siyasidir değildir orasını siklemem ancak bu ülkenin tanıtımına bir değerdir. ulan üniversiteler sıralamasında dökülen istanbul üniversitesi bile bu adam sayesinde seviye atladı. garip şeyler bunlar.
"bir tane kötü kitabı yok" diyemeyeceğimiz bir yazardır. çünkü cevdet bey ve oğulları bayağı kötü bir kitap ama o kadar olsun. uzun yaşasın bol yazsın.
iyi yazar olmasına karşın atatürk'e olan bir haseti yüzünden roman kalitesini düşüren isim. bir kaç romanında mutlaka atatürk'e yüklendiği cümleler var. romanın bir yerine sıkıştırıyor cümleleri.
orhan pamuk amerikada yaşayan ve nobel ödülü almıs bir yazarımızdır degeri öldükten sonra anlaşılacaktır tıpki nazım hikmet gibi tıpki aziz nesin gibi.
siyaseti gerçekten kötüymüş. die zeit gazetesine verdiği röportajda şöyle demiş;
--spoiler--
Burjuvazi beni çok sinirlendiriyor. Küstahlıklarından tiksiniyorum. Dar görüşlü ve bencil oldukları gibi, kendi halkından da nefret ediyorlar
askeri darbelerden ve Kürtlerin aşağılanmasından hiç çekinmemesini eleştirdi. Burjuvazinin Türkiye deki başörtüsü sorununa olan yaklaşımı hakkında da konuşan yazar, Başörtüsü taktıkları için kadınlara yukardan bakıyorlar. Bu bana eskiden Güney Afrika da beyazların siyahlara bakışını hatırlatıyor
bu sözler nedense bana hiç samimi gelmiyor. insanlar artık ayrıcalıklı olmak, yurt dışındaki ülkelerin gözünde güzel gözükmek için etnik kökenleri konuşuyor onları koruyor. sırf birilerinin gözünde iyi gözükmek için. bu artık her aydının (!) alçakça bir hareket olmuş. ben bu söylemlerin ülkedeki kardeşliği, dostluğu bozduğunu düşünüyorum. zaten başımızdaki siyasetçiler akp olsun chp olsun mhp olsun bdp olmasın her seferinde kardeşliğe baltayı vuruyorlar. sağolsunlar ülkede huzur kalmadıysa onlar gibi siyasetçiler ve kendilerine aydın diyen zihniyet yüzündendir. hepsinden tiksiniyorum. kendisi yurt dışında rahat bir şekilde yaşıyor. bu ülkenin neler çektiğini görmüyor. insanların öldüğü gencecik insanların asker diye öldürüldüğünü görmüyor. tek taraflı bakıyor her şeye. üzülüyorum bu ülkenin haline. sonunda bölünse(...) de bu sirk cambazları bir sussa.
bu adam doğru konuşur genelde* ama nedense almanlara falan konuşur hep bunları. burada, kendi milletinin yüzüne bunları mertçe söyleyememek, türk olmaktan duyduğu nefretten ileri geliyor olsa gerek.
kitaplarını okurken aldığım edebi keyfi çok az eserde aldım.
avrupa'da baya sağlam bir okuyucu kitlesi var, yurtdışındaki kitapçıları gezerken gözüme çarpan ilk türk yazar kendisi oluyor genelde.
bir el pais olsun die zeit olsun dış basınla arası da çok iyi. demeç vermeyi seviyor, bir de türk burjuvazisinden nefret ediyor.
onu bütün bu dış basına demeç verme çılgınlığından önce sessiz ev'iyle, yeni hayat'ıyla, kara kitap'ıyla, istanbul hatıralar ve şehir'deki çocukluk anılarını anlattığı haliyle tanıdıysanız kaçışınız yok, biliyorum onu seviyorsunuz.
yok eğer onu bu siyasal, toplumsal polemikleriyle tanıdıysanız, pek sevmediğinizi ve bunun mümkün olmayacağını da biliyorum ve anlıyorum.
benim gözümde iki orhan pamuk var, biri gerçekten iyi bir yazar; biri eh işte, sanki biraz çok konuşuyor.
başladığım hiç bir kitabını bitiremediğim, eserlerini okuyabilenlere gerçekten saygı duyduğum yazar.
düşüncelerine ve söylevlerine değil de aldığı ödüle binayen kitaplarını okumak; fikir sahibi olmak gerektiğine inanıyorum ama şu güne kadar başladığım hiç bir kitabını bitirmem mümkün olmadı.
önemli bir ödül almış olabilir ama yazım şekli kesinlikle akıcı değil. akıcı olmamaktan ziyade okunabilir bile değil. üstelik vermek istediği mesajlar konusunda kendisinin de emin olmadığını hissediyor insan okuduğu kısımlarda.
bunun dışında yazılarını önce ingilizce yazıp daha sonra türkçeye çevirdiğini duydum. ne kadar doğru bilmiyorum ama şayet öyleyse kendisine bir çevirmen tutması daha faydalı olabilir.
karolin fişekçi* ile uzun süre beraber olup işi bitince de tekmeyi basan yazar. yakından tanıyorum. ayrıca özünü, kökünü küçümseyip nobel ödülü almıştır. artık neresine sokar bilemem.
kara kitap'ı okuduktan sonra, zamanında "türklere laf attı da nobel aldı pis, kaka" benzeri cümleler kurduğumuz için üzüldüğüm. türk insanının hüznünü, mutluluğunu, heyecanını, heyecansızlığını, yalnızlığını, kaybolmuşluğunu herşeyini çok iyi bildiğini yeni yeni farkediyorum. ama galiba normal bizi en iyi tanıyanlara bok atmamız.