halkın hiçbir zaman konuşmadığı, istanbul'daki saray yalakalarının bir dönem konuştuğu, orijinal olmayan, farklı dillerden parça alan, kulağa hoş gelmeyen saçma ve uyduruk bir dildir. öyle.
öğrenmesi oldukça zor olan dil.harflerden birkaç farklı kelimelerin türemesi işinizi zorlaştırıyor.arapçadan çok daha zordur.harf devrimini gereksiz bulanlara metinleri görmelerini tavsiye ederim.
terkipleri şahane olan aslî türkçe.
en basit bir vatandaşını bile şiir gibi konuşturan osmanlı'dan kalan bazı asker mektublarına göz atılırsa bugünkü bir kaç karakterle anlaşılmaya çalışılan mesajlaşmanın getirdiği yozlaşma daha iyi anlaşılır.
ben öğrenmek isterdim çünkü tarih sevdiğim bir dersti lisedeyken. bir de son zamanlarda muhteşem yüzyıl gibi diziler tarihi yapılara olan ilgimi artırdı. bazen ziyaretlerimde o yapılar üzerindeki yazıları okumak istiyorum.
Melez bir dildir . Fars ve arapçayla mix yapılmış türkçedir. Tabii ki türkçe demek de doğru değil belki. Cümlenin kuruluş tarzı türkçe ama sözlerin, kelimelerin kökeni türkçeden çok arap ve farsça. Azerbaycan şairi MuhammedHüseyn Şehriyar ne demiş ?
"TÜRKÜN DiLi TEK SEVGiLi-iSTEKLi DiL OLMAZ,
BAŞKA BiR DiLE KATSAN BU ASiL (əsil) DiL ASiL (əsil) OLMAZ."
Asil yanı əsil - gerçek demek.
Olmayan dildir.
Bahse konu dil eski türkçe'dir.
Osmanlıca ne amk.
selçuklular ne konuşurdu? Selçukluca mı?
Gaznelice, menteşe oğullarıca vb. Gibi saçma bir terimdir osmanlıca.
yaygın kanının aksine tek başına bir dil ya da türkçe'nin arap harfleriyle yazılışı diye tanımlanabilecek bir terim değil farklı dillerden oluşan bir ifade sistemidir. hem arapça hem farsça hem de türkçe dillerinin zenginliklerini birleştirdiğinden edebiyat için oldukça elverişli bir sistemdir. ancak söz konusu üç dilin gramer yapılarındaki farklılık ortaya çıkan bu ifade biçimini sistematikleştirmeyi imkansız hale getirmiştir. nitekim, osmanlı imparatorluğu'nun son dönemlerinde dahi bu yönde çalışmalar yapılmış fakat sistematikleşme tam anlamıyla sağlanamamıştır. daha net açıklamak gerekirse; osmanlıca, arap alfabesinin yapısı gereği kısa seslilerin genellikle yazılmadığı bir sistemdir. bu da adeta bir belirsizlik denizi oluşturmuştur. örneğin; eklenmek, eğlenmek ve enlenmek(genişlemek) sözcüklerinin osmanlıca yazı sistemindeki yazılışı aynıdır. bahsi geçen kelimenin hangisi olduğuna ancak metnin gidişatı yorumlanarak karar verilebilir. bu basit örnekteki belirsizliğin hukuki ya da bilimsel metinler gibi derin içeriğe ve mesleki jargona sahip metinlerde ne denli içinden çıkılmaz bir hal aldığını hayal edebilirsiniz. bu durum osmanlıca'nın sistemli, bilim yapmaya uygun ve gelişime açık bir sistem olmayışının en belirgin ispatı sayılabilir.
ayrıca, osmanlıca öğrenimini ve öğretimini ayrı bir konu olarak ele alabiliriz. medrese sisteminde, ileride okur yazar sınıfı oluşturacak çocuklara önce arapça ve türkçe öğretilir, daha sonra bu üç dili birleştiren yazı sistemi öğretilirdi. bu sistem osmanlıca okur yazarı olmanın tam anlamıyla sağlandığı geleneksel sistemdir. ancak günümüzde dünyanın siyasal düzeni ve içinde bulunduğumuz iletişim çağı, insanları bu şekilde bir eğitime tabi tutmayı imkansız kılmaktadır. bu nedenle harf devrimiyle birlikte osmanlıca akademik bir seviyede incelenmeye başlanmıştır. son dönemde bilinçsizce ve kuru siyasi söylemlerle osmanlıca'nın orta okul ve lise seviyesine indirilmesi bu sebeplerden ötürü haklı olarak eleştirilmektedir.