protest sanayici

entry3306 galeri ses6
    209.
  1. deveye laf anlatmanın kendisine laf anlatmaktan daha kolay olan yazar. "hani hendek?" demesin kimse. yok hendek mendek. hani ne bileyim. deve bir şekilde hendek atlayabilir de laf anlaması mümkün değildir.

    açık açık, tane tane yeniden anlatayım ne dmek istediğimi. şu an için 12 milin savaş nedeni olmaktan kaldırılması diye bir durum yoktur. yahu yoktur işte. zorlamanın da alemi yoktur.yunanistan basını ilginçtir ki bizim pek demokrat basınımızdan önce duymuş haberleri ve yazmış. haberlerinin kaynağı ne? hangi devlet yetkilisi çıkıp da biz bunu kaldırdık demiş? ortada bir gerçek var sadece. 2004 senesinde yunanistan ve türkiye bu konuda ortak tutum belirlemiş ve lahey e bırakmış konunun çözümünü. neden? aralarında anlaşamamışlar. neyi çözememişler? ab demiş ki türkiye ye. "arkadaş biz sizi alırız almasına da yunanistan ile aranızda sınır anlaşmazlığınız var. ikinizi birden ab ye alırsak aralarında sınır anlaşmazlığı bulunan iki ülkenin birlik içinde çekişmeye girmesi gibi bir durum bizim birliğimize zarar verir. sizi almamız için koştuğumuz şartlardan biri de bu. çözün sorununuzu diğer şartları da konuşuruz." bu mu vatan hainliği diye ortaya sürülen gerekçe? geçelim bunu. ne demişim ben? komşularıyla sıfır sorun politikası güden bir devlet politikası güdülüyor. bu mu vatan hainliği? vatanın satılması?

    karşılıklı diş bilemeye yönelik bir politika ile yüzyıllardır kısır çekişmelere gebe yaşamışız kıç kıça. onların nesillerine constantinopolis biizm olacak diye aşılanmış, bizim nesillerimize istanbulda gözleri var diye aşılanmış. bu kısır döngüyü el birliğiyle, ortak politikalarla çözüme ulaştırırsak kazanan kim olur kaybeden kim olur? dah adoğrusu kaybeden olur mu?

    gelelim kıta sahanlığındaki kendi şahsi kanaatime. adaları hariç tutan, veya türkiye'nin akndeize açılmasının önüne engel koymayan bir formül ile, açık bir yol bırakan, ya da karasularından herhangi bir iizn gerektirmeden geçmemeize olanak sağlayan bir formül ile yapılacak bir uluslararası anlaşma olduktan sonra kıta sahanlığını 12 değil isterse 24 mil yapsın zerre umrumda dğeil. ha şimdi demesin öyle şey mi olur diye? lozandaki boğazlar formülü önümüzde dururken uzaklarda formül aramanın alemi var mı?

    en başta sorulması gereken şeyi en sonda soralım hadi o zaman. mevcut iktidar yerine hangi iktidarı koyarsak koyalım. yunanistan bugün dese ki" arkadaş biz kıta sahanlığımızı 12 mile çıkardık" kim kime hangi haklı gerekçeleri göstererek savaş açacak? uluslararası zeminde bunu nasıl haklı gösterecek? kimden destek bulacak? ab nin, bm nin ve natonun bu konudaki tutumu ne olacak? deyiversin bunu bir kişi de aydınlanalım.

    asıl can alıcı nokta ise benzer bir anlaşmazlığın dünya üzerinde hiç bir devlet arasında olmaması. ne portekiz ispany afransa böyle bir tartışma içinde, ne baltık ülkeleri, ne meksika abd kanada, ne brezilya arjantin, ne fransa ingiltere, ne yunanistan italya. örnekleri çoğaltmak mümkün. karşıma hiç bir gelişmiş ülke arasında böyle bir sorun örneği veremez ki kimse. ancak 3. dünya ülkeleri arasında karşılaşılır kısır sınır tartışmaları. zihniyet 3. dünya ülkesi zihniyeti olmasın sadece. barış içinde ortak çıkarlar dahilinde ortak politikalarla, barış yanlısı bir politikayı düstur edindikten sonra hiç bir sorunun olmaz. ortak refah amacı güdüldükten sonra refah kendiliğinden gelir. kim ne derse desin türkiye son 8 yıl içinde çok ciddi sermaye biriktirdi. sermayenin dağılımı noktasında şimdilik bir adaletsizlik görülse de biriktirilen sermaye yatırıma dönmeye, otomotiv endüstrisine, makina endüstrisine, ağır sanayiye yatırıldığında ortada ne işsizlik, ne fakirlik, ne atıl kapasite, ne yüksek faiz sorunu kalır. toplumsal refah çok uzakta dğeil, ve varsınlar hayal desinler, kendi ürettiğimiz % 100 yerli otomobillere binmek, kendi uçaklarımızı tanklarımızı yapmak çok uzakta değil. dinamizmimizin farkına varalım, kendi içimizdeki sorunlarımızı çözelim yeter ki.

    israil mevzuuna gelelim. israil ile siyah düşünülen pembe konuşulan ve davranılan bir politika ügdüyorduk ne zamandır. düne kadar ege üstünde değil konya da eğitim veriliyordu israil pilotlarına. onlar da bizim tanklarımızın modernizasyonunu yapıyordu. insansız keşif uçakları sağlıyordu bize (hani şu düşürelim mi komutanım denilen heronlar). niye yeni bir olguymuş gibi ortaya atılıyor anlaşılmaz şey. bugün bu stratejik ortaklık devam ediyor gibi görülse de, pembe konuşmalar yerini koyu gri konuşmalara bırakmış durumda.

    aydın geçinen??? aydın ama kime göre, neye göre? aydınlıktan aydın olmaktan kasıt nedir? tanım nedir? ön koşul nedir? hükümet yalakası olmak? yalaka nedir ya? benim kişinin söylediklerine muhalefet etmekten çıkarım nedir? hele ki bülent arınç a yakın olmak, ona açıp kendim sormak... birinci dereceden yarılma sebebim. ben ki kendi halinde yaşayan taşrada bir kamu kuruluşunda 657ye tabi bir devlet memuru olarak görev yapan birisiyim. olamaz mı benim de kendime göre düşüncelerim? kendi beynimi kullanarak sağdan soldan araklamadan, ona buna danışmadan, önümde kahve fincanı ve sigara bilgisayar karşısında siyaset yorumlayamaz mıyım? (bkz: komik olma kuzen larry)

    hep söyledim hep söyleyeceğim. evet diyen de hayır diyen de, a partisine oy veren de b partisine oy veren de hepimiz ülke sorunları konusunda hemfikiriz de çözüm yöntemleri konusunda farklı düşüyoruz. hasta başında tedavi yöntemleri hakkında tartışıyoruz. teşhis aynı tedavi yöntemleri farklı. birimiz kemoterapi diyor birimiz radyoterapi birimiz ameliyat. ama bu doktorlardan bir tanesi de çıkıp demesin ki "benim yöntemim doğru. seninki yanlış. sen hastayı öldürmek için çalışıyorsun. hipokrat yeminine aykırı davranıyorsun." maalesef muhalefetin ülkemizde güttüğü politika bu. akparti hükümeti tut ki ülkeyi bölmek gibi bir gayesi, bir hedefi var. ülkeye ihanet içinde. yahu bunca hizmeti niye yaysın? yollar, hastaneler, okullar, demiryolu ağı, hızlı trenler, e-devlete geçiş niye? demesin ki kimse "bunların hepsi göz boyama, iktidarın sürekliliğini sağlamak için yapılan yatırımlar." kıçımla güldürmesin kimse bunu deyip.
    0 ...