adındaki swiss, zannediyorum ürüne "isviçre" bağlantısı kurdurmak için seçilmiş. zira marka bir türk markası ve ceo'su da vatandaşı tehdit ettiği bir paylaşılma gündeme gelmişti.
genellikle şok ve migros'ta görüyorum ve tabii ki almıyorum.
Herşey bir müşterinin üründen şikayetiyle başladı, müşteri gerçekten haklıydı ve ürün bozuktu. Ürünün bozulması doğrudan üreticiyle alakalı olmayabilir tabi, soğuk hava zinciri bir yerde kırılmış olabilir, mağazanın hatası olabilir vs vs.
Normalde olması gereken üretici firmanın bir teşekkürle bu hatayı telafi etmesiydi. Ancak ceo müşteriyle ağız dalaşına girdi ve tehdit etti. Bu durum haliyle sosyal medyada büyük tepki aldı. Çünkü insanlar tüketici alışkanlıkları gereği emtianın arkasında durmayan zorbalık eden üreticilere tepki gösterir. Bunu basitçe linç deyip geçiştiremezsiniz.
Sonra gördük ki üreticinin vergi beyanında usulsüzlükler, marka adında ihlaller falan filan da varmış.
Ben mesela bir çikolata aşığı olarak sırf isminden dolayı isviçre markası zannetmiştim ancak paketini kurcalayınca kelime oyunu olduğunu anladım. Ürünün kalitesini bilmiyorum o yüzden yorum yapamayacağım ama bir lindt, guylian hatta o beğenmediğiniz dibine kadar bütün fındıklı nussbeisser/nussknacker varken yüzüne bile bakmam.
saçma bir şekilde linç kültürü üzerinden üzerine gidilen marka. zeytin yağının içine girip banyo yapan adamlar fabrikalardan tiktok'a video attı da bu kadar konuşulmadı yahu. sorsan o hangi markaydı diye bilmezler ama kahvaltıda ekmeklerini bandırırlar her markaya, belki de o markaya ekmek bandırdığından bile haberi yoktur. tek kişinin mesajını tüm markaya yüklemek fiziki bir şey de yokken saçmalık gibi geliyor bana. ahah komik cidden.
Vergi kaçıran şirkete ve sahibine acımam. Ben çalışan olarak tıkır tıkır vergimi ödüyorsam bunlar da ödeyecek arkadaş. Bunlar ödemediği için ötv, mtv gibi garip garip vergiler ödüyoruz.
firmanın linç edilmesinin tek nedeni kurucusunun başarısının kıskanılması.
ben de defalarca aldım. ürünleri taze ve ve lezzetli. küf olayı da karalama kampanyasının parçası. kadının tek hatası bire bir polemiğe girmesi. sessizce tutsaydı bir avukat. firmamı kötülüyor diye dava açsaydı olay çok farklı gelişirdi.
arkadaşlar Türk patent kurumunun bazı vukuatlari var. sanırım her isteyene istediği marka adını patentliyor.
daha önce de yunus emre'nin "gelin tanış olalim" dizesini birine tapulamislardi da davalık olmuştu konu. sonra iptal edilmişti. burda da buna benzer bir durum söz konusu olabilir.
isviçreli firma, türkiye’de aynı isimle faaliyet gösteren marka ile herhangi bir ilgileri olmadığını açıkladı.
Patiswiss AG ayrıca, türkiye'deki Patiswiss Çikolata'ya karşı ticari marka kanunu kapsamında marka ihlalinden yasal işlem başlatılmıştır. Tek üretim tesisimiz isviçre'nin Gunzgen şehrinde bulunmaktadır, şeklindeki açıklamayı LinkedIn'den yayınladı.
isviçreli firmaya mARKA Patent ücreti, hakkı vs. Ödemeden nasıl olur da üretebilmiş, olabilir mi böyle bir şey?
