profesörlüğe dünyada en genç yaşta ulaşan türk bilim insanıdır. fizik, kimya, matematik alanındaki başarıları tartışma götürmez bir gerçektir amma bunun yanında türkçe ile ilgili çalışmaları da önemlidir. türkçeye gerçekten önem veren büyük bilim insanı zamanında fizik, kimya ve matematik terimlerinin türkçe karşılıklarını içeren bir sözlük yazmıştır.
internet(örütbağ)'te ona ait kullanışlı ve ulaşımı kolay bir sayfa olmadığı için makalelerine güvenli bir şekilde ulaşamadım. ama bulduğum makaleleri okuyunca ülkesine ve milli kimliğine ne kadar değer verdiğini tekrar anladım.
edit: onun adına alınmış birkaç internet sayfası var fakat pek kullanışlı değil, bilgiye pek ulaşılmıyor.
çok saygıdeğer bir bilimadamıdır. bu ülkenin kıymeti bilinmemiş değerlerindendir. ama bunda maalesef ve de maalesef kendinin de yadsınmayacak payı vardır. ceviz kabuğu ne hocam allasen ya? neden böyle senin çapının çok çok altındaki yerlerdesin hâlâ? neden marjinalleştirdin kendini?
27 mart 2012 tarihinde odtü'de öğrencilerle beraber olmuş ilginç bir bilim adamı. kendisi konferans sırasında ve sonrasında şöyle ifadelerde bulunmuştur:
"malatya'da konferans vermem sözkonusuydu. oradaki ismet inönü heykeli yıkılmadan oraya gitmeyeceğimi söyledim... ismet inönü türkiye'yi amerika'ya teslim eden adamdır. Ne malatyalıdır ne bitlislidir."
"sağ ve sol görüşün içini boşalttılar. tarihte öldürülen sağcılara ve yerlerine getirilenlere bir bakın..."
"sol düşünceyi tek bir kelimeye sığdırdılar nedir o anti-faşizm..."
türkiye'nin gelmiş geçmiş en taşaklı adamlarından biridir. odtü'de yaptığı bir konuşmada amerika'ya azmanistan, ingilizce'ye tarzanca demiştir. türkçe eğitimi savunan profesördür. nerdeyse tüm dünya ülkelerini görmüş çok tecrübeli bir adamdır.
türk aynştaynı kitabını keşke lisedeyken okusaydım dediğim adam. bu adamın hayatı ders olarak okutulmalı ilköğretimlerde. genç
dimağlar görsünler zor diye imkansız diye bir şeyin olmadığını.
dünyanın paylaşamadığı adamı yök türk üniversitelerinde çalışmasına izin vermedi. doksanların başında çalıştı. ama onda da istediklerini bir türlü hayata geçiremedi. üniversitelerde bilimden başka her şeyle ilgilenilmesi ve sadece bilimle uğraşmak isteyenlerinde dışlanmasından barınamadı, yazık oldu.
''türk aynştaynı'' olarak tanınan, değişik iki kez nobel ödülü'ne aday gösterilen prof. dr. oktay sinanoğlu, abd kaliforniya üniversitesi, berkeley kimya mühendisliğini birincilikle bitirdi(1956). abd'de m.i.t.'den birincilikle yüksek kimya mühendisi oldu; ''alfred sloan ödülü'nü aldı. berkeley'de kurumsal kimya doktorasını yaptı. abd atom enerjisi merkezi'nde araştırmalar yaptı. abd atom atom enerjisi merkezi'nde araştırmalar yaptı. harvard ve yale'de kendisine ait yeni kuantum(nicem) kimyası ve fiziği üzerine torileri hakkında üst düzey dersler verdi. 1962'de, 26 yaşında, batının 300 yılda en genç profesörü oldu. ''moleküler biyoloji'' konusunda ikinci kürsüsüne atandı. ''alexander von humboldt bilim ödülü'' kazanan ilk bilimci oldu. japonya nın ''uluslararası seçkin bilimci ödülü''nü kazandı. türkiye cumhuriyeti devleti, çıkardığı özel bir kanunla, oktay sinanoğlu'na ilk ve tek ''türkiye cumhuriyeti profesörü ünvanı''nı verdi.
Dünyanın son 300 yıl içinde yetiştirdiği 26 yaşında profesör olan bir kişidir. Bye Bye Türkçe kitabının yazarıdır. Kısacası değerini bilemdiğimiz adamlardan birtanesidir. Bu arada Türkçe konusunda çok hassastır ve herkesi bu düşünceye davet eder. Şiddetle katılıyorum Türkçe miz Türkçhe olmasın.
cumhurbaşkanı olduğu günü görsem mutluluktan hüngür hüngür ağlayacağım insandır. insan kere insandır. bir röportajında batı dünyası ve gizli cemiyetlerle ilgili söylediklerini okumamla kendi hayatım içinde çağ atlamam bir olmuştur. sonra teker teker kitaplarını temin edip okuyarak 15 yıllık eğitim-öğretim hayatımdaki kazanımlarımı 15'e katlamışımdır.
--spoiler--
"Bir kurşun sıkılmadan tamamiyle her şeyi teslim edilmiş bu ülke bizim atalarımıza, şanımıza lâyık değildir. Onun için bununla hepimiz mücadele edeceğiz. Esin de ben de, nerede olsak, "öbür dünyada da" olsa devam edeceğiz beraber..."
Oktay SiNANOĞLU, 17 Kasım 2011, kızkardeşi merhume Esin AFŞAR'ı son yolculuğuna uğurlarken...
--spoiler--
bizzat kelime uydurarak türkçeyi kurtarmaya çalışan dilbilmeyimci. kimya ile uğraşması gereken insan. en azından sosyal bilimlerle alakalı ise, memleketinin abad olması için çalışmak istiyorsa, dil ile ilgili önemli fikirleri de varsa, en azından işin uzmanlarına bırakmalı kelime uydurma işini. uydurma kelimelerle bir dil kurtulur mu meselesi de ayrı bir komedi fakat faraza konuşuyoruz. (bkz: tünaydın)
"cahilim dersin, öğretmeni şehit edersin. hastayım dersin, doktoru şehit edersin. yolumuz yok dersin, mühendisi şehit edersin. resmi dilini bile öğrenmeye tenezzül etmediğin devletten iş beklersin. fakirim dersin ama inatla çoğalıp virüsleri bile kıskandırırsın. fakirim dersin aşiret düğününde görgüsüzlüğün dibine vurursun. anadilde eğitim dersin, açılan kurslara katılmazsın. ben elektrik parası öderken, sen kaçak kullanırsın; senin kaçağın parasını da bana ödetirsin. suçsuz sivil insanları bombalarsın, yakarsın; "sıkıntın varsa gel savaşalım!" deriz, "aaa pis faşist" dersin. arkamızı döndüğümüzde pusu kurarsın. devletten çocuk başına para istersin, sonra o çocukları devlete düşman edersin. allah düşmanın bile mertini nasip etsin."
Oktay Sinanoğlu
bunca yıldır tanıyıpta görüşlerini dinlemediğime bin pişman olduğum büyük bir türk milliyetçisi. ilk olarak bugün yeğenimin matematik ödevi sayesinde adını duymak nasip oldu. ne mutlu bizlere ki böyle insanları bağrımızda barındırıyoruz.
--spoiler--
Anadolu'yu dahi dolaşıp bir takım konuşmalar yapmaya çalışıyorum. Kamuoyunu devamlı ıvır zıvırlarla meşgul ediyorlar ve alttan götürüyorlar. Türkiye'de bizim gibilerden başka da kimse çıkıp bir şey söylemiyor. Ya bilmiyorlar, ya korkuyorlar ya da satılmışlar. Dolayısıyla bize çok iş düşüyor. Başkaları bunlarla uğraşsa da biz de matematikle uğraşsak çok iyi olacak ama ne yapalım. Bu da boynumuzun borcu.
--spoiler--