osmanlı da eşcinsellik

entry123 galeri4
    34.
  1. 33.
  2. 32.
  3. zamanında imparatorluğu sarsan isyanlar çıkaran medrese mollalarının (bkz: medrese mollalarının çıkardığı isyanlar) arasında son derece yaygın olan eğilimdi.
    0 ...
  4. 31.
  5. 30.
  6. bugün lgbt nasil onur yuruyusleri yapabiliyorsa o zamanda ipnelik vardi yuruyus yapabilecek kadar ileri safhada degildi tabi. escinsellik teee hz. lut doneminden onceki devirlerde bile olan bir seydir. yeni degil. osmanlilar icad etmemistir. amac bok atmaksa az bir dusunun escinselligin olmadigi, zinanin olmadigi kac millet medeniyet vardi dunyada ?!
    3 ...
  7. 30.
  8. He Osmanlı'da varsa doğrudur o zaman sıkıntı yok hepimiz eşcinsel olalım(!) Nasıl bir kafa bu be?
    2 ...
  9. 29.
  10. diyelim ki eşcinseldi osmanlı.
    bana ne amına koyim,o da onların ibneliği.
    sizin gibi değiliz biz, eksi yanlarını da söyleriz her bokun.
    homofobiğim,gururluyum.

    not:doğuştan olanlara lafımız yok.
    4 ...
  11. 28.
  12. çin minyatürlerini bize kakalamayın iftira atmayın .
    4 ...
  13. 27.
  14. 26.
  15. hayvan gibi eşcinsellik vardı osmanlıda.

    cumhuriyete şükür.
    cumhuriyet insan olmaktır, ahlaklı olmaktır...
    (bkz: gayler padişah önünde resmi geçit yaparlardı/#28269106)
    2 ...
  16. 25.
  17. 24.
  18. saray daki oglanlar, heran hazır kıta beklerlermiş.

    not: padişah lale devrinde laleleri kimin için yolduğunu sanıyorsun.
    1 ...
  19. 23.
  20. Eşcinsellik dünyanın her yerinde ve zamanında var olmuştur. Bu sebeple osmanlı imp. paşalarının hepsinin eşcinsel olduğunu idda etmek nasıl yanlışsa, osmanlı da hiç eşcinsel paşanın olmadığını idda etmek yanlıştır.
    2 ...
  21. 22.
  22. utançlar içinde kalmamıza sebep olmuştur.
    Osmanlıdan gelenler yani bizler - bazı ırklar uzayda yaşıyordu o zamanlar - bunu saklamak için yıllarca çabaladık ama tüh ki başaramadık.
    Dünyanın hiçbir yerinde olmayan eşcinselliği tarihimizde bulundurduk.
    tüm dünyanın önünde kendimizden utanmalıyız ey evlad-ı osmanî.
    5 ...
  23. 21.
  24. Siz hala tüm padişahların abdestsiz gezmedigini falan mı sanıyorsunuz ?

    tüm zevklerden tatmak ile hükümlü padişah illa erkeğe erkeğe de bişeyler yaşamıştır.
    garipsememek gerek.
    5 ...
  25. 20.
  26. 2 tane resime bakarak 600 yıllık imparatorluğunun hepsini eşcinsel ilan eden vatan , millet düşmanlarını ifşa etmiştir , olmayandır.
    16 ...
  27. 19.
  28. Sanırım tarihin ilk lgbt'si Osmanlı saraylarında vuku bulmuştur.
    3 ...
  29. 18.
  30. yeni icat olmuş bir zevat var ve bunların ortak özelliği osmanlıyı kötülemek, yalan yanlış bilgilerle bütün osmanlı sultanlarının eşcinsel olduğuna dair bir kamuoyu yaratmaya çalışmak. aklı fikri seks de , eşcinsellikte olan bu grup , sanki sultanların yatak odasının şeceresini tutarmışçasına söylediklerinden o kadar eminler ki gören osmanlı sarayında herkes tutuğunu götürüyor sanır. aslında bize anlatmak istedikleri ellerinde osmanlı sultanlarının gücü olsa ilk yapacakları işi söylüyorlar. malum (bkz: şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler)

    işte bu gruba göre iç oğlan; saray içinde bedenini seks için kullanılan erkek demektir. (bu kadar basit)

    ama gerçek tanımı;

    osmanlı devleti'nin gelişme döneminde, daha büyük ve muvazzaf bir ordu teşkil etme ihtiyacı ile birlikte bu orduyu teşkil edecek insan kaynaklarını da tespit etme çalışmaları önem kazandı. aşiret kuvvetleri buna yetmediği için esirlerden faydalanma yönüne gidildi. ilk defa i. murad zamanında acemi ocağı kurularak savaşlarda alınan esirlerin beşte biri vergi olarak devlet tarafından alınıp bu ocağa yerleştirildi.

