osmanlı devleti

entry689 galeri73
    637.
  1. psikolojik harp unsuru olarak eşi ve benzeri olman taktikleri vardır.

    bunlardan birincisi mehter takımıdır. günümüzdeki iki ileri bir geri, ceddin deden vb şeyler tamamen ittihatçıların uydurmasıdır.

    mehter takımı iki birlikten oluşur. ilk birlik askere moral desteği sunarken ikinci birlik ise düşmana psikolojik harp düzenlemiştir. ikinci birlik en korkutucu sesler çıkaran bir çok müzik aletleri kullanılmıştır. bu birlikteki davulcuların çıkardıkları ses o kadar yüksek korkutucu olmuş ki düşman askeri insanla değilde şeytanla savaşıyormuş gibi özgüvenlerini kaybetmişlerdir.

    aynı taktik 2.dünya savaşında naziler tarafından kullanılmıştır. savaşın sonlarına doğru nazi piyadelerinin kullandığı stg 44 adlı tüfek bilerek çok yüksek ateş sesi çıkarması için özel düzenek kullanılmış. her ateş sesiyle müttefiklere korku salmış. alman tankları olan panzerlerde yine yüksek ve korkutucu sesler çıkartması için özel mekanikler eklenmiş. savaşta moral çok önemlidir.

    osmanlının ikinci olarak kullandığı psikolojik harp taktiği de deliler birliğidir. bu deliler birliği ilk zamanlar ülkedeki akıl hastalarından seçilirdi. böyle korkusuz askerler düşmana ölümüne saldırır onları kokuturlardı. bu birlik aslında imha birliğidir. hem ülkedeki akıl hastalarından kurtulmak hemde düşmana saldırıp psikolojilerini bozup morallerini bozmak için kurulmuştur. zamanla ülkede akıl hastası sayısı birlik kurmak için yeterli olamayınca(her savaşta zayiat verirdi) lağvedilip yerine başka birlik kurulmuştur. bu birlikte deliler birliğine alternatif olarak kurulmuştur. kurulan birliğe yetim ve öksüzlerden oluşan erkekler seçilirdi. bu birlik kartal kanatları takarlardı, aslan, kaplan veya başka yırtıcı hayvanın kafalarını başlarının üstüne koyarlardı , korkutucu olmaları için özen gösterilmiş. (leh hussarlar aslında deliler birliğinin çakmasıdır.) seçilen bu birliğe afyon verilerek korkusuz bir intihar birliği oluşturulurdu. savaşta ilk saldıran birlik olduğundan düşmanın moral yapısını bozarlardı.

    aynı taktik daha öncede haşhaşiler tarafından kullanılmıştı. müritlere verilen afyon ve onları beyin yıkama odası denilen odada beyinleri yıkayıp ölüme gönderirlerdi.

    psikolojik harp çoğu savaşın kazanılmasında faydalı olmuşlardır.
    1 ...
  2. 636.
  3. 624 yıl hüküm sürmüş imparatorluk.
    2 ...
  4. 636.
  5. 635.
  6. 634.
  7. devlet adalet yapısını ve denetim zincirini devam ettiremediği için çöktü. her modern devlet gibi. darbeler de boşuna olmadı sonuçta.
    1 ...
  8. 633.
  9. yeniçeri, yeni osmanlılar, jön türkler ve ittihat ve terakki nin yaptıkları darbelerle çökmüş imparatorluk.

    osmanlının çöküşünü matbaaya falan indirgemek çok komik ve cahilce. asırlardır darbeyle tahtan indirilip yerine başka padişah getiren darbeciler yüzüne gitti imparatorluk.
    1 ...
  10. 632.
  11. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2030661/+

    Osmanlı Devleti Anadolu'ya ne bırakmıştı? 600 yıllık Osmanlı Anadolusuna bırakın bir köprü yapmayı, birdaha dönmemek üzere askerden başka birşey almamıştı... Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam kitabında bunu çok güzel özetler:

