Geçen bana dedi ki abi bakma protest mrotest yazdığıma ben kapitalizmin aşığıyım, sanayici kısmı ne olacak dedim, o da dedi ki, abi sanayici dediysek fabrikamız yok herhalde, sanayide kaportacı çırağıyım emekçiyim yani dedi.
E de diyeceğini gayri deyince abi sende varsa bana 20 lira versen de karnımı doyursam üstüylende bir paket sigara alsam dedi. Acıdım verdim 30 lira.
uludağ sözlükte gördüğüm en iyi yazar. anlatım şekli ve yazım gücü ile uzun yazsa bile yazıyı sonuna kadar okutuyor. tartıştığı konularda capsler ve videolar sunarak, bir nevi deliller ortaya koyarak sözde araştırmacı kişiliğini ön plana çıkarıp '' işte yazarlık böyle olur '' dedirtiyor. kıskanılması çok doğal.
ulan söylemeyim söylemeyim diyorum ama gördüğüm en vasat adam bu. kürtlere takılmaktan ve islamı karalamaya çalışmaktan başka bir bok yaptığı yok. he bir de bursaspööörr diye arada bir vıyaklar. kankaları falan olmasa kimse suratına bile bakmaz bu adamın. ayrıca defalarca denedim bir tane bile uzun yazısını okuyamadım. polemik yaparak ebem de popüler olur amk. sonuçta uludağ burası.
babam eve gelmemişti, gelememişti...ben henüz 5 yaşındaydım.
babam 14 eylül 1980 günü de gelmedi eve, 15 eylül'de de. 16,17,18,19,20 eylüllerde de gelemedi.
5 yaşındaydım ama evin erkeğiydim ya amına koyayım.
annemle birlikte yatıyorduk. ben uyur numarası yapıyor, annemin uyumasını bekliyor,o uyuduktan sonra yatakta doğrulup allah baba'ya dua ediyordum.
"babam gelsin allah baba. babamı gönder bana..."
çok sonra öğrendim,
meğer öğretmen olan babamı, diğer öğretmen arkadaşlarıyla birlikte ülkü ocaklarına gittikleri, buradaki vatan evlatları ile muhabbet edip, onları kavgadan, ölümden ve terörden uzak tutmaya çalıştıkları için tutuklandıklarını.
tam 35 gün cezaevine götürdüklerini. bana hiçbir zaman söylemeseler de babacığıma işkence ettiklerini...
işte biz her türlü işkence ve zulme rağmen direnen, vatan ve millet aşkından vazgeçmeyen bu bozkurt babaların evlatlarıyız.
vatanı, milleti ve ülkümüzü, ihalelere, makarnaya, kömüre, makam ve mevkiye asla satmadık ve de satmayız.
ve bizler de babalarımız gibi, abilerimiz gibi işkence de görsek, tabutluklarda da kalsak davamızdan vazgeçip yavşak liboşlar olmayız, olmayacağız...
filhakika şimdi babam yok. ama 12 eylül zihniyeti hala var.
duygulandıran yazar.
ben 12 eylül nedir görmedim. ailem de görmedi. lakin bilirim ki çok vatan evlatları gitti, çok acılar çekti bu halk.
ben dedemi gulagda kaybettim. zaten ailesi sürgün edilmiş* babam yine de dergide, gazetede, şiirde, milletin içinde sovyetlerin korkulu rüyası olan 'biz türküz' demenin cezasını hapislerde çekerken, amcam pan türkist suçlamasıyla gulagvari yerlerde zülme direnirken onun babası da başka zülümlere direniyormuş.
bizim vatan ve türklük aşkımızı anlayamazsınız bu yüzden.
orada, burada, şurada.. dünyanın neresinde olursa olsun türklük vazgeçilmezdir. bir bozkurt uğruna nice canlar gider, nice güneşler batar ama türk ebedi kalır..
edit: sosyalizmmiş, cia projesiymiş.
belki türkiye'de yedirirsiniz bu dediklerinizi ama sosyalizmin tillahının görmüş bize yediremezsiniz.
inanmayın eşitlik laflarına, ''hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir'' sözü sosyalizm- komünizm olayını çok güzel anlatır. türkiye sosyalizm yaşamadıysa şükretmelidir inanın bana. dinlediğim hikayeler kanımı donduruyor hala.
edit2: eksile lan eskile. sen nereden bileceksin biz ne çektik.
bir de şurada; (bkz: #25146155) biri normal hayattan, gazeteci olmaktan falan bahsetmiş, gazeteci olsaymışım 2 gün sonra kovulurmuşum. haklı gerçekten, günümüzde gazetelerde doğruları yazmaya müsade etmiyorlar. gazetelerde köşe sahibi olabilmek için liboş götü yalamak lazım. ben almayayım. ben bunun yerine blog yazıyorum, sözlükte yazıyorum, gazeteciler oradan alıntı yapıyor. bu bana yeter.
mesele türk-kürt meselesi değil yeğen,
mesele milli bilinci ayakta tutma,
uyuyan türk evladını uyandırma,
kimin düşman olduğuna ayıktırma meselesi.
mesele türk-kürt meselesi değil yeğen,
mesele bizim cebimizde kimin eli var meselesi,
bizi kim ve kimler soyuyor,
bu ülkenin kaymağını kim yiyor meselesi.
mesele türk-kürt meselesi değil yeğen,
hani bunlar bağımsız devlet istiyordu ya,
verdik gitti. ama şimdi istemiyorlar.
mesele şark kurnazlığı meselesi...
mesele türk-kürt meselesi değil yeğen,
kürtsüz türkiye'nin nasıl olacağı meselesi.
iyi mi olur, yoksa kötü mü?
bu sırtımızdaki kan emiciler meselesi.
mesele türk-kürt meselesi değil yeğen,
bırak vatan bölünmez edebiyatını.
kalacak bir gün kıçın açıkta yoksa,
bu öz vatanında parya olup olmama meselesi...
ülke bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürdüğünü göremeyen ve en az pkk kadar ülkeye zarar veren tipik ırkçı tayfadandır,
ücret karşılığı yazdığını düşünüyorum, zira insan bir yerde artık utanır "artık saçmalamayayım kendime ayıp ediyorum" falan der.
kendisine soru sormak istediğim yazar. gerçekten dalga geçmicem bu sefer. sadece basit bir soru. hani misal hababam sınıfı okulun bahçesinde tek ayak üzerinde duruyo ya, hani mahmut hoca da ellerini arkada birleştirip volta atıyor ya, sonra küçük velet gelip aval aval bunlara bakıyo ya, heh işte o velet gibi soru sormak istiyorum,
az önce türkiye ordusu vs yeni türkiye ordusu diyordu, şimdi de kim kardashian diyor da başka bir şey demiyor. adam türkmenler, uygur türkleri, pkk terörü, hocalı katliamı, şeriat gelecek derken kim bacıya el attı.
protest, bak antalya'da kadınlar plajı açılmış. ülkeye şeriat gelmeden git ülkeyi gericilerin elinden kurtar.
bu ne duyarlılık hocu. * bırak kim kardashian'ı sen. hem o ermeni değil mi ya, sen sevmezsin ermenileri. hıh pis ermeni o. aa bir dakika, ama o taş gibi memeleri olan bir ermeni öyle değil mi. lan protest lan protest, sen de biliyorsun ağzının tadını...