osmanlı da cinsellik

entry11 galeri0
    1.
  1. Kösem sultan sarayda tek söz sahibi kadın olmak için,
    Oğluna gay haremi kurdurmuştur.
    10 ...
  2. 2.
  3. vatana hainlik eden kim varsa sadrazam veya vezir yada yeniçeri ağaları tarafından tezgah altında işlemden geçirilirmiş.
    1 ...
  4. 3.
  5. 4.
  6. Sarayda en büyüğü yaşanırmış
    Padişahın kırk karısı, haremi varmış
    7 ...
  7. 5.
  8. yoktur.

    osmanlı da insanlar at rahminden çıkarak hayata gözlerini açmıştır.
    4 ...
  9. 6.
  10. "tuttuğunu sikmek" şeklindedir.
    1 ...
  11. 7.
  12. öyle bir anlatılıyor ki sanki osmanlıda padişah harem kurup 50 karısı olup saraydan çıkmıyor hergün sekis oynaş aşna fişne yemek müzik. eee bu sefere atla çıkan savaşa katılan kişiler kimdi vezir felan mı ?

    biri bir hikaye uyduruyor diğerleride inanıyor sorgulama yok tarihçilerde adam akıllı çıkıp doğruyu anlatmıyor. taraf tutup hep kötüyü anlatıyor ya da hep övüyor.

    tabi osmanlıda padişah olanında hatası olmuştur. şimdi dini bütün bir sülalede zinakar alkolik madde bağımlısı biri varsa o aile komple öyle mi oluyor?

    mesela haremlik selamlık vardır. kadın erkekler beraber oturmaz. kadınlar bir yerde erkekler bir yerde. ama haremi duyan oooo abi orda kesin sekis dönüyor.

    yok osmanlıca dili ve edebiyatı yok arap alfabesi. osmanlıca bir dil değildir alfabeside arap ve fars alfabesinden esinlenmiştir.

    japonca yı görüp çince sanar aklını kiraya verenler. ha osmanlı süper miydi eleştirilebilir. tarih olarak geçmişini kötüleyen başka bir millet yoktur heralde.
    2 ...
  13. 8.
  14. osmanlı'da oğlancılık diye google amcaya yazmanız yeterli...
    3 ...
  15. 9.
  16. Sözlükte hiç bir yazarın seks hayatı Osmanlı haremindeki kadar renkli olmamıştır muhtemelen.
    1 ...
  17. 10.
  18. Mercimek Ahmet'in, Sultan ikinci Murat şerefine Türkçeye çevirdiği Kabusname 500 yıldır dünyaya mevsimlere göre nasıl seks yapılacağını öğretiyor.

    Tarihi gerçeklere dayanarak kitabın 11'inci yüzyıl sonlarında yazıldığı tahmin ediliyor. Yazarının adı kısaca Keykavus. Eser Farsça kaleme alınmış. Kitap, yazarın oğluna verdiği bilgileri ve tavsiyeleri derli toplu bir hale getirmesinden oluşuyor. Zaten kitabın asıl adı 'Nasihatname' yani bir çeşit öğütler kitabı. Buna rağmen nasihatname yerine yazarın dedesinin adından gelen 'Kabusname' ismi tercih edilmiş. Kitap ingilizceye, Fransızcaya, Almancaya ve Rusçaya da çevrildi.

    Kabusname'de en dikkat çekici kısımlar cinsellikle ilgili öğütlere yer verilen baplarda yatıyor. 15'inci bap 'Cimada faidelisin ve ziyanlısın beyan eder' başlığını taşıyor. 14'üncü babın konusu 'Aşıklık keyfiyen beyan eder.' Eş seçerken nelere dikkat edilmeli gerektiği üzerine yazılmış 26'ncı bap ise 'Avret alacak nice avret ala ve nice dirlik ede, anı beyan eder' başlığı altına alınmış.