Bir yanlışlık var bu işte bence. https://m.haberturk.com/p...ama-geldi-3680185-ekonomi
Patiswiss ya da başka marka beni ilgilendirmiyor ama bu firmaya gösterilen tepkinin minik bir kısmı, kaybedilen cumhuriyet değerlerine gösterilseydi eğer şimdi hukukun üstünlüğü, eğitimin kalitesi, ülke ekonomisinin durumu tartışılmazdı.
bir firmanın kalitesini marka değerini 3 şey belirler.
1. çalışanlarının kalitesi.
2. ürünlerinin kalitesi.
3. son kullanıcı tüketicilerine davranışı.
son yaşananlara bakarak...
maalesef tipik yurdum insanının iş anlayışı kapsamında davranan bir marka.
bir ürün veya hizmet eksiklik, hata içerebilir. üretim, sunum, kullanım vb aşamalarda bir sorun yüzünden hizmet-üründe eksiklik, hata, yanlışlık olabilir. bu durum markanın değeri ve kalitesini düşürmez.
konu özelinde örneklemek gerekirse; marka çikolata üretiminde hata yapmamış, raf ömrü açısından ürüne gerekli koruyucular türk gıda koteksi gerekli bakanlık talimatları gereği eklenmiş, üretim, ambalaj ile nakliye aşamasında iklimleme şartlarına uyulmuş olabilir.
satıcı olan kurum ürünü depolama ve sergileme esnasında talimatlara uymamış veya uymuş olabilir.
tüketici bu ürünü alıp (çikolata) açtığında ya da daha sonra tüketmek için açtığında saklama koşullarına uymadığı için ürünün küflü olduğunu görebilir.
tüm bunlar yaşanmış olup markanın bir suçu hatası olması bile çikolatasında küf gören müşteriye ister şirketin sahibi olun, ister ceo olun isterse şikayete gelen müşteriye "kime gelmiştiniz" diyen ister güvenlik ister danışmada personel olsun böyle avam bir şekilde davranamaz.
almış olduğu mikrodalga fırında yıkadığı kedisini kurutmak isterken kedisi ölen, almış olduğu çamaşır bulaşık makinesinde sebze-meyve yıkamaya kalkan ve ürünü bozulan insan yüzünden (bu yaşananlar şehir efsanesi değil) ürettikleri ürünlere "evcil hayvanları kurutmada kullanmayın, sebze meyve yıkamayın" uyarıları koyan markalar var.
bu markaların ceo veya başkanları ya da yöneticileri sözcüleri çıkıp kedisini mikrodalga fırında kurutanla, çamaşır bulaşık makinesinde sebze meyve yıkayanla amiyane tartışmalara girip sahip olduğu avukat ordusu ile tüketicileri tehdit etmiyor.
çünkü onların zeka ve akıl seviyeleri nelere yol açacağını anlayacak kapasitede olması yanında etik ve ahlak değerleri sorumlulukları oturmuş-içselleşmiş insanlar.
patiswiss özelinde değil, marka-ürün olarak bir şirket çok kaliteli ürün-hizmet sunabilir. çok kaliteli çalışanlar-idarecileri bünyesinde barındırabilir. enfes leziz ve sağlıklı bir yemek önünüze gelmiş, tam yemek için elinize kaşığı-çatalı aldığınızda yemeğin içine düşen bir sinek tüm yemeğin pis olmasına iğrenmenize neden olabilir.
sonuç olarak o yemekte kullanılan malzeme, o yemeği yapan şef, sunum için getiren garson, o yemek için hazırlanan mükemmel mekan bir anda değersiz olur ve o yemekten bir kaşık alıp ağzınıza götüremezsiniz.
bunun için markaların neden sonuç ilişkisine ve kriz yönetimine dikkat eden insanlarla çalışmak zorundadır.
Chpliler tarafından lince uğrayan firma bundan sonra bufirmanın ürünlerini ak partililer olarak kullanacağız ve kendi sosyal medyamız da paylaşacağız işallah.