--spoiler--
26 yaşında iken atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı ile "associate professor" (doçent) ve 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırdı ve "full professor" ( profesör ) ünvanını aldı. Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin ve Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu.
--spoiler--
oldukça başarılı bir bilim adamı ve ayrıca iyi bir adam. Ama sürekli aynı şeyleri tekrar etmesi, her konuda aynı cümleleri tekrar tekrar kullanması itici kılıyor. Dar bir insan olarak gösteriyor.
Ayrıca örnek olarak terör sözcüğü yerine hiç kimsenin kullanmadığı türkçe bile olmayan tedhiş sözcüğünü kullanması vs... saçma olmuş. yabancı bi sözcüğü atıp yine yabancı bi sözcüğü yerine getirmeye çalışmanın ne mantığı var?
Bir de japoncayla türkçe arasındaki benzer kelimelere örnek verirken, türkçe kökenli olmayan birkaç sözcüğü bile örnek olarak vermişti yanılmıyorsam. O da yaşlandığının belirtisi heralde.
siyasete atılmayacağının garantisini vermiş ve bunu da şu ana kadar kusursuz bir şekilde yerine getiren bilim insanı/yazar/düşünür kişidir.
şu sıralar türkiye'ye gelmiş ve geçenlerde yeditepe üniversitesi'nde öğrencilerle bir araya gelmiştir(her ne kadar vakıflar ve vakıfların işleyişi konusundaki sıkıntılarını öteden beri biliyor olsak da bir şekilde insanlara ulaşmak gerektiğini biliyor vesselam).
ve aklımda yanlış kalmamışsa istanbul'dan ayrılmadan hemen önce(7 mayıs'ta) maltepe'de bir seminere daha katılacaktır.
amerika'ya giderken ettiği yemin çoğu kişi tarafından bilinmediğinden üzerine çeşitli iddaalar atılmıştır. işte o ibretlik sözleri de şu şekildedir:
''...Ben baktım, Türk Bayrağı, Atatürk karşımda, cam çerçeveli olduğu için bayrağın üstünde kendi yansımamı görüyorum. içimden yemin ettim, dedim ki:
-Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burada uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika'nın efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve iste bizi gönderdiler. ..''
...Hiçbir zaman Amerikan vatandaşı olmayı düşünmedim. Aklımdan dahi geçmedi. Ben atalarımdan beri Türk kimliğimle varım. Ne yaptıysam o sayede yaptım. Ona buna yaranayım diye değil.''
ben bu adamın lisede bye bye türkçe adlı kitabını okumuştum. ne zaman televizyona çıksa heyecanla izlerdim. türkçe eğitim üzerine görüşleri, savundukları falan çok mantıklı geliyordu.
neyse sonra bazı şeyleri fark ettim. malum görüşleriyle tanınan oktay sinanoğlu'nun bütün akademik eğitimini*** yurt dışında ingilizce bitirmiş, kendisini ünlü eden çalışmaları yine orda ingilizce yapmış. madem ana dilde eğitim bu kadar süper bişeydi hadi bir hata yaptı lisansı ingilizce yaptın, ülkene dönünüp eğitimini ve çalışmalarını türkçe niye yapmadı? bunu bir düşünün. hocanın savunduklarıyla cv sinde ciddi çelişkiler var.
-Dünya dili, Fransız sömürgesi Afrikalılara göre Fransızca, yıllarca Rus boyunduruğunda yaşamak zorunda kalmış birçok Orta Asyalı Türk'e göre Rusça, ingiliz sömürgelerine ve bazı Türkiye Türklerine göre ise ingilizcedir!
Bu durumu neye bağlıyorsunuz? ve
-Bilim ile Gönül; BiZiM KAZAKiSTAN bayrağındaki ''Burkut Kuşunun'' iki kanadı gibidir, biri olmadan tekiyle uçabilmemiz mümkün değildir.
sözleriyle beni benden alan zat-ı muhteremdir, bilimsel yönüyle de ışık aldığım kişidir, hocamdır. saygılar.
"dışarıda yetiştirilen sahte aydın sınıfa, hiçbir zaman kendi memleketinde işe yarayacak bir şey öğretilmemiştir. bilimde ve teknikte yani pratik alanda kendi ülkesinde kullanabileceği bir şeyler öğretilememiştir. öğretilenler idari ve sosyal bilimler ağırlıklıdır. Bu bilimler de patron ülkenin gerçeklerine göre okutulmuştur. bunlar kendi memleketlerine döndüğü zaman kendi milletinin başına bela olan bir aydın sınıf haline gelirler."
kitaplarını okurken büyük bir buhrana uğradığım büyük düşünür. bünye kaldıramadı tabii, bıraktım okumayı. o kitapları okuyunca insan ilkokuldan beri gördüğü ve hala adam akıllı öğrenemediği (daha doğrusu öğrenmesine izin verilmediği) ingilizce'ye lanet ediyor.
bu ülkeden çıkmış en büyük insanlardan biri. fizik ve kimya dalında amerikalıların ağzını açık bırakan, bunun dışında türk diliyle ilgili yıllarca milletimizi yazılarıyla ve konuşmalarıyla uyarmış yazar. bye bye türkçe'deki makaleleri tarihlerine dikkat ederek okursanız gerçekten daha 30-40 yıl önceden bu günü gördüğünü bilebilirsiniz.
dünyanın en genç profesör ünvanını alan bilim insanıdır.
türkiyenin en saygın üniversitelerinin kurucular heyetindedir.
(bkz: otdü) (bkz: boğaziçi)
kendisi memleketi için çalışmış fakat bazı unsurlar tarafından önüne taş koyulmakta beis görülmemiş insandır.
(bkz: ihsan doğramacılar)
kendisini her daim saygıyla anıyorum ve türkçe hakkındaki düşüncelerini hiç düşünmeden kabul ediyorum.
türkçe ye sahip çıktığı ve türkiye hakkında gerçekleri söylediği için çok gündeme getirilmeyen güzide insan.utanmadan hakaret etmeye çalışan şebeklerin olmasıda ayrı bi acayiplik.ulan beyninize sokiimm insan bu kadar nasıl angut olabiliyor gösterebiliyosunuz tebrikler ..
bazı çevrelerce milliyetçi bulunan türkiyenin cahit arf dan sonra yetiştirdiği en iyi bilimadamı.yazdığı kitaplarda türkçenin öneminden bahsetmektedir.kimya bilimine önemli katkıları bulunmuş ve nobele aday gösterilmiş, eski adıyla yenişehir lisesi şimdiki adıyla ankara ted koleji mezunu her türkün dinlemesi ve tanıması gereken şahsiyet. şu sıralar pek gözükmüyor ama oktay sinanoğlu nun değeride maalesef öldükten sonra anlaşılacaktır.
batının son 300 yılda en genç profesörü olma ünvanına erişmiş kişidir kendisi.
ayrıca türkçe ile ilgili yaptığı çalışmalar da büyük destek görmektedir.
hayatında yaptığı en büyük tespit "devlet o kadar para veriyor, o kadar insanı yurt dışına gönderiyor ama gidenler bir daha gelmiyor. ülkeye bir faydaları var mı? yok." olan insanların ilahı.
üniversite'ye "evrenkent" diyerek türkçe'nin kurtulabileceğini sanan, ucuz milliyetçi. ikinci plana attığı bilim adamı yönüne saygı duyarım o ayrı.
kalifornia üniversitesi berkeley kimya mühendisliğini 1.5 yılda, Massachusetts Institute of Technology'i üniversitesini 8 ayda bitirip iki üniversiteninde kendisine verdiği ödülleri almaya dahi gerek görmeyen, 26 yaşında dünyanın en genç profesörü ünvanını alan, Türkiye için çok konuşup az icraat yapan adamların tersine bu ülke için az konuşup çok icraat yapan, sözde değil özde milliyetçi.
ama ne yazık ki dünyada gördüğü değeri ülkemizde göremeyen dava adamı.
çekinmeden bilimsel ve sosyal açıklamalarını argo içerikli nizami düşünceleriyle ifade eden, bir konferansına katılma şansı elde ettiğim dünyanın en genç yaşta profesör olmuş kişisidir.
yaramaz bir adamdır. kendi alanı olan kimya üzerine bir şeyler yazmamakta olması, atatürkçülüğü ve kaba tabirle "faşist" olması temel kıstasımızdır bu konuda.
ama biraz düşününce biz insanların yaşamlarını üzerine kurduğu temeller olduğunu idrak etmek çok zor olmasa gerek. vakt-i zamanında türkiye'de kurulacak bir amerikan kumandalı kimya topluluğuna şiddetle karşı çıkmış, bu anlamda da türk akademisyenlere örnek olmuştur. bununla da kalmamış "bir hedefin gerekliliği" konusuna değinmiştir. doğrudur-yanlıştır tartışılabilir ama benim iradem ve kanaatimce üstad bu konuda haklıdır.
ben eğer ki 100 metreyi 2 saniyede koşmayı hedef edinmişsem kendime çalışmalarımı bu anlamda yoğunlaştırır ve bunun sonucunda da 100 metreyi 2 saniyede koşamasam da 3 saniyede, 4 saniyede koşabileceğimdir. en kötü ihtimal ise o 100 metre koşulacaktır. olduğun yerde kalmaktansa bunu yapabilmek tercihtir.
bu ülke kabzımallık yapan ekonomistler gördü arkadaş veya antropoloji okumuş ceolar da güzel bir örnek olabilir.
uzun lafın kısası ithal hedeflere odaklanmaktansa kendince bir hedef koymuştur ve bu uğurda da emek sarfetmekte, kafa yormakta, anlatmaya çalışmaktadır. nobel ödülleri için aday göstermesi de istenmiştir vakt-i zamanında kendisinden(yanlış hatırlamıyorsam). götlerin profesörü müdür? bence değil... götlerin kasılması yersiz yani.