Bakımsızlık ve pislik dolu sokaklara rağmen, 1300 lü yıllardaki tarihi dokusunu mümkün olabilecek en az zararla atlatabilecek şekilde koruduğu için sokakları turistler ile dolup taşan tarihi şehir. belki gezilebilecek yer olarak, turistik yerlerin yüzölçümü olarak istanbulun onda biri büyüklükte olan, ama buraya gelen turist sayısının istanbuldan kat be kat fazla olduğu şehirdir. astronomic saat ve tyn church görülmeye değer ve de hatta mükemmel ötesi mimari yapılardır. Ulaşım da çok kolaydır. metro ve otobüs ağı ile şehirin her tarafına rahatça ulaşım sağlayabilirsiniz. bize uygun yemek yenebilecek yerleri sınırlı olmakla beraber , giovanni pizzayı şiddetle tavsiye ederim.
çek cumhuriyetinin güzide şehirlerinden bir tanesidir.18 ağustosta budapeşte ile beraber gezeceğim şehirdir. tavsiyesi olan varsa mesaj atın gençler...
kelimenin tam anlamıyla aşık olunası bir şehirdir prag. öyledir ki, iş başvuruları yapmaya başlar insan, çekçe dil kursu arar bulamaz fakat özel derslere başlar fln.. tüm bunlar 1 hafta içerisinde gerçekleşir.
şüphesiz ki avrupada prag'dan kat be kat iyi tonla şehir bulunabilir. Prag'ı yalnızca, ruhunun derinliklerinde karanlık bulunan, karanlıktan ve bohem havadan haz alan insanlar fazlasıyla sevebilir. O komünist yaşam kültürünü hala görenler, görebilenler.. O, son derece karizmatik duran soğukluğu ve "cool" tavrına bayılır insan..
Ayrıca şanslıysanız, sadece charles bridge değil prag'ın "suburban" kısımlarını da görme fırsatınız olmuştur ve asıl buralardır sizi aşık eden..
Yoksa bütün hayatınızı katedrale bakarak yaşayabileceğinizi düşünüyorsanız, üzgünüm ama malsınız.
Prag'da bir ruh var ve sanırım benim ruhum bu şehirde huzur bulacaktır.
ikinci Dünya Savaşı'nın en büyük hasarını Avrupa'da tarihi yapılar almış, çok önemli eserlerinden olmuş avrupa. Ama prag tarih boyunca şehrin anahtarını hemen teslim etmiş saldırıda bulunanlara. Hatta Polonyalılar hiç sevmemiş bunları bu yüzden. Şehrin tarihi kısmı, Old Town müthiş bir şekilde korunmuş. Yeni bir yapı bulmak mümkün değil.
Direkt içimi sızlattı istanbul kıyası yapınca. ikinci Dünya Savaşı, hava bombardımanı görmeyen istanbul, surların şahi toplarıyla yıkılan kısmından daha fazlasını ayyaşların berbat ettiği istanbul. Neyse konumuza dönelim *
Sanırım daha önce bahsedilmiş ben tekrar yazayım. Güncel olarak 1 euro 25 kron yapıyor. Cadde üstünde bozdurulmasını tavsiye etmem. Mesela orada bi Türk restoranın tavsiyesi ile bozdurduğumuz arap normal fiyatta verirken daha merkezi bir caddede kuru daha iyi olan ancak 100 euro'nun 20 sini komisyon olarak kesenler var. Kesintiyi sorunca ingilizce'yi unutuyorlar, verdikleri Çekçe fişi gösterip bilgiler orada diyorlar. Tax dedi en son dayanamayıp. Para bozdururken yüzde 20 vergi vermişsek demek. Yani kur değerine bakın, sonra bozduracağınız miktarın karşılığına bakın. Büyük farklar olabiliyor.
Ha birde, kızları çok güzel. Aptal turist soruları sorarken aşık oluyorsunuz aman ha.
Ya birde, o dilenciler neydi öyle. *
Birçok IT şirketinin ana merkezinin bulunduğu çok sayıda eğitimli türkün yaşadığı çalıştığı kültür olarak bizden çok farklı insaların bulunduğu şehirdir.
