yapay zeka insane zorluk seviyesinde bile vasat. hikaye doğru düzgün ilerlemiyor sürekli flashback yaşıyoruz derken iyice siktiri boktan şeyler yaşamaya başlıyor karakter ve oldukça saçma bir hal alıyor.
oynayış 4 yıl boyunca hiç mi hiç değişmemiş birkaç kamera yeniliği o kadarla sınırlı onun dışında korku öğelerini iyice aşağı çekip dini değerler ve iğrençlik üzerine yüklenmişler bilhassa bebekler üzerine yapılan iğrençlik.
en başta sizi oyunun sonuna kadar kovalayan ve altınıza sıçtıran hiç kötü yaratık yok. o demo'daki şekilsiz yaratığı sadece 1 defa gördüm desem ne kadar vasat kaldığını anlarsınız sanırım zira ilk outlast oyununda chris walker diye bir gerçek vardı ve oyunun sonuna kadar da bizi kovaladı. herifin nefesini ensemde hissetmek bile beni sikip atmıştı. bu oyunda ise sadece birkaç sahnede martha denen o şekilsiz kadın ve birkaç ne olduğu bile belli olmayan yaratıklar vardı. martha bile ne kadar sikko bir şekilde öldü amk.
ilk oyunda walrider'ın bize yaşattığı aksiyonu bu oyundaki tüm kötü yaratık ve adamları toplayın hiçbiri yaşatamaz. yani 4 yıl bekledikten sonra bu kadar vasat bir oyun ile karşımıza çıkmamaları gerekirdi.
outlast 1' i oynamamış biri olarak, bugün outlast 2' ye az bir göz gezdirdim, esasen bir 10-15 dakika kadar. Pek beğenmedim, belki bitirmeden elden çıkarırırım, belli olmaz.
not: ps4 sürümü için böyle yorumum, pc sürümü belki grafiksel olarak çok başarılı v.s. olabilir. ve yine sabah saatlerinde baktım, karanlık ve sessiz bir ortamda gece 2-3 sularında yorumum yüksek ihtimal değişebilir.
arkadaş çıldır çıldır çıldırıyorum dellendim bune lan psikolojim bozuldu. outlast 1 korkunçtu zaten arkadan kovalayan adamlar falan iğrençlik hatsafa gece 2 olmuş dayanamayıp çıktım oyundan. ama harika be .d
Efsane bir korku oyunu. Birincisinden sonra sabırsızlıkla beklemiştim fakat ekran kartım yetmiyor bunu oynamaya. Düşünüp düşünüp pcye virüs atıyor ve tekrar siliyorum.
Outlast ve whistleblower bitirwn biri olarak outlast 2yi eastergamers tvden izledim ama begendigimi soyleyemem konu gecisleri arasi kopukluk var baglantisi ne tam olarak cozemiyorsun. Gerilim acisindan guzel ama hikayesi dandik olmus umarim eklentisini falan guzel yaparlarda keyif aliriz.
Ayrıca okul sahnesine telefonda o amına kodumun rahibi yaratık formunda iken dil atıyor boynunuza doluyor ya dilinizi heh işte o sahne elm sokağında kabus film karakteri freddy krueger den alıntı.
ilk oyunda açık havada oynadığımız çok az bölüm vardı ve ona rağmen o kısımlar dehşet bayıyordu.
Bu oyunun yarısından fazlası açık mekanda geçiyor ve hem atmosferi öldürüyor hem de sıkıyor.
ayrıca özellikle oyunun başlarında sürekli, ben buraya daha önce de gelmemişmiydim aq diyebilirsiniz.
Oyunun youtube da oynanisini izlerken bile o karanlığın ve kasvetin içinde acayip geriliyorum. Oynamaya kalksam kalp krizinden geberip giderdim kesin. Ama konu olarak outlast in ve whistleblower in gerisinde kalmıştır. Ilk oyundalardaki oynayış tadını ve hikayesini yansıtmadı bana.
1. oyun kadar korkunç gelmedi nedense bana.
sanırım oyunun genel olarak doğada geçmesinden dolayı.
yani güzel oyun. yanında biri varsa eğer. oynanabilir.
birincisine kıyasla daha başarılı bulduğum outlast oyunudur. çoğu oyunsever genelde ilk oyunu tercih etse de ben tercihimi her zaman ikinci oyundan kullanırım. bunun da başlıca sebebi ikinci oyunun daha az tek düze hissettirmesidir. yanlış anlaşılmasın, oyunun yürüme simülatörü olmadığını ima etmiyorum. lakin 2. oyun en azından arada sırada beynimizi kullanmamızı gerektiren bir oyun. bir kere sadece koşarak bitirilebilen bir oyun değil zira artık staminamız var ve enerjimizi doğru kullanmamız gerekiyor. bazı sekanslarda yanlış tercihleri yaptığınız için defalarca ölebiliyorsunuz ve doğru tercihi deneyerek bulmanız gerekiyor. düşmanlar artık açık kapıları tekmelemiyor, kulpundan tutup açıyor. yavaşlatmak istiyorsanız kilitlemek zorundasınız. artık karanlıkta tamamen görünmez değilsiniz, düşmanların el fenerleri var. artık dar ve küçük alanlardan geçmek bile düşmanlardan kurtulmanızı garanti etmiyor, çünkü bu oyunda marta adlı bir karakter var ki bu oyunla alakalı en beğendiğim şey marta'dır. bu kadın elindeki kazma ile sizin geçebildiğiniz dar eşikleri parçalayabiliyor, bu da yetmezmiş gibi marta sizden hızlı koşabiliyor; dolayısıyla bu kadının ortama girdiğini ilan eden müziğin çalmaya başlaması bile oyuncuyu germeye yetiyor. oyunun en etkileyici yönlerinden birisi de atmosfer ve mekan seçimi. bu konuda ilk oyun da başarılıydı ancak ben bunu daha başarılı buluyorum. ıssız bir köy ve kafayı yemiş fanatik bir dini tarikat, mükemmel tercih. bir de oyunda kontrol ettiğimiz karakterin geçmişte din hayatıyla alakalı travmaları da işin içine girince ortaya keyifle deneyim edilecek fakat anlamak için kafa yormak gereken bir hikaye çıkıyor.