özellikle arthur schopenhauer'in ve benzerlerinin eserlerinden etkilenmiş insanların kapıldığı bir akımdır. bu ateistler hayatın tamamen anlamdan yoksun olduğu görüşünü savunurlar. aslında kendi içlerinde büyük çelişkiler yaşarlar çünkü ateizmin ne anlama geldiğini kendileri de tam olarak bilmemektedir ve içlerinde dinlerin varsayımlarını barındırıp ateist oldukları zaman bu tür bir pesimist dünya görüşüne sahip olurlar.
öncelikle ateizm görüşünün arka planına bakalım. ateizm'in varsayımı nedir? insan uzun bir evrim sonucu dünyaya gelmiş, fizyolojisi ve zihni tamamen fiziksel ve kimyasal olan bir varlıktır. insanın ruhu yoktur. bu tür pesimist ateistler ama insanın ruhu varmış gibi düşünür. halbuki materyalizmde benlik bir yanılsama olarak görülür. ama bu ateistler benliklerine tamamen sarılırlar. hayatı kendi benliklerinin sınırları içerisinde görürler. bir ateistin bu düşüncesi çok saçmadır. benlik sürekli değişir, hayat da değişir. ateizmin insana özgürlük veren duygusu budur. eğer bir insan olarak sürekli değişiyorsam, hayat da sürekli devam ediyorsa ölümden korkmanın bir manası yoktur. ben zaten her an ölüyor ve doğuyorum. benim benliğimin ölümü de buna benzerdir. hayatın anlamına dair ortaya çıkmış hümanizm ve varoluşçuluk felsefeleri de zaten hayata anlam vermekte ne kadar özgür olduğumuzu göstermektedir.
size tavsiyem schopenhauer ve nietzche kitaplarını çöpe atın. budizm ile ilgili kitaplar okuyun. hatta bir dine inanmak bile bu pesimist ateizmden daha sağlıklı ve gerçeğe yakın bir davranıştır.