    bu esirler ocaklarda sınıflarına göre eğitilir ve çeşitli hizmetlerde kullanılırlardı. daha sonraları bu ocağa yeni kaynaklar bulmak için birtakım yeni imkanlar aranmıştır ki, bunların başında devşirmelik gelir. devşirme, hıristiyan tebaadan işe yarayacak erkek çocukların toplanmasıdır. bir de kuloğulları vardır ki, bunlar da babaları yeniçeri olan çocuklardır. yavuz selim dönemine kadar yeniçeriler evlenemezdi. yavuz döneminde evlenme müsaadesi tedricen verilmiştir. işte bu esirlerden alınan pençikler (beşte bir) , devşirmeler ve kuloğulları, acemi ocağı'nda toplanır, burada islam-türk geleneğine göre eğitilir ve çeşitli hizmetlere gönderilirlerdi. bunlardan bir kısmı da saray hizmetlerine verilirdi ki bunlara iç oğlanı denirdi. iç oğlanları çoğu zaman, özellikle padişah tarafından seçilirdi.

    saray için ayrılanların muayenesi saray ağasına aitti. bu muayene yapılırken ağanın yanında saray-ı amire hocası da bulunurdu. kıyafet (fizyonomi) ilmine vakıf olan bu hoca çocuğun simasiyle harici ahvalini tetkik ederken hassaten alnındaki çizgilere ve diğer alametlere bakarak uygun olanları seçerdi.

    bunların yakışıklı ve boylu poslu olmalarına da özen gösterilirdi. bunlar, eski ve yeni saraylara dağıtılır, burada geleneklere ve saray adabına uygun eğitilirlerdi. enderun'a da iç oğlanlar alınırdı. kabiliyet gösterenler saray hizmetinde alı konur, diğerleri derecelerine göre kapıkulu süvari bölüklerine dağıtılırdı. bunlar sıkı bir gözetim altında yetiştirildikleri için tam bir itaat ve terbiyeye sahip olurlardı
    1 ...
  31. 17.
  32. yaşar nuri hoca burada rezilliği açıkça ortaya koymuş, halil inalcık hocam zaten hakkında kitap yazmış... usta söleyince biz çıraklara laf etmek düşmez zaten... birilerinin kemalistleri cumhuriyeti ahlaksız ilan edip; osmanlıyı allahın ve peygamberin bir numaralı evlatları ilan edenlere duyurulur ! osmanlıda ki doğrudan bir eşcinsellik de değil; bildiğiniz genç yaştaki çocuk yaştaki erkekleri alı koymaktır... cinsel istismara uğratmaktır... https://www.youtube.com/watch?v=MgO3oIoyM5w
    2 ...
  33. 16.
  34. Bazı padişahlar hem vurdurur hem vurarmış işte olay budur .

    (bkz: hamam oğlanı)
    0 ...
  35. 15.
  36. Ecdadımıza bok atmak icin yapılmış uyduruk hikayelerdir. Osmanlı tebası ve yöneticileri her daim islamın gereklerini yerine getirerek yaşamışlardır asla yozlaşmamışlardır.
    2 ...
  37. 14.
  38. Sultana sunulan 1300lü yıllara ait Bir eserde şöyle geçmektedir. Kadın eti soğuk erkek eti sıcaktır. sıhhat bulmak istersen Kışın erkeklerle yazın kadınlarla birlikte olasın.
    2 ...
  39. 13.
  40. "sen kaplıcanın zevkıne bak var mı nazîri
    küngâh(götgah) temâşâsına gel havz-ı kebîri..."

    (mefûlü mefâîlü mefâîlü faûlün)

    (bkz: osmanlı da seks)
    0 ...
  41. 12.
  42. Gelibolulu Mustafa Ali on altıncı yüzyılda yetişen Ünlü Osmanlı tarihçisi. 1541 Gelibolu’da doğdu. Küçük yaşta tahsile başlayıp yirmi yaşında medreseden mezun oldu.