    Seks ne vakit yapılmalıdır?
    15'inci bölüm kitabın en renkli bölümü. Bu bölümde seksin ne zaman yapılması gerektiği ve cinsellikte nelerden kaçınmak gerektiği ayrıntılı olarak anlatılıyor. Mercimek Ahmet, bu bölümün ilk cümlesinde şöyle diyor: 'Şöyle bilmiş ol ey oğul ki, cima etmek dünyanın lezzetlerinden bir ulu lezzettir.' Yalnız hemen ardından sekse kendini çok kaptırmanın zararlarından da bahsetmeyi ihmal etmiyor. 'Amma bunun lezzetine aldanıp çok meşgul olma, ta ki temelin aşınıp göçmeye!' Mercimek Ahmet'e göre yatakta ölçüyü kaçıran, sermayeden yemeye başlamış oluyor. Ama alınan haz nedeniyle insanın kendisini seksten yoksun bırakmaması öğütleniyor: "Çok cima etmenin ziyanı var amma az etmeğin dahi ziyanı var. Demek ki her nesne orta kararda iyidir. Ol dahi gayet arzu ile hoştur."

    Kabusname'de kendini dizginleyemeyen seks bağımlılarının yapması gerekenlere de açıklık getirilmiş: 'Ve eğer kendini yenemesen bari sevdiğinle cima etme. Ta ki sevginin temeli aşınıp, göçmeye. Zira ki sevgi bir sıcak nesnedir ve cima bir soğuk harekettir. ister istemez bu soğukluk ol sıcağı bozar.'
    Kitaba göre er kişi sevgilisinin üstüne çok düşüp, yerli yersiz seks istememeli. Bu tür hareketler sevgiyi aşındırıp sevgiliyi canından bezdiriyor. Keykavus anlatmaya devam ediyor: "Zira ki her ele girdiğince cima etmek hayvanlar işidir. Zira hayvanlar vakit ve bivakti bilmezler. Ne vakit ki eline girdi, işlemeğe başladı. Öyle ise adem olan, vaktin gözlemek gerek. Ta ki hayvan ile onun arasında fark ola. Biline ki bu ademdir ve de ol hayvandır."

    Kabusname'nin en şok edici cümleleri ise seksin vaktini, mevsimini ve cinsel yönelimlerin rotasını çizdiği kısımlarda yer alıyor: "Issı hamamda ve ıssı günde ve katı soğukta cima etme ki ziyan olmayasın. Özellikle de yaşlılık deminde dikkat ola!" Özellikle yaşı ilerlemiş olanlar için çok sıcak ve çok soğuk havada cinsel ilişki önerilmiyor. Dahası, sarhoşlukta da seks yapmamak icap ediyor: "Kafa şarapla dumanlı olursa ne cima ettiğin bilir kişi ve ne cimanın lezzetin. Amma çok çaresiz olunca bari mahmur cima etmek yeğdir ki sefasından haberdar ola. Ol dahi arada sırada gerek. Bulduğunca kişi bunamamak gerek. Yani ele girdiğince iş buyurmuş dememek gerek. Zira ki her ele girdiğince cima etmek hayvanlar işidir. Evvel baharda gayet hoştur cima etmek ve her tabiata muvafıktır. Zira ki evvel baharın tabiatı mutedildir."
    Bahar havası güzel olduğundan ve çeşmelerde bol su bulunduğundan en uygun seks mevsimi ilkbahar olarak açıklanıyor: "Bahar havası mutedil ola, çeşmelerde ve pınarlarda su çok ola. Ve âlemde hoşluk ve rahatlık arta. Bizim dahi tenimizde kandan şehvet artar.

    Öyle olunca şehvet arttığı vakitte cima sefalı olur ve ziyansız olur. Görmez misin ki damarda kan artık olsa kan aldırmak faideli olur. Damar boş olsa kan aldırsa ziyan eder. Öyleyse belde döl olmasa cimanın ne faidesi vardır!"
    Buradan sonra ise Mercimek Ahmet tamamen kopuyor: "Eğer kan galebe edip artsa kanı sakin etmeye çalış. Muvafık şaraplar ve yiyecekler ye. Amma çok yemek yeme, usanınca cima etme. Ve yaz olanda avretlere meylet. Kışın da oğlanlara meylet ki esenlikli olasın. Zira ki oğlan teni ıssıdır. Yazın iki ıssı bir yere gelse vücuda zarar verir. Ve avret teni soğuktur. Kışın iki soğuk bir yere gelse teni kurutur vesselam."
    0 ...
  19. 11.
  20. “Gümüşüm ve altınım yok ki o güzel oğlanları avlamak için harcayaydım. Şimdi onlar parası bol olanlara av olmaktadırlar”
    “Bu oğlanlara canını versen bile onu bir pula saymazlar. Bunlar parasızla pazarlık yapmazlar.”
    Yukarıdaki iki dize Şehrengiz diye bilinen bir edebiyat türüne aittir. Şehrengiz Osmanlı’da erkek güzelleri yani oğlanları anlatan edebiyat türüne verilen isim. Kimi kaynaklara göre erkek esnaf güzellerini anlatan tür olarak da geçiyor.
    Osmanlı’da oğlancılık özellikle 15. yüzyıldan itibaren saraydan halka kadar toplumun bir çok yerinde farklı biçimlerde yaşamıştır. işin temelini neyin oluşturduğuna dair bazı tartışmalar olsa da genel kanı savaş sonrası esirlerin sistemin temelini oluşturduğu kanısında. Bir çok çocuk açık arttırmayla esirciler tarafından zengin Osmanlı erbabına satılmış, yüzü diğerlerine göre daha güzel olanlar ise saraya alınmıştır.
    Savaş esirleri tüm toplumlarda öncelikli olarak cinsel bir sömürü olarak kullanıldı. Esirlerin satıldığı alanlarda (Savaş esirleri Osmanlı’da bir çok ilde çeşitli merkezlerde satılmakta. istanbul’da sadece Kapalıçarşı nın olduğu bölgede bile binlerce savaş esiri satılmaktaydı.) esirciler genç oğlanları çıplak bir şekilde sergiler ve açık arttırmayı kimi zaman öyle açarlardı. Öyle ki bu yerlerdeki içler acısı durum bir çok şiire de yansımış:
    “Esir pazarına düşerse yolun
    Girüb kapınından aklın yitirme
    Tamkin ü basiret üzerinde bulun
    Bir nazar affetsem ne olur, deme”
    Aynı şiirin devamında ise erkek çocuklarla ilgili şu dize yer almakta:
    “Acıdır her birin hikayesi pek
    Esaret muhakkak ateşten gömlek
    Lanet o esirci pelid zalime
    Oğlanı çıkarıp mezdı üryan
    Hicabtan yerlere geçer mumiyan”

    Elbette satılan binlerce köle sadece sarayda veya zengin Osmanlı erbabında kalmadı. Kent merkezindeki bir çok yerde (özellikle hamamlarda) bu ilişkilere dair özel odalar açıldı ve kimi hamamlar bununla ünlendi. Devlet erkanından, parası olan insana bir çok kişi bu hamamları doldurdu.
    (Öyle ki Osmanlı edebiyatında Hammamiye diye bir türün olması da hamamlardaki oğlancılığa denk düşüyor. Ayrıca Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu ilişkilere dair bir çok örnek bulundurmaktadır.)
    Saraydan, topluma oğlancılığın bu kadar yaygınlaşması öyle bir hal almış ki padişah önündeki esnaf alayının resmi geçit törenlerinde pezevenkler ve oğlanlar padişahı selamlamıştır.
    (Evliya Çelebi seyahattaname’de bu selamlamalardan bir kaç örnek verir.) Örneklerden bir tanesi şu şekilde:

    “Sazcı aptal pezevenklerin esnafı. 300 nefer haşa pirleri yoktur! ”
    Evliya Çelebi bu grubun istanbul’un çeşitli yerlerinde olduğu ve hayatını geçindirmek için esnafa av olduğunu söyler.)
    Sarayda ve kent merkezlerindeki bu duruma karşın bir çok Türk köyünde sosyal yaşam gayet normal. islamın etkisinin çok az olduğu Türk köylerinin şehirle olan bu kopukluğu da bir çok metne konu olmuş. Türk kadınının minareyi ilk kez görmesinden, köylü bir Türk’ün oğlancılık diye bir şey olduğundan haberdar olmasına dair bir çok fıkra ve metin bulunmaktadır. Bu metinlere dikkat ettiğimizde tek eşliliğin, kadının kimi yerlerde tarımda öne çıktığının da örneklerini görebiliyoruz. Aradaki bu sınıfsal uçurum aslında Osmanlı’nın sosyal yaşamına dair bir çok ipucu barındırıyor. Oğlancılığın bir geçim kaynağı olarak kent yoksulları üzerinde yaygınlaşması da bunların bir örneği.

    Kadının yok sayıldığı ve neredeyse toplumun hiçbir yerinde gözükmediği bir ortamda zaten erkekler arası ilişkiler çeşitli boyutlarda yaşanıyordu. islamın toplumdaki tüm çıktıları kadını yok saydığı için haremlik selamlık gibi kimi uygulamalar kadınların da kendileri içinde farklı cinsel yöntemler geliştirmelerini sağladı. Öyle ki haremdeki kadınlar, hizmetçi kalfalar zıbık adı verilen yapay erkek organını kullanmışlar. Bu durumun ortaya çıkması ise ölümle cezalandırılmıştır. Çok eşli Osmanlı toplumunda halkın içerisinde eve kapalı kadınlarda da bu gibi çeşitli cinsel haz yöntemleri ortaya çıkmıştır.
    Toplum içerisindeki oğlancılığa geri dönecek olursak meyhanelerde kabadayılara hizmet eden oğlanlar gün içerisinde esnaflarda çırak olarak çalışmaktadırlar. Yazının başındaki “esnaf güzelleri” de buna denk düşüyor. Berber, terzi gibi bir çok meslekte olan “esnaf güzelleri” “esnaf fahişeleri” olarak da geçiyor.

    Osmanlı zamanında alkol kullanımı ve meyhane sayısı bilinenin aksine oldukça fazla. Evde erkeklerin çeşitli sofraları ve bu sofraların sakileri oluyor. Saki kelimesi bizim bildiğimiz gibi içki sunan kadın anlamına gelmiyor. Osmanlı içki sofralarında biraz makyajlı, parlak, güzel oğlan çocukları masalara sakilik ediyor.
    Bu mesele de elbette edebiyatta iz bırakmış ve şöyle demiş şair:

    “Ey saki çoktan beri gelip de kucağımda konuk olmadın
    Derdime de elindeki kadehle derman olmadın”

    Yavuz Sultan Selim’in Yazdırdığı Seks Kitabı
    Yavuz Sultan Selim dönemin şeyhülislamı Kemal Paşazade’ye bir seks kitabı yazdırmış. Osmanlı döneminde padişahların gerek yazdırdığı gerek çevirtip okuttuğu bu kitaplara bahname ismi verilmekte. Bahnamelerde küçük uzuvların nasıl büyüyeceğinden, gebelik pozisyonlarına kadar farklı konular işlenmekte. Yavuz Sultan Selim ‘in yazdırdığı bahname bu konuların dışında oğlancılığa dair bir çok minyatür barındırmakta. (elbette diğer bahnamelerde de oğlancılıkla ilgili minyatürker ve metinler bulunmaktadır. ) Özellikle islamcı ideolojinin köprülere ismini vermekten çekinmediği Yavuz Sultan Selim’in bahnamesi ise buna dair en uç örneği vermektedir.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük