"bunlara göre birini seçmek ve onunla yaşamaktan ibaret kaldı aşk. artık kimse kimse için dağlar aşmıyor, ırmaklar geçmiyor, diyar diyar gezmiyor. mecnun bütün çölleri tüketmiş,kimseye çöl kalmamış yeryüzünde. kurumuş vahalarda seraplar bitmiş. o olmazsa öteki, o olmazsa bu, o olmazsa şu... fark etmez, fark etmez.
ille de o. yalnızca o. sonsuza dek o, o, o, o diyen kalmadı. kimse kimsenin o'su değil... artık değil."
Belki bir günde biter bu işkence
Günü geçerse alır etimden, tenimden
O'na şöyle bir dokunsam
Bir kereye mahsus
Hiç acımaz alır, ömrümden, canımdan
Nasıl varabildim ben
Tek başıma bu noktaya?
Geriye dönsem gider, zamandan, akıldan
Dönüp dolaşıp yine, geleceğim siyaha
Tüm siyahlar gri, griler de olacak
Belki biraz daha fazla acı verebilirsin bana
kaybeden olmak varken zafer lüks bana
Belki biraz daha kasvet verebilirsin havaya
Kara bulutlar varken güneş çok sana
Belkide bu kadar kötü düşünmemeli
Düşününce daha net
Kış değil mi baharı getiren?
çıplak göz ile bakıldığında o "sıfır gibi" görürünür size ancak pes etmeyin bakmaya devam edin hemen yanında bir yuvarlak daha belirecektir alın işte size sonsuz işareti. evet "o" aynen böyledir hiç birşeyiniz iken her şeyiniz olandır. o sizin en büyük ironinizdir.
ne kadar acıtsa da istemediği zamanlar görmezden gelse de yokluğunu düşünmenin, onsuz geçecek olan zamanların korkuttuğu kişilerin şarkısı. sizinde bir onuz varsa tebessümle dinletir kendini bu şarkı.
ne zaman bu albümden bir şarkı dinlesem, küçük bir yazlık evinde on yaşlarında bir çocuğun "bir damla gözyaşı" diye şuursuzca bağırışı aklıma gelir. o çocuk şimdi büyüdü, eşşek kadar adam oldu hala "bir damla gözyaşı" diye bağırıyor. demek ki neymiş sanat eserleri ölümsüzmüş falan filan.