herkes gibi o da nobel ödülünü siysai görüşleri sayesinde almıştır ayrıca karolin fişekçi isimli tutkulu bir kadının reklamını yaparak yolunu açmıştır.
gezi parkındaki "ülkem için endişeleniyorum" açıklaması kızdırmıştır.
türkiye'de yaşanan malum olaylar sırasında hangi safta duracağını henüz bilemeyen yazar. bizim millette de kahrolası bir huy var; illa saf belirlenecek arkadaş, objektif insan her zaman ötekileştiriliyor. maalesef.
son olaylarla ilgili olarak 'ülkem için kaygılıyım, barış ümidi yok, baskıcı bir rejim var' beyanında bulunmuş yazarımız.
orhan pamuk ne zaman konuşsa aklıma hep şu karakter gelir. beyaz zambaklar ülkesi adlı kitaptan alıntıdır:
'...Snelman Avrupa seyehati sırasında başına gelen bir olayı anlatmayı seviyordu. almanya nın başkenti berlin de snelman avusturyalı ünlü bir yazara rastladı. bu yazar aslen slavdı...ve yıllarca gazete makalelerinde ve kitap yazılarında alman avusturyasının güney slav halkı üzerindeki hem politik hem de kültürel hakimiyetini destekliyordu.
bir makalesinde şöyle yazmıştı: slavlar yumuşak ve kadınsı bir ırktır...doğuştan tembeller...onlar avam takımıdır. başarısız oldukları zaman, gururları incinmeyen ve kültürlü avrupa yı sinirlendiren fakirlik ve kir içinde yaşayan insanlardır...onlara akıllı ve katı alman eğitimi gerekli...
Oldukça zeki olan bu dönek yazar parlak bir tahsil görmüştü ve başlıca avrupa dillerini biliyordu. basit bir dil kullanarak ilginç, zekice yazılar yazıyordu. ama yazılarının hepsi samimi değildi. bazılarının bedeli avusturya hükumeti tarafından yüksek derecede ödeniyordu...'
gezi parkı eylemlerinde ortadan kaybolmuştur. Orda bir tarih yazıldı ama adamın umrunda değil. MeSele ermenş ve kürt sorunu olunca yırtık dondan fırlayan; ama amerikanın katliamları ve gerçekten bir özgürlük savaşı olduğunda şapkanın içinde kaybolan...
''edebiyatın zevkleri, edebiyatın karmaşasından gelir. hiçbir zaman yalınkat, basit bir kitap yazmak istemedim. En sonunda, bu işe hayatımı veriyorum ve tek amacım kitaplarımın çok okunması değil. En sonunda, bu kitapların çok okunduğu unutulacak. istediğim şey yapıtlarımın; 'ne kadar karmaşık bir şey yapmış, okurken ne kadar zevk alıyorum, aslında bu kitap ne kadar dolu, ne kadar zengin, ne kadar uğraşmış, kitabın unsurları kendi içerisinde nasıl da birbirine göndermeler yapıyorlar' duygusu uyandırması.''
yeni hayat romanı için şu kitaptan çalmış adı bile çalıntı diyen cahiller var. normalde onlar çalıntı kelimesini kullanmasa ben de cahil kelimesini kullanmayacağım ama benim etik değerlerime göre onların kelimesinin yanında çok naif kalıyor benim kelimem.
Cahillik buırada bir hakaretten ziyade doğru bir tespiti aslında. Çünkü ben değil, yıldız ecevit diyor ki: '' geleneksel edebiyatın çalıntı dediği şey, modern edebiyatta estetik bir ögeye dönüşür.''
orhan pamuk' un bire bir alıntı yaptığı o metinler orhan pamuk tarzı romancılığın gereklerinden biridir bir bakıma. Ne demek istediğimi anlamanız için yıldız ecevit' in orhan pamuk' u okumak isimli kitabı iyi bir kaynaktır.
Yeni hayat romanı kanımca onun zirve noktasıdır. Ama öyle bu kitabı okuyup arkadaşlarınıza tavsiye edebileceğinizi, günlerce etkisinden çıkamayacağınızı filan sanmayın. Orhan pamuk vb. yazarların; yani modern edebiyatın üst noktalarından biridir yeni hayat. Matematiksel bir yapıttır. Üzerinde uzun uzun çalışılmış bir eserdir. Hikaye pek de önemli değildir. yeni hayat' ta orhan pamuk' un derdi hikayenin içeriği değil, onun kuruluş biçimidir. Basit bir örnek vereyim; romanda 18 argo sözcük var, bunların 9 tanesi ana kişinin bunalıma girdiği 2 bölüme sıkıştırılmıştır.
Yine yıldız ecevit' ten bir alıntı: '' kullandığı dili çeşitli söz sanatlarıyla süsleyerek, bir dil ustası olduğunu kanıtlamaya kalkışmak, çağdaş romancıların başat amacı değildir.''
kendisi, hemingway, steincbeck gibi yazarların kullandığı dili pek tutmadığını belirtmiştir. Bu iki yazar çok sade ve akıcı bir üsluba sahiptirler. Orhan pamuk dil konusunda joyce, proust, woolf, faulkner ve nobokov gibi karmaşık bir dil kullanan yazarları ölçü olarak almıştır.
Özetle subjektif fikrime gelirsek orhan pamuk, dünyanın sayılı edebiyatçılarından biridir şu an ve karşılaştırılabileceği bir isim de yok gibidir, çünkü çok özgün bir tarzı vardır.
nobel ödülü almasının ardında başka şeyler arayanlar halt ediyorlar. o kadar muhteşem ki yazdıkları insan kendini kaptırmadan duramıyor.
bu adamın kendi dilimizde eserler vermesinden mest olmak varken gidip hala ama ermeni soykırımı var dedi diye aldı şeklinde ağlamak nasıl bir samimiyetsizliktir anlayamıyorum.
Başarısız bir yazardır. Kendisinin başarısızlığını bir cümlede 3 katliam yapmasından yola çıkarak söyleyebiliriz.
'imam caminin balkonuna çıkıp ezan söyledi.'
1- ezan söylenmez okunur.
2- caminin balkonu değil şerefesidir o.
3- ezanı müezzin okur imam değil.
Ayrıca aldığı nobel ödülü de siyasi amaçlıdır. örnek verecek olursak hiçbir ermeni sanatçı ya da ünlü ermeni soykırımı yoktur demez. Fakat bizim türk yazarımız ermeni soykırımını kabul ederek bir türk yazarının ( hem de nobel ödüllü) ermeni soykırımını kabul etmesiyle tüm dünya kamuoyunun.kendilerine bunu şahit göstermesi için çanak tutar.
Sevdigim yazar, edebiyatci.
Siyasi kimligiyle ilgilenmiyorum. Ezani okuyanin adini muslumanim diye gecinenler bile bilmezken inanmayan birine neden balkon dedin uff, muezzin de kimmis ciss denmesi garip kacar.
Yazdigi kitaplardaki sanatsallik, yasanmislik, verilen bilgiler yeter.
Herkes dusundugunu soyleyip, inandigini gosterebilir.
kendi kültüründen bîhaber insanların savunduğu adamdır. ulan insan en azından yazdığı şeyin özel adı var mı diyerek merak edip araştırır. gerçi orhan efendi için önemli olan türk okuyucusu değil, yabancılardır. öz oryantalizm'den müzdarip bir canlıdır.
oldum olası sevmedim.
ne kalemini, ne dilini, ne karakterini.
saygı duyuyor muyum. onu da bilmiyorum; ki çok da mühim değil.
ama alenen söyleyebilirim ki; çıkarcı biri. samimiyetsiz biri. aslında çıkarcı da değil, nasıl desem. bencillik, hinlik garip bir durumu var. çözemedim.
yoksa haşa, çıkarcı falan değil tabi. alenen söyleyebilirim, bunu da söyleyebilirim yani; çıkarcı değil. samimi tabiki de.
ermeni soykırımı da kırımı diye yırtınıp, ülkede durduk yere ve suçsuz yere ölen o gencecik çocuklar için ağzıma açmayan; gezi olayları için bir gram konuşup etrafta görünmeyen bu adam elbette samimiyetsizlikle ve çıkarcılıkla suçlanamaz tabiki.
Kimilerine göre burjuva romancısı. Haklılar mı? Kısmen, adam Nişantaşı çocuğu, hayatta zorluk görmemiş, hatta profesyonel bir işte bile çalışmamış.Parayı sevmesinin de belki sebebi budur. Kimilerine göre Türklerin evrensel yazarı. Bunda da haklılar. Neticede benimsemediği hatta hoşlanmadığı Osmanlı kültüründen motifleri ve simgeleri eserlerinde kullandı. Kimilerine göre kaypak. işine geldiği siyasi yorumları yapıyor. Evet konjektöre göre pozisyon alıyor. Bütün bunların ötesinde şahsi kanaatim şudur ki adam edebiyatçı. Hakkındaki ütün fikirlere rağmen bu gerçeği kimse değiştiremeyecek. Her yazdığı olay olacak ve dünyaya Türkler hakkında söyleyecekleri her zaman itibar görecek. Bu nedenle bizim kendisine iyi davranmamız bir zorunluluk, hatta aydın sorumluluğu... Şimdiye kadar pek başaramasak da ...
edebi üslubunu bazı insanlar beğenir okur bazıları beğenmez ve okumaz bu bir tercih meselesidir.
başarı ise sanat söz konusu olduğunda asla bir ölçüt değildir pek çok büyük dehalar yaşadıkları çağda başarısız olmuşlardır çünkü başarıda özellikle günümüzde en önemli unsur pazarlamadır yani sanata tüccar zihniyetiyle yaklaşmaktır oysa bir sanatçı tüccar değildir yani "başarı" asla bir ölçüt olamaz.
günümüzde nobel ödülünün ise ne kadar siyasallaştığını bugün çocuklar bile bilir. obama'nın nobel barış ödülü aldığı bir çağda edebiyat dalında aynı nobelden almak pek çok yazar için övünç değil bir utanç kaynağı olabilir ancak.
haddini aşarak kendisini nazım'la kıyaslamıştır oysa nazım kendisinin tam aksine ermeni soykırımı'nı türklerin değil kürtlerin yaptığını, bunun lekesinin de türk halkının alnına sürüldüğünü ve bu lekeyi sürenleri de asla affetmeyeceğini söyler; malum kürtler de nazım'ı hiç sevmezler bu yüzden.
bütün olan bitenin bence en acı kısmı ise salt nobel ödülünden dolayı dünyanın türk edebiyatında bu adamı bir referans olarak almasıdır bu da aslında günümüz türk edebiyatının içler acısı halini yansıtmaktadır.
(bkz: koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler)
2002 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görülen Macar yazar imre Kertész, bir Alman dergisine verdiği mülakattan bir bölüm şağıdadır ve yazar dürüstçe nobel'in ne olduğunu çok iyi açıklıyor :
--spoiler--
'Anonim şirket'
"Ben" diyor, "ne yazık ki "bu ödülün ardından anonim şirket haline geldim. Bir marka oldum. Kertész markası". Konuşmalar, mülakatlar, dinleyicilerimle buluşmalar, çekilen nutuklar, bunlar edebiyat değil, aktör faaliyetleriydi. Sanki imre Kertész'i canlandıran ve bunu da iyi beceremeyen biri olarak hissettim kendimi.
Soykırım konusunun da başlı başına bir alan haline geldiğinden yakınan yazar, Nobel edebiyat ödülüyle ilgili eleştiriler de bulunuyor:
"Bu ödülü bana vermelerinin nedeni "tanıklık edebiyatını" desteklemekti. Ödül öncesi de beni Stockholm'e çağırdılar. Oturup kalkmasını, kibar yemek yemesini biliyor muyum, onu kontrol ettiler. Ama buna karşı ne yapabilirsin?"
Ama tüm bunlara rağmen, şunu diyebilirim ki, benim harika bir hayatım oldu. Auschwitz kampına da kapatıldım, en yüksek Alman ödülüne de layık görüldüm. Lakin, şunun da bilinmesini isterim, artık yetti. Galiba artık yazı yazmak da istemiyorum".
--spoiler--
siyasi konularda, bu konularda görüş bildiren herkes gibi, eleştirilmesi doğaldır. lakin ben ermeni meselesinde ona haksızlık edildiğini düşünüyorum. nitekim röportajlarında "genocide" kelimesini kullanmadığını ısrarla belirtiyordu. her ne kadar böyle tehlikeli söylemlere girmesi yanlış olsa da bence edebi ve maddi başarısını çekemeyenlerin vurun abalıya mantıklı saldırısına da uğradı.
ama bunlardan yola çıkıp edebi yönünü eleştirmek bence kimseye düşmez. yahu adam çıkıp sınıf önünde iki kelime konuşamaz, burada gelmiş orhan pamuk'u eleştiriyor, yok cümleleri bozuk, yok kurgusu kötü diye. sırf kara kitap ve benim adım kırmızı için bile nobeli hak etmişti bence. nobel ödülüne siyaset karışmıyor mu? evet karışıyor. ama orhan pamuk zaten onlarca dile çevrilmiş eserleriyle, eserlerinde tarih bilgilerinin zenginliği, benzetmeleri, müthiş kurgularıyla bence bu ödülü çoktan hak etmişti. eleştirmeden önce açıp iki tane romanını okuyun derim.