öncelikle her yere yürüyerek gidebilirsiniz. tren garında indikten sonra old town'a inmek 15-20 dakikanızı alır. tramvay ve metro ağı elbette süper ancak tavsiyem bu şehirin binalarını, sokaklarını ve önemlisi kadınlarını yürürken görmenizdir.
biz iki arkadaş wencels square 36 numarada bulunan hotel apartments'de geceliği 50 euro'ya kaldık. hotelin resepsiyonu ile odaların bulunduğu binalar bir birinden farklı. dolayısıyla bu otelde 2 kişi kalacağız deseniz bile odada mini bir konser verecek kadar kişiyi toplayabilirsiniz. odaları temiz, lcd tv, mutfak, kombi ve wifi mevcut. ancak aileyle kalınmasını tavsiye etmem. apartman biraz tenha gibi duruyor. örneğin gece 3'de odaların zillerini sırayla çalan bir arkadaşa denk geldik. kafa güzel olduğundan arkadaşlarının kaldığı odayı tutturamamış.
para bozdurma konusuna bir çok arkadaş değinmiş ben de değineyim. evet bir çok döviz bürosu alt limit diye bir şey uyguluyor. çoğu yerde 100 euro altı döviz bozdurmak isterseniz 1 euro 15-16 korono civarında. ancak adam gibi yer bulursanız bu rakamlar 25 korono civarına çıkıyor. biz panksa caddesindeki suriyelilerin sahibi olduğu bir döviz bürosundan 0 komisyon ile paramızı sorunsuz olarak bozdurabilidik.
gezilecek yerleri herkes yazmış zaten çok da ötesi yok. ancak astronomik saatin performansından çok şey beklemeyin. charles köprüsü o kadar da romantik değil (yanımdaki erkek arkadaşım vardı !1!). prag castle ise tarihi açıdan ciddi bir zenginlik içeriyor.
paralı seks hayatı içinse ilk tercihiniz ve smeckách caddesi olabilir. biz gitmedik tabi bir arkadaş söyledi. yine aynı arkadaşın dediğine göre başka mekanlar da mevcut.
hediyelik eşya için havelská caddesinde güzel standlar var. biraz pahalı ama pazarlık yapmayı unutmayınız.
prag çok da mükemmel bir şehir değil. evet kesinlikle güzel ama dediğim gibi bir şeyleri eksik sanki. yine de prag'dan geriye dönecek olmanın en zor yanı, o güzel kızları. buradan hepsine, fırsat bulmuşken, sevgilerimi yolluyorum.
Dünyanın en muazzam sokak müzisyenlerinin olduğu kent. Vitava nehrinin kenarında, eski kaldırım taşlarının bir kenarına bağdaş kurup bu olağanüstü blues müzisyenlerini dinlemenin keyfi bambaşkadır.
2012 de 15 gün ziyarette bulunduğum, üniversiteye geçince uğruna erasmusu kazandığım çek cumhuriyetinin başkenti. Charles köprüsünde gezer, vlatava nehrinde tura çıkar, eski şehir meydanında bir kahve yudumlarsanız şehrin tadını almış olursunuz. siyah biraları meşhurdur. aynı miktarda su bizim paramızla 2.5 tl iken bira 60 kuruştur. her durakta 'ich vieze stafka....' diye başlayan robotik sese bile aşık olursunuz.
yanınızda sevgiliniz varsa evet aşıklar şehri ama yalnız gidildiğinde kesinlikle depresyon şehri. 2 kez gittim ilkinde hava güneşli ve gayet sıcaktı 2.sinde yağmurlu ve soğuk bir hava vardı kesinlikle tavsiyem kötü havadayken görmek. o zaman insan gerçekten kendini ortaçağ da hissediyor.
Bir daha bir kızla gidersem büyük ihtimal o kızla evlenirim dediğim oldukça romantik sokaklarında yürürken insanın kendini huzur içinde hissettiği, gezip görülmesi gereken viyana ya oldukça yakın olan çek cumhuriyeti başkenti.
seks müzesinden çıktıktan hemen sonra bir dakika için üç farklı torbacının bana gelip esrar, uyuşturucu isteyip istemediğimi soran ve hayır cevabı sonrası saliseler içinde kaybolan satıcıları olan şehir.
avrupa'daki bütün önemli şehirleri aşağı yukarı gezmiş biri olarak en beğendiğim yerdir efendim. hem şahane mimari yapısıyla, manzarasıyla hem de hatırı sayılır gece hayatıyla gönlümde taht kurmuştur. 2013 yazında bir daha görüşmek üzere*
disneyland şehridir. bence ziyaret etmeden önce bir ay takvimi elde edilip, dolunay denk getirilmelidir, zira bütün o kaleler, şatolar, saraylar, binalar, hepsi dolunayda disneyland logosu çağrışımı yaratırlar. ve bu çağrışım da - disneyland her ne kadar amerikan sermayesi ve siyasası için genç zihinleri etkilemeye çalışan bir çizgi film şirketi olsa da- bize bir masal kahramanıymışız gibi hissettirir.
charles köprüsü, kale, john lennon duvarı, wax museum, communism museum, young art gallery, wax museum, muhtelif sanat galerileri ile görülmeye değer bir yerdir. insanları havanın aksine sıcak ve yardım severdir. içki fiyatları ise içmeyeni dövdürtecek kadar ucuzdur. para birimi korunadır ve 10 koruna yaklaşık 1 türk lirasıdır. becherovka tadılmalı ve vltava gölünde bir vapurla gezilmelidir.