    ..... (Anadolu'nun içlerinde) köyler görürsünüz ki, insanlar yerin altında yaşarlar. Jeolojik devirlerin biriktirdiği eski yanardağ küllerini, tarih öncesi kazmaların eşi olan aletlerle delebilen insan, bir tepenin altında kendisine dam, oda, ahır, samanlık kovukları oymuştur. Bu kovukların içinde ağır, fakat daima serin bir hava bulursunuz. Testiler, küpler, kilimler, kaplar için duvarların içerisinde ayrı ayrı yerler oyulmuştur. Tepenin altını dolduran bu yeraltı evlerinin, bu mağara konutlarının bazen birinden diğerine geçilir. Havaya açılan deliklerden içeriye loş bir ışık sızan bu yeraltı dehlizlerinde, tarih öncesinin devrinin mağara adamı gibi dolaşırsınız.

    - Acaba hangi devirde, nerede yaşıyorum? dersiniz.

    Her şey sizden ayrı, her şey size yabancıdır. Bu alem sanki başka bir gezegenden kopmuştur. Başka bir çağdan arta kalmıştır. Toprağında çalı bile bitmeyen bu ölmüş dünya kabuğu üstünde öküzler, inekler, eşekler, ancak keçi kadardırlar. Dağda adına ekin denilen şey, ancak nasırlı ellerle yolunabilen, sıska, dağınık bir şeydir. "insanlarla hayvanlar bu kavruk bitkiden nasiplerini nasıl çıkarırlar?" diye düşünürsünüz. Tıpkı karataşlar gibi kavruk, tıpkı karataşlar gibi yüzyılların soğuğunda, sıcağında kuruya kuruya adına güzellik denilen hayatiyeti tamamen unutmuş mihnetli bir insan varlığı sizde acı düşünceler uyandırır.

    Gençleri ise, işte bu hayatı korumak için ve işte bu dünya nimetlerinin hakkını ödemek için yabancı cephelere götürülmüşlerdir. Bu mağaralarda kalanlar, o gidenlerin, hatta gittikleri memleketlerin isimlerini bile beceremezler:

    - Hasan kaliçadaymış (galiçya'da)... Mehmet arap içine gitti...

    - Neresi bu arap içi?

    - Bilmeyik ki... aha buradan iki aylık yolmuş..!

    Fakat jandarma, zaman zaman bu mağaralar alemine uğrar. Ya kaliçaya, ya arap içine yeni yeni askerler çağırır. Yahut köye, koynunda buruşmuş birtakım sarı kağıtlar bırakır. Bunlar, gidenlerden geri dönmeyecek olanların haberidir... Herkes bu sarı kağıtlarda adı çıkanların kovuklarına üşüşür. Buralarda ağlamak bile, ürkek, tıkanık, doyurmayan, içi boşaltmayan bir şeydir.

    Yalnız kalınca toprak sedirin üzerine uzanırsınız. Sırtınızda bir mezar serinliğinin ürpertileri dolaşır. Yaşarken gömüldüğünüz bu mezar içinde bir şey düşünmeye çalışırsınız:

    - Peki ama, biz bin yıl önce girdiğimiz şu anadolu topraklarına ne verdik?

    Selçuklular, Anadolu beylikleri, son imparatorluk hayalinizde canlanır. Basra Körfezi'nden Viyana’ya, Habeşistan'dan Hazar Denizi'ne kadar uzanan sahada geçen ve sizi bütün çocukluk hayallerinizle o kadar sarhoş eden şeyler, fetihler, istilalar, şanlar, alaylar; sarayların, vezirlerin hikayeleri gök yakuttan taçlar, köprüler, medreseler, camiler?

    - Peki ama, bu yayla ki imparatorluğun hem temeli, hem mihveriydi. Bütün yollar bu yaylada toplanır, bu yayladan dağılırdı. Burası kan ve can hazinesiydi. Buraya ne bıraktık? Birkaç yıkık kümbet, birkaç harap kervansaray, birkaç kale kalıntısı?

    Bir büyük masal ki, sonu hiçlikle biter....

    Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam.

    https://www.facebook.com/.../posts/10158554173394674/
    2 ...
  12. 631.
  13. türklüğü ayaklar altına alan bir devlet.
    0 ...
  14. 630.
  15. beylikken türklere ağamsın paşamsın ayağı çeken, imparatorluk olduktan sonra türkleri ve türk boylarını kapının önündeki it yerine koymayan devlet.

    tek cümlelik özeti budur.
    1 ...
  16. 629.
  17. Özellikle yıkılmasına yakın dönemlerde aydınlarında ciddi bir Fransız hayranlığı görüşen Türkiye Cumhuriyeti'nin selefi devlettir. Aydınlarımızın Fransız hayranlığı nedeniyle bugün dilimizde pek çok Fransızca kelime bulunmaktadır.
    0 ...
  18. 628.
  19. kurulus ve yukselme devrine kadar turkler devlet kademelerinde ağam paşam konumundalardı.

    ozellikle fatih doneminden itibaren devlet kademeleri devsirmelerle dolmustur. bu tarihten sonra ise turkler baris donemlerinde anadolu da tarla surmus vergi vermis, savas doneminde ise en onde sehit olmustur. sorarlarsa osmanli devleti turk devletiydi dersiniz.

    tum ameleligi cefakar anadolu halkı cekerken devletin sarayını parasını mevkisini devsirmeler kullanmistir.
    1 ...
  20. 627.
  21. asırlarca yan gelip yatmış devlettir. ta ki atatürk gelip kıçına tekmeyi vurana kadar. günümüz iktidarı da öyle işte. duayla, şükürle milleti ayakta uyutuyorlar. üretim yok, ekonomi bitik.
    0 ...
  22. 626.
  23. Biz osmanlıyız.

    Edit: 500 yıl hangi ara geçti bu arada. Işık hızına göre mi hesapladın bunu. *
    0 ...
  24. 625.
  25. Osmanlı imparatorlarının, Balkan ve Slav güzellerinden çocuklar yapması muhteşem bir hadisedir. Sürekli ve farklı ırklarla karışan hanedanın kanı tazelenip, yenilenmesi sayesinde doğan şehzadeler kan yapısı bakımından sağlıklı ve sağlam oluyorlardı. Avrupa'da süren savaşlar boyunca Habsburg Hanedanı, Hanedan içi evliliklere yönelerek hanedanın kan yapısı tazelenmediği için doğan hanedan üyelerinde kan hastalıkları çok görülmekteydi. ikinci olarak ise Balkan ve Kuzey ve Doğu Avrupa'dan alınan gayrimüslim köleler fiziki ve fenotipik bakımdan dayanıklı, diri ve iyi bir vücuda, narin ve hoş güzelliğe sahip kızlardı. Bu kölelerden yapılan çocuklar fiziki ve fenotipik bakımdan güzel-yakışıklı fenotipe ve dayanıklı fiziki şemallere sahip oluyorlar idiler. Üçüncü olarak ise hanedan bu alelade köleleri karıları yaparak kendi hanedanlarına karşı bir aile güç odağı oluşturmamaktadıydılar. Eğer Müslüman veyahut Hristiyan bir aileden bir kadınla evlenirlerse bu evlilik sebebiyle aile hanedana akraba bağıyla bağlandığı için, bu evlilik ailenin güçlenmesine sebebiyet verecektir lakin Fatih kendi döneminden itibaren mutlak iktidar gücü ve hakimiyeti sadece padişahın elinde bulundurmak için iktidarın güç odağına yerleşmiş bütün aileleri ya dejenere etmiştir ya da topyekun yok etmiştir. Kısacası hanedanının gayrimüslim kadınlarla evliliği sayesinde hem hanedan kan bakımından temiz, fiziki şemal bakımından sağlam, siyasi bakımdan ise "aşırı merkeziyetçilik" politikalarına zelal getirmeyen bir hadisedir.
    1 ...
  26. 624.
  27. 500 yıl geçmiş hala biz osmonloyoz diye övünenler azalarak bitin.
    0 ...
  28. 623.
  29. 622.
  30. 621.
  31. 620.
  32. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1976654/+

    Osmanlılar, Araplık ve Hilafet ...

    Tarihçi Abdul Raouf'a göre, Osmanlılar çöküş dönemine girdikten sonra hilafet ve halife unvanına önem vermeye başlamışlardır. Osmanlı padişahları Abdülaziz (1861-76) döneminden itibaren "Halife" unvanını kullanmış, ama bu başka sorunlar ve tartışmalara neden olmuştur. islami kaynaklara göre hilafelik sadece Arap Kureyş oymağının hakkıdır ve halifeler Arap-Kureyş soyundan olmalıdır. Türk olan Osmanlı hakanlarının halife unvanı kullanmaları Araplar arasında bir ulusçuluk ve bölücülüğün oluşmasına neden olmuş, Arap bilginler hilafetin tekrar araplaşması gerektiğini savunmuştur. I. Abdülmecid (1839-1861) yönetimi Bilad-ı Şam (Çağdaş Suriye, Lübnan ve Filistin) bölgesinde dini sorunlar, ve ayaklanmalar ile geçmiş, I. Abdülmecid reformlarından dolayı Bilad-ı Şam müslümanları tarafından hain ilan edilmiştir. 1860 yılında Bilad-ı Şam'ı gezen isabel Burton Araplar ve Türklerin birbirinden nefret ettiklerini yazmıştır. II. Abdülhamit döneminde Araplar açık açık Türklerin hilafeti Araplardan çaldığını, Araplardan başka hiç bir ulusun hilafet / halifelik üzeri hakkı olmadığını iddia etmişlerdir. (s.47-49) Araplara göre Tatar (Asya) yurdundan çıkmış Osmanlıların halife unvanını kullanmaya hakları yoktu. (s.51) Hatta Osmanlı hakanları aşağalamak için, padişahlar tarafından kullanılan "Han" unvanının Türkçe değil, Arapça olan "Hâne" (ihanet etmek) sözcüğünden çıktığını iddia etmişlerdir. (s.51-52)

    ▪︎ Kaynak;

    Lübnanlı Tarihçi Dr. Abdul Raouf Sinno, "Osmanlı'nın Sancılı Yıllarında Araplar, Kürtler, Arnavutlar", Çev; Ahsen Batur, Selenge Yayınları, istanbul 2011.
    2 ...
  33. 619.
  34. Batılılar dünyayı yöneten ülkeye pax sıfatı ekler. Pax Roma, Pax Ottoman, Pax Britanya, Pax U. S. A
    1 ...
  35. 618.
  36. 617.
  37. sancağa şehzade gönderilmemesi,gülam sisteminin bozulmazı yeniliğe açık olmaması vb.şeyler yıkılmasının sebebidir.zaman zaman zor dönemler geçirmiş zaman zaman da çok iyi dönemler geçirmistir baştaki padişahın yönetimine bağlı olarak.
    1 ...
  38. 616.
  39. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1965969/+

    Londra'daki Kraliyet Denizcilik Okulu'nun girişinde, 5,2 ton ağırlığındaki Osmanlı bronz topu sergileniyor.
    1 ...
  40. 615.
  41. avrupa'da müslümanlığın türklükle eş anlam olarak kullanılmasını sağlayan yüce türk devleti. bakmayın siz bu batıcı ecnebi hayranlarının bok atmasına. onlar ingiliz devletini, alman devletini, amerikan devletini överler sabah akşam.
    1 ...
  42. 614.
  43. kuruluş, yükselme ve duraklama dönemleri iyi anlaşılmalı. kuruluş döneminde bizans ile iş tutup diğer beyliklere dalmış, anadolu'ya gelen konar göçer türkleri başından rumeli ve kıbrıs'a savmıştır. bu, iskan politikası adıyla yutturulur. yülselme devrinde fatih, kanuni ve yavuz göz önüne alınırsa güçlü bir devlet olduğu görülür. öyledirde, fakat tarihimizin yüzkarası kardeş katli en çok bu dönemde yaşanmıştır. duraklama ve çöküş dönemlerineyse diyecek laf çok. dünya akla, ulusçuluğa, sanayiye ve bilime yönelmişken hepsinin tersini yapmıştır osmanlı.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük