yılmaz erdoğan sanki 'sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır' cümlesini bu aşk için kurmuş gibi. birine 1 yıldır platoniğim. onu göremeyeceğim yerlere gitmek istemiyorum. o görmeyecekse kimse görmesin beni dediğim zamanlar oluyor. karşı tarafın haberi dahi yok oysa. çok büyük çaresizlik.
Onu görünce yaşadığın şeyleri inanılmaz bir abartıyla anlatmaya gerek yok ama bir şekilde o kişiyi merkezleştiriyorsun. Fakültenin amfisine girmeden önce gözlerin bir şekilde onu arıyor ama aslında onunla göz göze gelmek istemiyorsun. Sadece ortamı tarıyorsun ve orada bulunup bulunmadığını bilmek istiyorsun. Eğer bahçede yoksa amfiye giriyorsun. Hocanın dikkatini çekmemek için çabucak dersi rahat dinleyebileceğin bir yere oturup aynı kontrolü bir daha yapıyorsun. Zamanla çiçek gibi açan ve ne zaman dökülücek diye beklediğin bir haldir. O kişiyle her an sohbet edebilen bir konumda olmak istersin bir beşlik çakabilecek bir yakınlık gibi ya da eline kahve alıp öteki arkadaşların da dahil olduğu bir ayaküstü muhabbeti... mütevazı isteklerin vardır esasen ama eskiden az çok diyalog kurmana rağmen şu sıralar bu yoksa durum içinde büyür o kadar. ilk başta önemsemediğin biriyken aylar içinde gördüğün özellikleri ve fazla muhattap olamamanız senin onu merkeze koyman ve ona doğru çekilmene neden olur
açlıktan bezerdiğin bir anda, büyükçe bir tencerenin içinde kendi yağında ve kendi suyunda pişerken burnuna gelen et kokusunu derin derin solumaktır. karnın hiçbir zaman doymayacaktır. çünkü yemek hazır olduğunda sen öleceksin.
insana hiç yapmayacağı şeyleri yaptırır. kendini kaybettirir, başka bir insana dönüştürür. korkunç olan ise bunların hiçbirinin farkına varmazsınız. bir bakarsınız ardınızda bir sürü pişmanlık görürsünüz.
gerek yoktur. uzaklaşılmalıdır.
Bazılarına göre mükemmel , bazılarına göre acı olan şeydir. Mükemmel olduğuna inanan kimse, dikkat genelleme yapıyorum, uzun zamandır aşık olamayan kimsedir. Onu bir anı olarak hatırlar ve ona mükemmel bir duygu hissiyatı uyandırır. Lakin o hissiyatı yaşarken duyamaz efenim mümkün değildir. Onu yaşarken acı çekersin, düşündükçe aşık olursun, karşılığın olmadığını da bilirsin, her ismini duyunca karnın üst bölgesinde gereksiz bir basınç hissedersin lakin o basınç sana cehennem ateşinin ruhunu yaktığını düşündürür. O acıyı unuttuktan yıllar sonra bakarsın mükemmel bir tecrübe mükemmel bir duygu diye içlenirsin. Tekrar keşke yaşasam diye aklına bile gelir, ne kadar uyarırsan uyar bu bir tecrübedir, zehrin göze şeker gibi gözükmesidir, uzaktan bakınca şeker gibi görünür uzaklaştıkça unuttukça daha tatlı olur gözünde yine şeker zannedersin kısaca ona bulaşacakları uyarmaya gerek olmayan ruhani tecrübeye dayanan şeydir.
çok güzel severler bu tarikatın üyeleri.
bakışlarını bir kartal edasıyla kaçırmasınıda iyi bilirler.
kara bulutların arasında her zaman pembe bulutların var olduğuna inanırlar, inanmak isterler.
ölüp ölüp dirilmektir her gördüğünde onu.
açık ve net söyleyeyim adamın ağzına sıçar.
peki ele avuca bir şey geçer mi?
koca bir hiç.
sevilen kişi her zaman ki gibi gözden kaybolup uzaklaşınca şunu anlar adem oğlu.
bu ayrılık çok acele gelmişti, daha doyamamıştım baharın rüzgarına çiçeklerin rengine.
''azrail geride bıraktıklarını asla ertelemez''
Sokrates'in öğrencisi Platoya duyduğu aşktan gelmektedir bu platonik aşk . Günümüzde farklı bir boyut kazanmıştır ama nereden geldiğini de bilmek gerek.
bir yerlerde görmüşsünüzdür onu. onu gördüğünüz an, bir titreme, donakalma, kalp atışlarında hızlanma olmuştur. bir an boşluğa düşersiniz. o boşlukta onun yüzü gelir gözünüzün önüne. aman ya güzel bir kız işte, deyip geçiştirirsiniz. işte aşk bu noktadan sonra başlar.
akşam eve gidersiniz, uzanırsınız günün yorgunluğunu üzerinizden atmak için. gözlerinizi kapadığınızda ilk olarak beliren onun yüzüdür. hayallere dalarsınız istemsizce. bakışlarındaki sıcaklık etkilemiştir sizi fark ettirmeden. yavaş yavaş başlamıştır yürek acısı. onu bir daha görebilir miyim, korkusu.
sonra ilk karşılaşılan yere tekrar gidersiniz, ve onu tekrar görürsünüz. sıcak gülümsemesini görürsünüz yine. o oradan gidene kadar bekler, fark ettirmeden izlersiniz onu. kalp atışınız yine olağan atış sayısının kat kat üstüne çıkmıştır. artık platonik olduğunuzun farkına varmışsınızdır. platonik aşık.
yapılacak ilk iş olarak onunla tanışmanız gerekmektedir. bir şekilde, zor olsa bile tanışmışsınızdır hayallerinizin başrol oyuncusuyla. aranızda samimi bir diyalog oluşmuştur. bu diyaloglar onu her gördüğünüzde tekrarlanır. ama bir türlü "seni seviyorum!" denilemez. zira, bir yumruk tıkanır boğazınıza. saçmalarsınız. ve bu diyalogları, iki arkadaşın diyaloglarından öteye götüremezsiniz.
işte platonik aşk'ın en acı yanı, deliler gibi sevip de, söyleyememek.
eğer gerçek bir ilişkiniz aşkınız bazı nedenlerden sona erdiyse ve siz hala seviyorsanız, platonik aşk kavramının en acısını yaşıyorsunuzdur. diğer platonikler bir şans sahibi iken siz o şansı çoktan tepmişsinizdir.