üstad Necip Fazıl Kısaürek tarafından 1941-42 yılları arasında yazılan “Para” eserinde da bir banka patronu, O'nun ailesi ve yakın çevresinin hayatından bir kesit anlatılmaktadır.
piyesin baş aktörü, «hayata hakim küçük tedbirlerin, miskin hesapların adamı» bir Banka Patronudur.
para kazanmak uğruna herşeyi meşru görür; ama asla, ahlâksızlığının üstünü örterek namuslu görünmek gibi riyakâr bir tavır içine girmez. Hasılı, ahlâksızlığında samimi bir adamdır.
ayrıca, aile fertlerinden başlayarak, yanında çalıştırdığı ve toplumun çeşitli kademelerinde ilişkide bulunduğu namuslu ve dürüst görünen insanların çoğunluğunun samimi olmadığının da farkındadır.
Piyes’te gelişen hâdiselerin merkezinde para, öyle bir ölçüdür ki, insanların bütün içyüzünü olduğu gibi ortaya çıkarmaktadır...
Eser, ilk defa 1941-42 kışında istanbul Şehir Tiyatrosunda sahnelenmiştir.
Necip Fazıl manyağı kitap yazmış. Para için samimiyetsiz ilişkiler kuruluyormuş. Aynı necip Fazıl kumar bağımlısıydı.
Atv'de bir program yapıyorlar, yalıların sahiplerini anlatıyorlar. Sonra teknedeki adam diyor ki, ben yalıda oturma diyorum çünkü hepsinin sorunları var. Hasta oldu, şu oldu bu oldu.
Tamam ben de yalıda oturmuyorum da, zengin olanın bir derdi vardır, kaybı vardır, Allah para ile mutluluğu vermez edebiyatı yeni değil.
Para için koşturan milyonlar var ve bırak villayı, sitede ev bile en büyük hayali. Tabii ondan sonra da araba gelecek.
Sen mutsuzsun diye herkes depresyonda değil. Sen kendi sorunlarınla boğuşurken işini yürüten insanlar vardır.
Tamam tartışmanı yine yap da bir taraftan da işlerini halletmeye bak. Yoksa başkası gider aya, sen kalırsın yaya.
1. Osmanlı devletinde ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında kullanılan küçük para birimi:
1 akçe= 2 veya 4 mangır/ pul
3 akçe=1 para
40 para=1 kuruş
1 metelik= 10 para
100 kuruş=1 lira
2. Küresel dünyada değeri dolar ile ölçülen birim.
1 dolar=44,18 Türk lirası
3. (Dolar renginden ötürü) Yeşil ile simgeleştirilen nesne.
Bir kadın gazeteci, mesleğine ilk başladığı diyaloğu anlatır: patronu “yeşili takip edeceksin hep”, der ve anlayıp anlamadığını sorar. Orman, ağaç düşleyen gazeteci, yeşil ile anlatılanın para olduğunu, hemen her olayın sebebi veya sonucu olabileceğini öğrenir.
hani din kitapları ''Sefilleri en sefili'' diye bir yer tarif ediyor ya, işte o, bu dünya, para dünyası...
vaktiyle varmış, paranın geçmediği bir yer varmış.
insan oğlu oraya layık olmadığı için buraya atılmış. Şimdi buradan da oraya gitmek için, parasız pulsuz çalışanlar var.
geceleri yatakta dönüp duruyorum, yarın ne pişirsem diye. okul ücreti için bankaya yalvarmak, "bir ay öderim" demek. en çok canımı yakan? aynadaki o yorgun kadın. kirpiklerim dökülüyor stresten, ama gülümsüyorum sabahları. "güçlüyüz biz" diye.