteci.tv/casus-belli-mi-3263y.htm
ah gene kaynak gösterdim. siz bunu da kabul etmezsiniz pardon...
durun adamlar sadece casus belli'yi rafa kaldırmakla kalmıyor. düne kadar sövdüğü israil'in savaş uçaklarının ege'de uçmasına, eğitim yapmasına da ok diyorlar.
hem de 3-4 sene evvel değil henüz yakın geçmişte.
ve hatta mavi marmara olayından sonra; http://www.internetajans.com/default.asp?nid=99743
tabii ki biz bu satırlarla koca bir ülkenin dışişleri politikasını belirleyemeyiz, karışamayız.
lakin aydın geçinen hükümet yalakalarını daha da aydınlatabilir, bu tip konular hakkında malumatı olmayanları bilgilendirebiliriz.
amaç budur.
yoksa ne haddimize.
türkiye soyuluyormuş, peşkeş çekiliyormuş, teslim ediliyormuş, türk milleti kandırılıyormuş söylemeyelim değil mi bunları...
susup oturalım değil mi?
ama öyle davranana susak derler bizim oralarda...
hiç sevmem susaklığı...
bursaspor un başarısını akp ye bağlayan saçmalık tarafından eleştirilen yazar. kıçımla güldüm. bu saçmalığın düşüncesine göre chp iktidara geldiğinde karşıyaka şampiyon olmalıdır, komiksiniz be!
hala futbola siyaset karıştırmaya çalışanları gördükçe mabadı ile gülen yazardır.
bizim için önemli olan bursaspor'un başarısıdır. ertuğrul sağlam'ın dünya görüşü, fethullahçı olup olmayışı zerre kadar umrumda değildir.
ayrıca bursaspor'un başarısını akp'ye bağlayanlar bursaspor taraftarının faruk çelik'ten zerre haz etmediğini bilmeyenlerdir.
bursaspor ve akp mi. hasiktirin ulan komik olmayın...
deveye laf anlatmanın kendisine laf anlatmaktan daha kolay olan yazar. "hani hendek?" demesin kimse. yok hendek mendek. hani ne bileyim. deve bir şekilde hendek atlayabilir de laf anlaması mümkün değildir.
açık açık, tane tane yeniden anlatayım ne dmek istediğimi. şu an için 12 milin savaş nedeni olmaktan kaldırılması diye bir durum yoktur. yahu yoktur işte. zorlamanın da alemi yoktur.yunanistan basını ilginçtir ki bizim pek demokrat basınımızdan önce duymuş haberleri ve yazmış. haberlerinin kaynağı ne? hangi devlet yetkilisi çıkıp da biz bunu kaldırdık demiş? ortada bir gerçek var sadece. 2004 senesinde yunanistan ve türkiye bu konuda ortak tutum belirlemiş ve lahey e bırakmış konunun çözümünü. neden? aralarında anlaşamamışlar. neyi çözememişler? ab demiş ki türkiye ye. "arkadaş biz sizi alırız almasına da yunanistan ile aranızda sınır anlaşmazlığınız var. ikinizi birden ab ye alırsak aralarında sınır anlaşmazlığı bulunan iki ülkenin birlik içinde çekişmeye girmesi gibi bir durum bizim birliğimize zarar verir. sizi almamız için koştuğumuz şartlardan biri de bu. çözün sorununuzu diğer şartları da konuşuruz." bu mu vatan hainliği diye ortaya sürülen gerekçe? geçelim bunu. ne demişim ben? komşularıyla sıfır sorun politikası güden bir devlet politikası güdülüyor. bu mu vatan hainliği? vatanın satılması?
karşılıklı diş bilemeye yönelik bir politika ile yüzyıllardır kısır çekişmelere gebe yaşamışız kıç kıça. onların nesillerine constantinopolis biizm olacak diye aşılanmış, bizim nesillerimize istanbulda gözleri var diye aşılanmış. bu kısır döngüyü el birliğiyle, ortak politikalarla çözüme ulaştırırsak kazanan kim olur kaybeden kim olur? dah adoğrusu kaybeden olur mu?
gelelim kıta sahanlığındaki kendi şahsi kanaatime. adaları hariç tutan, veya türkiye'nin akndeize açılmasının önüne engel koymayan bir formül ile, açık bir yol bırakan, ya da karasularından herhangi bir iizn gerektirmeden geçmemeize olanak sağlayan bir formül ile yapılacak bir uluslararası anlaşma olduktan sonra kıta sahanlığını 12 değil isterse 24 mil yapsın zerre umrumda dğeil. ha şimdi demesin öyle şey mi olur diye? lozandaki boğazlar formülü önümüzde dururken uzaklarda formül aramanın alemi var mı?
en başta sorulması gereken şeyi en sonda soralım hadi o zaman. mevcut iktidar yerine hangi iktidarı koyarsak koyalım. yunanistan bugün dese ki" arkadaş biz kıta sahanlığımızı 12 mile çıkardık" kim kime hangi haklı gerekçeleri göstererek savaş açacak? uluslararası zeminde bunu nasıl haklı gösterecek? kimden destek bulacak? ab nin, bm nin ve natonun bu konudaki tutumu ne olacak? deyiversin bunu bir kişi de aydınlanalım.
asıl can alıcı nokta ise benzer bir anlaşmazlığın dünya üzerinde hiç bir devlet arasında olmaması. ne portekiz ispany afransa böyle bir tartışma içinde, ne baltık ülkeleri, ne meksika abd kanada, ne brezilya arjantin, ne fransa ingiltere, ne yunanistan italya. örnekleri çoğaltmak mümkün. karşıma hiç bir gelişmiş ülke arasında böyle bir sorun örneği veremez ki kimse. ancak 3. dünya ülkeleri arasında karşılaşılır kısır sınır tartışmaları. zihniyet 3. dünya ülkesi zihniyeti olmasın sadece. barış içinde ortak çıkarlar dahilinde ortak politikalarla, barış yanlısı bir politikayı düstur edindikten sonra hiç bir sorunun olmaz. ortak refah amacı güdüldükten sonra refah kendiliğinden gelir. kim ne derse desin türkiye son 8 yıl içinde çok ciddi sermaye biriktirdi. sermayenin dağılımı noktasında şimdilik bir adaletsizlik görülse de biriktirilen sermaye yatırıma dönmeye, otomotiv endüstrisine, makina endüstrisine, ağır sanayiye yatırıldığında ortada ne işsizlik, ne fakirlik, ne atıl kapasite, ne yüksek faiz sorunu kalır. toplumsal refah çok uzakta dğeil, ve varsınlar hayal desinler, kendi ürettiğimiz % 100 yerli otomobillere binmek, kendi uçaklarımızı tanklarımızı yapmak çok uzakta değil. dinamizmimizin farkına varalım, kendi içimizdeki sorunlarımızı çözelim yeter ki.
israil mevzuuna gelelim. israil ile siyah düşünülen pembe konuşulan ve davranılan bir politika ügdüyorduk ne zamandır. düne kadar ege üstünde değil konya da eğitim veriliyordu israil pilotlarına. onlar da bizim tanklarımızın modernizasyonunu yapıyordu. insansız keşif uçakları sağlıyordu bize (hani şu düşürelim mi komutanım denilen heronlar). niye yeni bir olguymuş gibi ortaya atılıyor anlaşılmaz şey. bugün bu stratejik ortaklık devam ediyor gibi görülse de, pembe konuşmalar yerini koyu gri konuşmalara bırakmış durumda.
aydın geçinen??? aydın ama kime göre, neye göre? aydınlıktan aydın olmaktan kasıt nedir? tanım nedir? ön koşul nedir? hükümet yalakası olmak? yalaka nedir ya? benim kişinin söylediklerine muhalefet etmekten çıkarım nedir? hele ki bülent arınç a yakın olmak, ona açıp kendim sormak... birinci dereceden yarılma sebebim. ben ki kendi halinde yaşayan taşrada bir kamu kuruluşunda 657ye tabi bir devlet memuru olarak görev yapan birisiyim. olamaz mı benim de kendime göre düşüncelerim? kendi beynimi kullanarak sağdan soldan araklamadan, ona buna danışmadan, önümde kahve fincanı ve sigara bilgisayar karşısında siyaset yorumlayamaz mıyım? (bkz: komik olma kuzen larry)
hep söyledim hep söyleyeceğim. evet diyen de hayır diyen de, a partisine oy veren de b partisine oy veren de hepimiz ülke sorunları konusunda hemfikiriz de çözüm yöntemleri konusunda farklı düşüyoruz. hasta başında tedavi yöntemleri hakkında tartışıyoruz. teşhis aynı tedavi yöntemleri farklı. birimiz kemoterapi diyor birimiz radyoterapi birimiz ameliyat. ama bu doktorlardan bir tanesi de çıkıp demesin ki "benim yöntemim doğru. seninki yanlış. sen hastayı öldürmek için çalışıyorsun. hipokrat yeminine aykırı davranıyorsun." maalesef muhalefetin ülkemizde güttüğü politika bu. akparti hükümeti tut ki ülkeyi bölmek gibi bir gayesi, bir hedefi var. ülkeye ihanet içinde. yahu bunca hizmeti niye yaysın? yollar, hastaneler, okullar, demiryolu ağı, hızlı trenler, e-devlete geçiş niye? demesin ki kimse "bunların hepsi göz boyama, iktidarın sürekliliğini sağlamak için yapılan yatırımlar." kıçımla güldürmesin kimse bunu deyip.
bu fikir otokrasinin temel dayanağı ve ana fikridir. demokrasiyi tanımlamak için bu sözün kullanılması mantık hatasıdır. düzelteyim. mantık katliamıdır. bu ülkede demokrasi diye diye halka 50 yıl boyunca otokrasi sunuldu. şimdi demokrasinin ayak sesleri duyulmaya başlayınca otokratlar tedirgin.
ayrıca son referandumdan sonra cehape nin web sitesinde (emin değilim parti sitesi miydi, gençlik kollarının web sayfasında mı facebook sayfasında mı hatırlamıyorum) yayınlanan yazı, anında her türlü tartışma sitesinde muhalifler tarafından "demokrasi bu demek değil diye yazılmaya başlandı 12 eylül akşamından itibaren." tipik "cahil, aptal fakir halk. zaten oylarını da kömür için sattılar." söylemi. tuzu kuru olan kişi elbette belediyelerin ihtiyacı olana kömür dağıtmasına, ihtiyaçlarını gidermesine karşı çıkar çıkmasına da belediyelerin görevidir ki zaten bu. aynı şeyi belediye sınırları içerisindeki muhtaç insana market fişi, kömür yardımı yapmakla mükellef olan bir mhp-chp belediyesi de yapar. yapmalıdır. yapıyordur da. yapmıyorsa işini eksik yapıyor demektir. belediyecilik dediğin kaldırım taşı döşemek, çöp toplamak, aydınlatma direğindeki florasanları değiştirmek değil.
sirozdan sadece atatürk'ün öldüğünü zanneden yazar. bu yüzden tanımadığı herhangi birisine * orospu çocuğu diyebilecek kadar cesur. hem de klavyeden !
seviyesine indikçe daha bi aydınlanıyor daha bi modernleşiyorum. annemi nereden tanıyor da bana bu yakıştırmayı yapıyor anlamış değilim. ama unutmuşum, o çok kültürlü modern ve aydın bir atatürk genci ya ondan heralde. onun gibi olamadım. ona çok özeniyorum.
kah beğenilir, kah karalanır...
böyledir bu işler. bazıları tespit yapar, ortaya belge koyar, tarih bilimini kullanır, bazıları ise ezilmiş alt kimlikleri üzerinden hakaret eder.
oku da öğren biraz. gerçek faşistlerin kimler olduğunu yazıyor...
kendisi gibi olmayan tüm etnik kökenleri aşşağılayan ve bunu yaparak milliyetçiliğinin hakkını veren bir "bilim insanı". ne idüğü belirsiz internet sitelerinden kopyalayıp yapıştırdığı ve hiçbir bilimsel makaleye konu olmamış, tamamen kulaktan duyma ve subjektif değerlendirmelerle yazılmış şeylerle sizi alt edebileceğini düşünen yazar. alt edebilmek diyorum çünkü kendisinin tartışma kültüründen algıladığı bu. alt ettiği kişiler de bilgi yoksunu ve kendisinin farklı bir versiyonu olduğu için onlar tarafından "nazik" olarak nitelendirilmesi de oldukça doğaldır. nazik bir yazardan ziyade dezenformatif bir demogoji uzmanıdır. dağıstan net gibi memleket sitelerinden öğrendiği çakma bilimsel bilgiler bilgi dağarcığını oluşturmakta bu yazarın. işte bu sebeple yaklaşımı da bir html kodu kadar basit olabilmektedir.
(#9609365) günde ortalama 50 mesaj geliyor. hepsine cevap yazamam. hatta o gün ayrı bir konu vardı çok fazla özel mesaj geliyordu. senin mesajlarını da gördüm. küfür ve tehdit içeriyordu. moderasyona bildirmedim velet diye. ancak hala üsteleyen yazar. kendisini okyanus ötesinden selamlıyorum. istiyorsa evimde ağırlayabilirim kendisini. yeter ki gelsin. ben gelemiyorum o gelsin. buluşalım.
günde 50 ila 100 arası mesaj alan yazardır. lakin her mesaja da cevap verir. okyanus ötesinden şakıyanlara dahi...
amma velakin okyanus ötesinden sözlüğe katılan arkadaşlar kolpa bir adres vermişler, kendilerine telefonumu verdim sadece çaldırması için onu dahi yapamadılar.
neyse efendim. protest sanayici görüp görebileceği en ender gerçek kişilklerden biridir bazılarının sözlük ortamında.
isteyene telefonunu verir, isteyeni istediği yerde ziyaret eder. problem yok. yeter ki ergen ve yalancı olmasınlar.