türk basınının, hükümetinin ve hatta askerinin günah keçisidir.
bir saldırı düzenlenir, ardından hemen 7 haberlerine yetişir "kanlı" görüntüler, yaralı mutlaka vardır ölü varsa da haber taçlanır daha bir bağırılır çağılır "teröre hayır" diye.
akabinde bir kaç tanınmış sima boy gösterir, slogan bellidir: "terörü lanetliyoruz".
cenaze görüntüleri gelir, mağdur çocuklar. inanılamaz bir aşağılıkla çocuklar üzerinden reyting pazarlaması yapılır. röportajlarda, yakınını kaybeden aileler durmadan pkk'ye beddua ederler falan falan.
bu senaryo bir yerlerden çok tanıdık değil mi?
şimdi madalyonun bize hiç gösterilmeyen diğer yüzüne dönmek istiyorum.
sınırlarımız dahilinde, kendimize dahi itiraf etmesek de ezilen haksızlığa uğrayan bir azınlık kesim var. yok mu? var. ve bu insanların sebep her ne olursa olsun -milliyetçilik, ekonomik sıkıntı, çeşitli ideolojik yönelimler- örgütlenmelerinden daha doğal bir şey olabilir mi? hayır. hatta bu örgütlenme dahilinde illegal faaliyetlerde bulunmaları, kendi vatanlarına sahip olmak istemeleri de çok özür dilerim ama zaten beklenendir. eğer basın her olayda pkk'ye sarılarak demogoji yapıyorsa, hükümet yıllardır süregelen bu soruna bir çözüm yaratmaktan acizse, askerse eli kolu bağlanmış biçimde vatandaşının ölmesini seyrediyorsa bu pkk'nin suçu değildir. suçlayansa etrafımızı çepeçevre kuşatmış şövenizme kapılan ve kendisinin neyle kandırıldığının farkına varmayan masum vatandaştır.
en basit örnekle, hırsız her daim varsa ve sen hırsız diye hırsızı suçlarsan zaten soyulmaya mahkumsun. kilidini sağlam yaptır, tahrik edici unsur barındırma, alarm taktır, yasalarını ona göre düzenle, caydırıcı yap, yap bir şeyler kardeşim. yakını ölen vatandaş o çok "iyi niyetli" basın kuruluşlarına konuşurken pkk'yi, teröristleri lanetlemeye devam etsin ama nerde bu asker, nerde bu polis, bunlar beni neden korumuyor demesin. benim ölmem yakınımın ölmesi geri zekalı bir "teröristle masaya oturmam" mantığından mı ileri geliyor diye sormasın. o pkk'yi lanetlesin. sussun, kurbanlık koyun gibi terörü lanetlesin. evet evet. terörü lanetliyoruz.
solculukla ilgisi olmayan şerefsiz oluşumdur. devrim devrim deyip dururlar ancak devrimciler, faşistler gibi kolay kolay adam öldüremez. halbuki ipne pkklılar beşikteki bebeğe bile kurşun sıkıp yanında poz vermişlerdir. haince ve kalleşçe saldırılar düzenleyip kürtleri savunduklarını düşünürler. ama bunlarda zeka da yoktur. çünkü yaptıkları katliamlarda kürtler de ölmektedir.
asıl açılımı poposu kuru kalmayanlar olan terör örgütü.
batı ülkelerinin ve bulunduğu çevredeki halkın desteğiyle varlığını bugüne kadar sürdürmüş.
1978 yılından beri ülkemizin başına bela olmakta, kan dökerek alınan topraklarımızı bizden ayırmaya çalışmaktadır.
kendi iç, gizli kripto yazısmalarını ermenice yapan, taşeron katil sürüsü. kimin kucagında zıpladıkları belli degil, gerçek olan tek şey kürt degiller. liderleri kürtçe bilmiyormuş.
ahmet türk'ün yatığı pkk silah bırakmalı demecinden sonra kendi grupları arasında da bürokratik çatışma dolayısıyla güçsüzleştiği ortaya konmuştur. pkk içinde gruplaşmalar olduğunu ve bu nedenle örgüt içinde anlaşmazlıklar ve huzursuzluklar olduğunu medyadan takip etmiştik. dtpnin şahinler kanadını temsilen emine ayna bu konuya "üzerlerine bomba yagıyorken nasıl silah bıraksınlar" şeklinde bir yaklaşım getirmiştir. pkknın asıl amacının sosyalist bir anarşik grup olduğu maskesi varmış gibi toplumun önüne sunmaya çalışmakta bi nebze. tabi ki o kadar salak değil emine ayna. ancak ve ancak yüzsüz ve haysiyetsiz bir kişilik. pkknın silah bırakmasının ne şartlarda olacağını belirleyecek olan türkiye cumhuriyeti olmalıdır. çünkü pkk bir terör örgütüdür. tabiki askeri müdahale yapmak yükümlülüğü vardır. bunun temel nedeni de üstünde durulan, pkknin silah bırakmasıdır.
(bkz: bölücü) bir terör örgütüdür. yazık ki tbmm 'de bu örgüte üye olmaktan hüküm giyip milletin vekili olduktan sonra serbest olarak dolaşma hakkı kazanmıştırlar.
1980 diyarbakır cezaevi'nde yaşananlar nedeniyle büyük bir katılım alan, türkçe meali kürdistan işçi partisi olan örgüt. güneydeki pdk* ve ynk* örgütlerinden farkı, onların sadece ırak'ta belli bölgelere hükmetmesine rağmen; pkk'nin dört parçadaki kürtlerin de desteğini almış olmasıdır. 2002 sonrası oluşan kürt ulusal bilinci nedeniyle iran, ırak ve suriye'den yoğun katılımlar alan örgüt. kürtler arasındaki feodallik, beylik/ağalık düzenini büyük ölçüde kırmış, kürtler arasında başgösteren alevi/sunni çatışmasını/nefretini ortadan kaldırmış, asimile edilmekte olan kürtçe dilinin kısmen aşınmasını engellemiştir. bunlar realitedir. asıl sorun şudur ki; bunca insanın ölümüne değermiydi bunlar? tartışılması gereken budur. yoksa sen terörist dersin diğer taraf kahraman der. bunlar tartışılacak konular değil.
aynı zamanda bilhassa 1990 sonrası da tıpkı 1980 dönemi gibi devletin gerek pkk'ya mesafe koyan radikal sol örgütlere, gerek de kürt sorununun barışçıl bir biçimde çözülebileceğine inanan kürt ve türk aydınlarına karşı tutumu, kürt ve türklerin ortak paydada buluştuğu örgütlerin bilhassa lider kadrolarının (yakın geçmişten örnek olarak tunceli'de örgütlü tikko'nun lider kadrosunun yokedilmesi, biraz daha uzak geçmişe bakacak olursak thko ve thkp, dev-sol) nokta operasyonlarıyla dağıtması gibi davranışlar da pkk'ya mesafeli yaklaşan birçok sol örgütü en azından aydın ve militan bazında pkk'ya yaklaştırmış, sanki bir el tarafından solun başka taraflardan algılanması için yoğun çaba harcanmıştır. ayrıyetten unutmamak gerekir ki, bugün pkk önderliğindeki kürt milliyetçiliği bilhassa diyarbakır cezaevi döneminden sonra türk milliyetçiliğine karşı olarak doğmuş ve boy vermiştir. pkk'ya katılımı güçlü biçimde arttıran muamelelerin hiç bir şekilde kabul görmesi söz konusu olamaz elbette. ancak günümüz için konuşursak bu, türk devleti'nin türk halkını daha çok sömürebilmesi için yoğun biçimde pompaladığı milliyetçiliği ıskalayıp da pkk'nın namlusunu devlete değil de masum halka yöneltmesinin bir bahanesi olamayacağı gibi bugün türk ordusunun kürdistan'da yaptıklarını tüm türk halkına maletmek tam da türk devleti'nin istediği biçimde türk milliyetçiliğini ve iki halk arasındaki düşmanlığı körüklemekten öteye gitmez.
pkk'yı en yoğun eleştirenlerden biriyim. ancak bir gerçeklik varsa, bugün pkk'nın durduk yere, rahatın kıçına batmasıyla ortaya çıkmadığıdır. geçmişte yaşananlar iyi tahlil edilmeyip, ağızdan kuduz köpek misali salyalar akıtılarak klavye delikalılığına başvurmak hiçbir şeyi çözmemiştir, bundan sonra da çözmeyecektir.
akp tunceli il başkanını dün gece 2 elamanıyla birlikte kaçırmış olan lanet bir örgüttür. bu kaçırılma olayını söylememin nedeni ise pek inanmadığımdandır. zira tunceli ve benzer doğu illerindeki iş adamları pkk nın nerde ne zaman olacağını gayet iyi bilir. yıllardır alışmışlardır artık bu gibi şeylere. aynı zamanda pkk da para ve lojistik destek konusu dışında pek bir muhattap olmaz. yani öldürme, kaçırma gibi. olay bu yönüyle çok tuhafıma gitti. işin içinden neler neler çıkabilir, bekleyip görecez. umarım ben yanılırım.
yapılan son çalışmalarla derin devletle derin ilişkileri olduğu öne sürülen ve bunun herzamanki gibi bizleri şaşırtmadığı patolojik oluşumlardan biri, kim bilir bilmediğimiz daha neler var.
örgütün tamamen yokedilmesi, bütün yönetici kadrosu ve militanlarının öldürülmesi durumunda kürt ve türk halkının sonsuza kadar kardeşçe yaşayacağını sanan güruhun ancak ta.şak geçecek cümleler kurabildiğini, iki kelime yazamayacak kadar birikimi olmadığını kısacası klavye şovalyesi olduklarını gösteren örgüt.
şimdiki gençler gözünü hayata açtıklarından beri pkk denen örgüt tc nin başına musallat. ama bize gösterilen ne bir isyancı örgüt. hayır pkk sadece isyancı bir örgüt değil. hangi örgüt allah ın her günü sizi kendi topraklarınızda hem de üst düzey subaylardan er düzeyindeki askerlere kadar hallaç pamuğu gibi atar soruyorum. bir gerçeği kabullenmek lazım pkk türk ordusunu adeta yutuyor fakat kimse farkında değil. kimse bana masal anlatmasın herkes biliyor eğer ki bir örgüt sizin askerlerinizi tc topraklarında şaşkına çevirip bir saldırıda 20 ye yakın şehit verdiriyorsa artık örgütle çatışma yapmıyorsunuz. pkk artık dizginlenemez bir güç olmuştur.
ama bu acı tablo üzerine daha da acı bir tablo çizmek istiyorum. belki de bu yazı bu saatte çok kişi yi kızdıracak. bir düşünelim pkk nın yaşaması kimlere fayda sağlar kimler sürekli el üstünde tutulur kimler pkk ile savaş halinden nemalanır. pkk olmazsa kimler gözden düşer. çoğu kişi anladı.
tc nin en üst düzey atanmış ve seçilmiş kişileri sorumludur. şaka değil ülke toprakları kabul edilen yerde tc birimleri kontrolü kaybetmiştir yıllardır ve halk kandırılmaktadır. kontrol devamlı olarak kaybedilmiştir. o bölgede yaşayan insanlarda dahil kendilerini tc vatandaşı olarak görmemektedirler. ama türkler hala uyumaktadırlar. artık fildişi kulelerden inip gözlerinizi doğu ya yani geldiğiniz yere çevirmenin zamanı geldi. yoksa geldiğimiz yere giden yollar kapanacak.
şerefsizliğin ve burada sayamadığım bir çok sıfatın son noktasına yani doruklarına erişmiş kanlı, adi, türk düşmanı kendine devrimci diyen bir terörist grup !
şu güzel yurdumda hala sosyalist bir örgüt olduğunu iddaa edilen örgüt. hani gerilla de; özgürlük savaşçıları de; terör örgütü de; ama sosyalist de me be kuzum!
sosyalizm i ne kadar biliyorsun da böyle konuşuyorsun? cahillik paçalardan akar iken bok atarsa böyle komik duruma düşersin!
adamların demokratik kanalları bile toprak ağası. böyle sol ideoloji mi olur?
ey bre arkadaşım!
yoksa sen ırkçılığı, milliyetçiliği türklern tekelinde mi sanıyorsun? kürtlerin, ermenilerin, yunanlıların milliyetçisi olamaz mı?
faşizmin yeri yurdu var mı sanıyorsun? faşizm her yerde göttoştur.