    Mihr-ü Mah adlı eserini şehzade ikinci Selim’e takdim ederek divan kâtipliği vazifesine atandı. Daha sonra Şam beylerbeyi Lala Mustafa Paşanın divan kâtipliğine tayin edildi. Mustafa Paşanın Mısır beylerbeyi olması ile birlikte Mısır’a gitti. Bir süre sonra Mustafa Paşa, Mısır beylerbeyliğinden alınınca, Manisa’daki Şehzade Üçüncü Muradın musahipleri arasına girdi. Oradan Bosna Beylerbeyi Ferhat Paşanın divan kâtipliği vazifesine tayin edildi.

    Sultan Üçüncü Murad Han devrinde Gürcistan beylerbeyliği ve divan kâtipliği görevlerinde bulundu.

    Sultan Üçüncü Mehmed tahta çıktığı zaman mir-i miran rütbesiyle Şam valiliğine tayin edildi.

    Son olarak kendisine Cidde emirliği verilen Mustafa Ali bu vazifesine Mısır ve Mekke yoluyla giderek hac farizasını yerine getirdi. 1600 senesinde Cidde’de vefat etti.

    iyi bir şair olarak adını yazdırmasının yanı sıra şerh edebiyatımızda mühim yer edinmiştir. Sultan Üçüncü Murad’ın şiirlerinin şerhini yapmıştır. Nefi gibi bazı şairlere mahlas vermesi onun şiirimizin ustalarından olduğunun açık delilidir.

    Asıl başarı alanı tarihtir. Künhü’l-Ahbar adlı tarih eserinde, sadece Osmanlı tarihini değil, Peygamberler tarihi, islam tarihi, Türk ve Moğol tarihini de anlatmıştır.

    TOPLUMSAL KURALLARI YAZDI

    ‘’Künh-ül-Ahbar" en büyük eseridir. Diğer eserlerinden bazıları Heft Meclis, Nadir-ül-Maharib, Menâkıb-I Hünerverân, Âdab, Hülâsâtü’l-Ahvâ der-Letâfet ‘tir.

    Sultan Üçüncü Murad Hanın isteği üzerine yazdığı Kavaidü’l-Mecalis adlı eserde çeşitli sınıf, sanat ve mesleklere mensup insanların nasıl hareket edeceklerini, nasıl giyineceklerini, kısacası topluluk içinde adaba uygun yaşamak için neler yapmak ve neleri bilmek gerektiğini anlatmıştır.

    "Nushatü's-Selâtin" adlı eseri sosyal hayatla ilgilidir. Doğu dünyasındaki siyasetname geleneğinin bir örneği olan bu eser, padişahlara yol göstermek üzere yazılmıştır. Bu eser o devrin siyasi ve sosyal durumunu göstermesi bakımından önemlidir... Padişahın devlet idaresi sırasında yapması gereken işleri anlatır.

    OĞLANCILIĞI ANLATTI

    Osmanlı ve Padişahlar ile ilgili derin tecrübe ve bilgi sahibi olan Mustafa Ali’nin ‘’Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları’’ adında 2 cilt, muhafazakar Tercüman yayınlarından çıkmış olan kitabının sekizinci bölüm başlığı ‘’Bıyığı terlememiş ve sakalı çıkmamış olanlar takımını anlatır’’ tanımı ile büyük harflerle yazılmıştır.

    Son günlerde tartışılmakta olan gündemdeki yerini sabitlemiş ‘’Muhteşem Yüzyıl’’ dizisinin kıyamet koparan harem sahneleri bir kenara, kitapta anlatılan o dönemin oğlancılık kavramını tüm çıplaklığı ile anlatmaktadır.

    Bölümde o dönemde tüyü çıkmamış sakalı bıyığı çıkmamış oğlanların, cazibeli kadınlardan da çok ilgi gördüğü tercih edildiği anlatılıyor. Civanlarla arkadaşlık etmek aşikâr olmuş, çekinmeden oturak âlemlerinde yolculukta her yerde yanlarında dolaştırmaya başlamışlar, aynı dönemde ay yüzlü kadınları asla yanlarında taşımaz birlikte bulunmazlarmış.

    Kitabın 59 ve 60. Sayfalarında bakın nasıl anlatılmış yaşananlar:

    “Çünkü sevilen kadın bölüğünün namahremleri avan korkusundan gizli tutulur. Şimdi ise civanlarla arkadaşlık onlarla düşüp kalkma yolunda bir kapıdır ki bu kapı gizli, aşikâr hep açıktır.

    Tüysüzler soyundan namert lokması olanların çoğu Arabistan piçleri ve Anadolu Türklerinin veled -i zinalarıdır, onların sürdüğü güzellik ve cazibe süresini hiçbir diyarın tüysüzleri sürmez.

