bana bazı sahnelerde stanley kubrik'in otomatik portakal adlı filmini anımasatan bir film oldu otobüs.
-kısmen spoiler-
otobüs'ün içindeki fare gibi görülen insanların her dışarıya çıktığında farklı şekilde bir cezaya uğrayıp ölmeleri ilginçti.
ekleme bir sahne olan; bu insanları kaçıran kişinin fahişeler tarafından soyulma sahnesi avrupadaki insanların içki ve seks ile nasıl sıfırı tükettiğini aktarmak ister gibiydi, filmin sonundaki, polisin "kimsiniz" sorusunu sorarken ekrandaki müthiş fotoğraf zihinlerden silinmeyecek kadar güzeldi..
toplu taşıma için güzel bir icattır. boyunu biraz uzun yapmaları lazım bu ülkede uzunlar da yaşıyor. ayakta kaldığımda sırtım değiyor tavana bitkisel hayata geçiyorum 1 saat boyunca.
Izlemeden uzun uzadiya yorum yapmak istemiyorum ama spoilerlardan anlasildigi kadar (agirlikli olarak eksidekiler, bizim sozlukte duzgun spoiler kullanan azdir zaten) turkler'den cok isveclileri orselemesi gereken filmdir.
Siklerinde olmaz, ayri mesele.
Ben yine de fasizmi falan gectim o kadar insanliktan cikmis olabileceklerini dusunemem. O donem icin bile olsa.
Yapısı itibariyle, sürücüsünden başka en az onbeş oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıttır. Troleybüsler de bu sınıfa girer.
kızların yolculuk esnasında kendilerini potansiyel oturucu, erkekleri ayakta gitmesi gereken insanlar olarak görmesi ne kadar acı. dedesi yaşındaki adama ama o erkek diye yer vermeyenler, gıcık olunmayı hakediyorsunuz.
yolculuk esnasında derin derin dalarsan neler düşündürüyor... hele kaptan olmak o arabada başka bir duygudur. arabaya son binersin, şöyle arkaya doğru ufak bir göz atarsın, oturursun koltuğuna 40 50 kişi çoluk çocuk yaşlı genç güveniyordur sana. bir sorumluluk hissedersin, tısırdayarak hareket etmeye başlarsın. gece olur arkadakiler sevdiklerini bekleyenleri düşünerek uykuya dalar. sen onları bekleyenine sevdiğine kavuşturmak için direksiyon sallarsın, yüktür bu kaptanlık vesselam... amaan amaan çok anlatılır otobüslerle ilgili şeyler.
1976 Tunç Okan çıkışlı bir filmdir, kadroda Tuncel Kurtiz'de yer alır.
bir otobüs dolusu adamın yurtdışına kaçak yoldan sokulması, dolandırılması, bu vatandaşların oradaki maceraları falan anlatılır. başlangıçta enteresan ve çekici görünsede beş para etmez bir filmdir.
ayrıca aziz nesin bu film için;
"bu film çok saçma, ben milletimi bilirim, o kadar türk bir otobüste isveç'in ortasında 1 hafta kalacak ve dışarı bile çıkmayacaklar, o kadar zamanda o türkler dışarı çıkar 3-5 sarışın hatun düdükler iki de kebapçı dükkanı açarlar" demiştir.
dün gece nerden estiyse artık açtım bir daha izleyerek gözden kaçırmış olabileceğim sosyolojik ve sinemografik öğeleri aradım ve bazı tespit ve eleştirilerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim:
* şaka lan şaka. denk geldim yutupta da izledim çok güldüm sonra da kapattım yattım zaten.
yazın iş çıkışlarında 'toplu katliam taşıtı'dır. uzun zaman gelmez sonra insanlar tıkışır içine, ter kokusundan, havasızlıktan ölmek üzereyken şükür yolculuk biter.
1974 yılında tunç okan bu filmi hem çektmiş hemde oyunculuğunu yapmıştır. tuncel kurtiz'in muhteşem oyuncu performansınıda es geçmemek gerekir. uzun yıllar türkiye'de yasaklı olduğu için gösterime giremedi. isveç'e kaçak işçi olarak götürülen insanlar köylerinden başka şehir görmemiştir. Stokholm'e vardıklarında şaşkınlıklarını ve çaresizliklerini konu alır. metronun içersinde açlıktan çöpleri karıştırırken isveç halkı tarafından bırakılan yumurta ve sosislerin plastik çıkması ve yüzlerindeki maskelerle köylüleri korkutmaları, sonunda ise polisler tarafından ite kaka zorla çekiştirilerek otobüsten çıkarılışları filmin aklımdan hiç çıkmayacak sahneleridir...
herkese renkli günler
metni sevilay saral tarafında yazılan bir tiyatro boğaziçi oyunu. bir otobüste yolculuk eden, yaşamları birbirinden farklı on kadın - bayan kahverengi, bayan yeşil, bayan turuncu, bayan kırmızı, bayan sarı, bayan mavi, bayan pembe, bayan siyah, bayan gri, bayan beyaz -; tesadüfen buluştukları bu yolculuk boyunca kendilerini namusu konuşur buluyorlar. oyuncuların oyunculukları bana göre mükemmele yakın. konu biraz sığ işlenmiş olmasına karşın, her zaman güncelliğini koruyan, her zaman bu ülkenin bir yarası olan konu. bazı gösterimleri sadece kadınlarayken, bazı gösterimleri de karmaymış. gidilip görülesi bir oyun.
Bu film çok saçma, ben milletimi bilirim, o kadar Türk bir otobüste isveç'in ortasında 1 hafta kalacak ve dışarı bile çıkmayacaklar, o kadar zamanda o Türkler dışarı çıkar 3-5 sarışın hatun düdükler iki de kebapçı dükkanı açarlar.
ne kadar şikayetçi olsak da minübüse binmemek fazla para vermemek için belki de dakikalarca beklediğimiz ve büyüyünce arabamız olsa da asla sevgisini kalbimizden hiç eksiltmeyeceğimiz toplu taşıma aracı.
seviyoruz seni otobüs!