yemek yemenin sorun olduğu üniveriste. zira bölümünüz yemekhaneye yakın değilse büyük ihtimalle kantin veya cafeler de yemeniz gerekecektir. kantinde tost, gözleme, pohaça ile de bütün yıl geçemez dolayısıyla arada bir cafelere gidip orada yemek isteyebilirsiniz, ancak cafelerde de mönüler ve diğer yiyeceklerin fiyatı tuzludur! diğer bir seçenek de odtü çarşıya inmektir! ancak, odtü çarşıya inmek için de ya arabanız olacak ya da saatleri dengesizleşen ring servislerini beklemek zorundasınız, bir umut otostop da yapabilirsiniz ama son zamnalar da pek adam almıyorlar yoldan. işiniz yoksa veya dersiniz bitmiş ise odtü çarşıya yürüyebilirsiniz, tabana kuvvet! kampusun büyük olmasının getirdiği ulaşım sorunu dışında çok da fazla derdi olmayan, ormanı ve gölü ile isteyen kişilerin hafızalarında tatlı öğrencilik anıları bırakabilecek üniveriste. ayrıca, o kadar bok atmalara ve hafife almalara ramen halen daha türkiye'nin en iyi eğitimini veren okulu olması, olanakları dahilinde yurdumdaki paralı üniversitelerin bile öğrencilerine sunamadığı imkanları sunması ile tek geçerim!
ayrıca, araştırma-geliştirme enst. ve tekno kenti bir çok yabancı ülkeye proje hazırlar ve satar, hatta projeyi hazırlamakla da yetinmez doğrudan imal eder ve öyle de satar.
edti: okul babamın falan değil, ama gerçekten de böyle yani!
birinci sınıf mühendislik öğrencilerinin süründüğü üniversite. hele inşaat'ta okuyorsanız, oradan oraya dolanırsınız. tenefüsünüz yollarda geçer. ikinci sınıftaki tarih dersi için inşaat'tan ta yarım saatlik mesafedeki işletmeye gitmek için sadece 10 dakikanızın vardır. ayrıca beş senede bir türlü ısınamadığım da bir üniversitedir. yani aklı olana pek tavsiye etmiyorum. biz yaşlanınca anladık. özelliklke mühendislik için sakın ha.
amerikalıların yaptığı binaların çoğu hala ayakta durmaktadır. merkez bölgesindeki yurtlar da o zamanlardan kalmadır. yine de 1 metrekarelik bir alana klozet sığdırıp tuvalet yapmak amerikalıların tuvalet kavramlarını yeterince açıklıyor sanırım.**
okul açıldığında her yer cıvıl cıvıl, şenlik alanı gibi olur. kütüphane bomboştur. insanlar gezer, güler eğlenir. çimenlerde elinde gitarla akdeniz sahilleri havasıyla şarkı söyleyen gençler olur.* zaman geçtikçe bu kalabalık azalır final döneminde kütüphane dolar, hatta yetmez insanlar anfilerde ders çalışmaya başlar. hayat durur. çalışılır. sadece çalışılır.
türkiyedeki kanımca en ağır bölüm de bu okulda bulumaktadır. (bkz: odtü mimarlık fakültesi) öğrencileri zorlamaktan çok, psikolojilerini bozmaya yönelik eylemler içindedir bu fakülte. 5 hafta boyunca uğraştığınız bir projeyi jürilere gösterdiğiniz zaman "kızım sen benimle dalga mı geçiyorsun? çok komik bu!" diyecek kadar küstah hocalara sahiptir. bozulan psikolojiler önce gözlerde morarmaya, beyinlerde sulanmaya, kişinin kendisini sorgulamasına ve aramızdan ayrılmasına yol açar. şu ana kadar 6 mimarlık öğrencisi hayat denilen güzel olan, ancak odtüde onlar için zindanda yaşamaya benzeyen oyundan ayrılmıştır.
anlamsızlaşan bakışların egemen olduğu*, çimenlerde yürümenin yolda yürümekten daha makbule geçtiği bir üniversite. dünyadan kendini ayrı tutan, soyutlayan insanların üniversitesi. ve herşeye rağmen sevdiğim ve şu anda gelmekten pişman olmadığım üniversitem.
sırf sabahşarı erkenden fizik kantinine gidip de bir bardak kahve içmek ve bir sigara tüttürmek için girilinebilecek okul.**
pc lablarından birinden * bu entry yi yazdığım canım okulum... girmek için çok da kasmadım ama çıkarken bir hayli zorlanacağım , elektrik kesintisini kaçırınca bir hayli üzüldüğüm okul.
insanlara, adını telaffuz edince ağızlarının bi karış açılmasını sağlayan, kampusu ile insanı büyüleyen, kaliteli öğrencilerin okuduğu, Ankara da bulunan okul. ilk zamanlar heyecanla ve büyük bir gururla kapısından girsem de artık o duyguların yerini stres almıştır. Hazırlığı şen şakrak geçer, gezip tozulur, aktivitelerin dibine vurulur. Ancak bölüme geçildiğinde artık eşşekler gibi çalışmanın kaçınılmaz olduğu anlaşılır. Midtermler ve finallerden zaman bulunamaz sosyal aktivitelere. Spor salonu, havuz, tenis kortları, basket sahaları adeta inlere ve cinlere eğlence olur sınav zamanı. Bu kadar çok sosyal bir okulun bir o kadar da zor derslerinin olması insanı gerçekten üzüyor. Her şeye rağmen, okunulası bir okuldur.
kuşbakışı, namlusu sovyetlere çevrilmiş silah olarak gözüken kampüse sahip amerikan yapımı üniversitedir.
amerikan elçisi* komer'in arabasının yakılmasıyla amerikanın elinde patlayan silahtır aynı zamanda. tabi bunlar 30 sene evvel olmuştur. stadında hala 68 kuşağı kimya öğrencilerinin yaptığı silinmez boya ile yazılmış devrim yazısı durmakla birlikte, devrimci ruhunu çoktan kaybetmiştir.
namlusu sovyetlere doğru çevrilmiş bir silah olaral tasarlandığı bir efsanedir. mimarı o zaman 21 yaşında genç bir türk mimar olan behruz çinici dir. odtü kampsünün 500.000 km kare olduğu düşünülürse gerçekten önünde saygıyla eğilenilecek bir iş çıkarmıştır.
öğrencileriyle azcık kafa bulan okul. geçen dönem 80 ytl civarında harç kredisi almışken bu dönem 50 ytl harç yatırılması gerektiğini öğrnci işleri sayfasında ilan eden okul. aldığı paralar fazla geldi kanımca.
amerika destekli olarak kurulan, öyleki ders programı dahi cıa mensuplarınca belirlenerek öğrencileri apolitik yetiştirmeye çalışan ancak sistematik kapitalist yetiştirme çabalarını bir zamanlar boşa çıkaran ve ne yazık ki artık aynı durumdan bahsedemeyeceğimiz üniversitemiz.
(bkz:12 Mart döneminde görev yapan, CIA kökenli Amerikan Büyükelçisi Robert Kommer: "Biz, o yıllarda müfredatını teknik alanlara oturtmak suretiyle ODTÜ öğrencilerini 'politika dışı' tutabileceğimizi sanmıştık. Halbuki üniversiteyi, giderek politize olan Türkiye'nin dışında tutmak olanağı yoktu".
krokisi itibariyle namlusu moskovaya döndürülmüş bir silaha benzeyen, özellikle mühendislik öğrencilerinin açılmış şemsiyelerle yakından ilişki kurduğu, kendine has şivesi ile (hangi sectiondasın, advisordan approve aldın mı? vs.) yeni bir türkçe akımı başlatan, protestosu eylemi eksik olmayan, sosyal aktivite zenginliği yaşarken aynı zamanda bu aktivitelere zaman yaratamama ikileminin yaşandığı, yine de okumuş olmaktan zevk aldığım üniversite.
mimarlık fakultesi ogrencileri için orta dogu tasarım universitesi olarak adlandırılabilecek okul. zira bu fakultede - ozellikler mimarlık bolumunde- teknik ogretmezler, hatta teknige de tasarım gibi yaklastıkları olur. canıma tak ediyo artık!..