    Niceleri otuz yaşına varıncaya kadar güzel yüzünde gönlünde üzüntü olacak kıl görmez. Türk çocukları Arabistan’daki ele avuca sığmaz civelek çocuklar güzellik yönünden hepsinden kısa ömürlü olurlar.

    20 yaşlarına vardıkları gibi rağbetten düşerler ve aşıkların işinden kalırlar. Ama içel civarları Edirne, Bursa ve istanbul'un ince bellileri her yönden kusursuzlukta ve güzellikte onlardan ileridir.

    Güzelliği ve cazibesi eksik olanların ise çeke—çevire tazelikleri ve tatlı kılan naz ve cilve ile sevimli gösterir. Ama Kürt tüysüzleri, anadan—doğma evbaş olanların tecrübesine göre sağlıklı, yumuşak ve uysal imişler ve her ne teklif olunsa dinleyip yapmaları çok olurmuş. Hele bellerinden aşağısını kına ile boyatır, dizlerine ininceye kadar boyanarak kendilerini süslerlermiş.

    Özellikle Çoğu ince—belli ve uzun—boylu olurlar. Kendilerini teslim ettikleri sırada her uzvuyla birlikte yumuşaklık gösterirlermiş. Sözün kısası görünüşte yumuşak davranmakta, aslında karşı durmakta içel güzellerinin çoğu inat ederlermiş.

    Buna göre bunların vuslat nimeti bu- yükler için vardır. Yanlarında gezen aşıklarını bahtsız ettikleri ve parasız pulsuz bıraktıkları meydandadır, derler. Ve iki gencin fırsat vaktinde birbirinden yararlanması, yahut birisi ötekini sarhoş edip üstüne çıkması, değmede mümkün olmayacak bir iştir, diye anlatıp söylerler.

    Sözün kısası, ün almış güzel yüzlülere rağbet edip karşısında gümüş—servi endamlı. Uzun boylu, salınarak yürüyenleri kullanmak isteyenler Rumeli köçeklerinden şaşmasınlar. Kul cinsinin de Yusuf çehreli Çerkeslerinden ve Hırvat asıllıların nefesleri mis kokanlarından sakın usanıp bezmesinler.

    Gerçi içel mahbuplarında da nazeninler olur lakin çoğu vefasız insanı üzmek isteyen cefacı güzellerdir. Onlara sahip olanların huzuru ve rahatı az bulunur. Ama Arnavut cinsi de gerçi âşıkların gönüllerini alırlar, bu kadar var ki gayet inatçı olurlar.

    Ama Gürcü, Rus ve Görel cinsi, öteki esnafın gübresi gibidir. Onlara bakarak Macar soyundan olanlar, başka tayfaların tabiata uygun ve makbul olanlarıdır.

    Gel gelelim, çoğu efendisine, hıyanet eder; düşüp kalkmalarından, davranışlarından her kişi onların çirkin yönlerini görür. Şaşılacak olan budur ki Mısır evbaşları Habeşlilere düşkündür. Araya soğukluk girer, her biri insanın samurudur, derler. Aslında yatak hizmetinde usta olurlarmış, yani esbap buhurlamayı, yatak ve yastık döşemeyi candan isterlermiş. Erkeğinde, dişisinde adamlık belli imiş: her ne semte görülürse uysal ve güzel davranarak yumuşaklık göstermeleri kolaymış.”

    işte Mustafa Ali’nin ağzından Osmanlı’da oğlancılığın hangi boyutlara geldiğini, kadınlarla birlikte olmaktan daha fazla tercih edildiğini anlatan satırlar böyle. Muhteşem Yüzyıl dizisindeki aşk sahnelerine tepki gösteren islamcılar, Osmanlı resmi tarihçisi olan Mustafa Ali’nin bu satırlarını nasıl yorumlayacaklar bilemiyoruz. Ancak söz konusu kitabın muhafazakar Tercüman Yayınlarından çıktığı ve yayınevinin sahibi olan Ilıcak Ailesi’nden Nazlı Ilıcak’ın olayları protesto eden Milli Görüş’ün partisinden bir dönem milletvekili olması ise ayrı bir çelişki gibi duruyor.
    1 ...
  43. 11.
  44. Gelibolulu Mustafa Ali on altıncı yüzyılda yetişen Ünlü Osmanlı tarihçisi. 1541 Gelibolu’da doğdu. Küçük yaşta tahsile başlayıp yirmi yaşında medreseden mezun oldu.

    Mihr-ü Mah adlı eserini şehzade ikinci Selim’e takdim ederek divan kâtipliği vazifesine atandı. Daha sonra Şam beylerbeyi Lala Mustafa Paşanın divan kâtipliğine tayin edildi. Mustafa Paşanın Mısır beylerbeyi olması ile birlikte Mısır’a gitti. Bir süre sonra Mustafa Paşa, Mısır beylerbeyliğinden alınınca, Manisa’daki Şehzade Üçüncü Muradın musahipleri arasına girdi. Oradan Bosna Beylerbeyi Ferhat Paşanın divan kâtipliği vazifesine tayin edildi.

    Sultan Üçüncü Murad Han devrinde Gürcistan beylerbeyliği ve divan kâtipliği görevlerinde bulundu.

    Sultan Üçüncü Mehmed tahta çıktığı zaman mir-i miran rütbesiyle Şam valiliğine tayin edildi.

    Son olarak kendisine Cidde emirliği verilen Mustafa Ali bu vazifesine Mısır ve Mekke yoluyla giderek hac farizasını yerine getirdi. 1600 senesinde Cidde’de vefat etti.

    iyi bir şair olarak adını yazdırmasının yanı sıra şerh edebiyatımızda mühim yer edinmiştir. Sultan Üçüncü Murad’ın şiirlerinin şerhini yapmıştır. Nefi gibi bazı şairlere mahlas vermesi onun şiirimizin ustalarından olduğunun açık delilidir.

    Asıl başarı alanı tarihtir. Künhü’l-Ahbar adlı tarih eserinde, sadece Osmanlı tarihini değil, Peygamberler tarihi, islam tarihi, Türk ve Moğol tarihini de anlatmıştır.

    TOPLUMSAL KURALLARI YAZDI

    ‘’Künh-ül-Ahbar" en büyük eseridir. Diğer eserlerinden bazıları Heft Meclis, Nadir-ül-Maharib, Menâkıb-I Hünerverân, Âdab, Hülâsâtü’l-Ahvâ der-Letâfet ‘tir.

    Sultan Üçüncü Murad Hanın isteği üzerine yazdığı Kavaidü’l-Mecalis adlı eserde çeşitli sınıf, sanat ve mesleklere mensup insanların nasıl hareket edeceklerini, nasıl giyineceklerini, kısacası topluluk içinde adaba uygun yaşamak için neler yapmak ve neleri bilmek gerektiğini anlatmıştır.

    "Nushatü's-Selâtin" adlı eseri sosyal hayatla ilgilidir. Doğu dünyasındaki siyasetname geleneğinin bir örneği olan bu eser, padişahlara yol göstermek üzere yazılmıştır. Bu eser o devrin siyasi ve sosyal durumunu göstermesi bakımından önemlidir... Padişahın devlet idaresi sırasında yapması gereken işleri anlatır.

    OĞLANCILIĞI ANLATTI

    Osmanlı ve Padişahlar ile ilgili derin tecrübe ve bilgi sahibi olan Mustafa Ali’nin ‘’Görgü ve Toplum Kuralları Üzerinde Ziyafet Sofraları’’ adında 2 cilt, muhafazakar Tercüman yayınlarından çıkmış olan kitabının sekizinci bölüm başlığı ‘’Bıyığı terlememiş ve sakalı çıkmamış olanlar takımını anlatır’’ tanımı ile büyük harflerle yazılmıştır.

    Son günlerde tartışılmakta olan gündemdeki yerini sabitlemiş ‘’Muhteşem Yüzyıl’’ dizisinin kıyamet koparan harem sahneleri bir kenara, kitapta anlatılan o dönemin oğlancılık kavramını tüm çıplaklığı ile anlatmaktadır.

    Bölümde o dönemde tüyü çıkmamış sakalı bıyığı çıkmamış oğlanların, cazibeli kadınlardan da çok ilgi gördüğü tercih edildiği anlatılıyor. Civanlarla arkadaşlık etmek aşikâr olmuş, çekinmeden oturak âlemlerinde yolculukta her yerde yanlarında dolaştırmaya başlamışlar, aynı dönemde ay yüzlü kadınları asla yanlarında taşımaz birlikte bulunmazlarmış.

    Kitabın 59 ve 60. Sayfalarında bakın nasıl anlatılmış yaşananlar:

    “Çünkü sevilen kadın bölüğünün namahremleri avan korkusundan gizli tutulur. Şimdi ise civanlarla arkadaşlık onlarla düşüp kalkma yolunda bir kapıdır ki bu kapı gizli, aşikâr hep açıktır.

    Tüysüzler soyundan namert lokması olanların çoğu Arabistan piçleri ve Anadolu Türklerinin veled -i zinalarıdır, onların sürdüğü güzellik ve cazibe süresini hiçbir diyarın tüysüzleri sürmez.

    Niceleri otuz yaşına varıncaya kadar güzel yüzünde gönlünde üzüntü olacak kıl görmez. Türk çocukları Arabistan’daki ele avuca sığmaz civelek çocuklar güzellik yönünden hepsinden kısa ömürlü olurlar.

    20 yaşlarına vardıkları gibi rağbetten düşerler ve aşıkların işinden kalırlar. Ama içel civarları Edirne, Bursa ve istanbul'un ince bellileri her yönden kusursuzlukta ve güzellikte onlardan ileridir.

    Güzelliği ve cazibesi eksik olanların ise çeke—çevire tazelikleri ve tatlı kılan naz ve cilve ile sevimli gösterir. Ama Kürt tüysüzleri, anadan—doğma evbaş olanların tecrübesine göre sağlıklı, yumuşak ve uysal imişler ve her ne teklif olunsa dinleyip yapmaları çok olurmuş. Hele bellerinden aşağısını kına ile boyatır, dizlerine ininceye kadar boyanarak kendilerini süslerlermiş.

    Özellikle Çoğu ince—belli ve uzun—boylu olurlar. Kendilerini teslim ettikleri sırada her uzvuyla birlikte yumuşaklık gösterirlermiş. Sözün kısası görünüşte yumuşak davranmakta, aslında karşı durmakta içel güzellerinin çoğu inat ederlermiş.

    Buna göre bunların vuslat nimeti bu- yükler için vardır. Yanlarında gezen aşıklarını bahtsız ettikleri ve parasız pulsuz bıraktıkları meydandadır, derler. Ve iki gencin fırsat vaktinde birbirinden yararlanması, yahut birisi ötekini sarhoş edip üstüne çıkması, değmede mümkün olmayacak bir iştir, diye anlatıp söylerler.

    Sözün kısası, ün almış güzel yüzlülere rağbet edip karşısında gümüş—servi endamlı. Uzun boylu, salınarak yürüyenleri kullanmak isteyenler Rumeli köçeklerinden şaşmasınlar. Kul cinsinin de Yusuf çehreli Çerkeslerinden ve Hırvat asıllıların nefesleri mis kokanlarından sakın usanıp bezmesinler.

    Gerçi içel mahbuplarında da nazeninler olur lakin çoğu vefasız insanı üzmek isteyen cefacı güzellerdir. Onlara sahip olanların huzuru ve rahatı az bulunur. Ama Arnavut cinsi de gerçi âşıkların gönüllerini alırlar, bu kadar var ki gayet inatçı olurlar.

    Ama Gürcü, Rus ve Görel cinsi, öteki esnafın gübresi gibidir. Onlara bakarak Macar soyundan olanlar, başka tayfaların tabiata uygun ve makbul olanlarıdır.

    Gel gelelim, çoğu efendisine, hıyanet eder; düşüp kalkmalarından, davranışlarından her kişi onların çirkin yönlerini görür. Şaşılacak olan budur ki Mısır evbaşları Habeşlilere düşkündür. Araya soğukluk girer, her biri insanın samurudur, derler. Aslında yatak hizmetinde usta olurlarmış, yani esbap buhurlamayı, yatak ve yastık döşemeyi candan isterlermiş. Erkeğinde, dişisinde adamlık belli imiş: her ne semte görülürse uysal ve güzel davranarak yumuşaklık göstermeleri kolaymış.”

    işte Mustafa Ali’nin ağzından Osmanlı’da oğlancılığın hangi boyutlara geldiğini, kadınlarla birlikte olmaktan daha fazla tercih edildiğini anlatan satırlar böyle. Muhteşem Yüzyıl dizisindeki aşk sahnelerine tepki gösteren islamcılar, Osmanlı resmi tarihçisi olan Mustafa Ali’nin bu satırlarını nasıl yorumlayacaklar bilemiyoruz. Ancak söz konusu kitabın muhafazakar Tercüman Yayınlarından çıktığı ve yayınevinin sahibi olan Ilıcak Ailesi’nden Nazlı Ilıcak’ın olayları protesto eden Milli Görüş’ün partisinden bir dönem milletvekili olması ise ayrı bir çelişki gibi duruyor.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük