noah

    45.
  1. Sinema sanatı açısından bakılacak olursa kıvamı tam tutturmuş bir eser.

    Tufandan önceki dünya tasviri çok ilgi çekici, düşmüş melekler konusu da iyi işlenmiş bir fikir.

    Ancak bu film bir Roman yazarının, bir boksörün veya bir ressamın hayatını anlatmıyor, bir peygamberin hayatını anlatıyor. Yani bu konular, inananlar için, hassas konular.

    Ben de bir müslüman olarak bu filme sadece bir sinema filmi izleme mantığıyla gittim ama film sırasında bir peygamberi yapmadığı şeyleri yapmış gibi gösterildiğini farkettim. Bunun da bir çeşit iftira olduğunu.

    Bizim inancımıza göre hz. Nuh peygamber yıllarca insanları uyarmış, başlarına bir felaket geleceğini öğrendikten sonra yine doğru yolda olanları yanına almıştır. Bu filmde ise yeryüzündeki insanların zamanının dolduğu ve tüm insanların ölmesi gerektiği kararını almış bir 'tanrı' ve bunu yerine getirmeye hizmet eden bir insanı izliyoruz. Bu durumda yaratıcı da yapmadığı bir şeyi yapmış gösteriliyor.
    8 ...
  2. 4.
  3. 1.
  4. nuh isminin batı dillerindeki karşılığı.
    4 ...
  5. 79.
  6. bok gibi. valla. sikerim spoilerini taştan melek yapmış transformers'ın eski versiyonu gibi... gitmeyin birader. valla bak.
    4 ...
  7. 42.
  8. Dun gittim. Ve gercekten harika buldum. Yer yer de duygulandim. Ancak filmi cok yanlis ele almislar. Keske objektif yaklassalarsi inanc konusunda. Film kendi icinde cok celisiyordu. Evrim teorisine dokundurma yaparken adamin en kucuk ogluna sende yine toz olacaksin oldugunde demesi celiskiliydi. Ayni zamanda hayvanlar oldukten sonra yakmalarida objektif olmadiklarinin bi kanitiydi. Gercekte ademin yedigi elma yoktu, yasakli meyve yoktu. Yasakli meyve havva idi ama filmde elma olarak ele alinmis. Her seye ragmen enfes bir filmdi. Siddetle tavsiye edebilirim. Ama keske objektif kalsaydilar.
    4 ...
  9. 55.
  10. berbat.
    1. film çok yavaş ilerliyor. uyuyordum bi ara.
    2. nuh kimseyi uyarmıyor. direkt suçluyor ve ceza veriyor. öyle peygamber mi olur?
    3. hele masum bebeklerin ölmesini isteyen tanrıya hiç girmiyim.
    4. görsel efekt hatrına gidecekseniz hiç gitmeyin. devede kulak misali çok az.

    kısacası dini bir karakter olan nuh neredeyse dinsizler baz alınarak çizilmiş.
    bu film ne hristiyanı ne yahudiyi ne de müslümanı memnun edemez.

    iyi halt etmişler.
    4 ...
  11. 32.
  12. an itibariyle izleyip eve döndüğüm leş ötesi film. biliyorum şu fordladığım yerinde öznel görüşleri belirtmek yasak ama yazık lan onca emeğe. filmden önce iskender yediğimden mi yoksa filmin tevrata göre mi uyarlandığından mı bilinmez; alamadım o mesajı. ayrıca salondan çıkan çıkanaydı. kötü gelmesinin nedenlerinden en büyüğü, bir zamanlar akıl oyunlarında da başrolü paylaşmış russell crowe ve jennifer connelly ikilisinden tutun, kuzuların sessizliğinde kendini aşmış anthony hopkins ten beklentinin daha yüksek olmasıydı.

    biz türk milletiyiz arkadaş. her şeyi beğenmeyiz. zaten öyle ahım şahım da film kültürüm olduğunu söyleyemem. emma watson falan da işlemez * *. her neyse eve gelmemle birlikte imdb'yi açıp 1 bastım.

    izleme, izlettirme.
    3 ...
  13. 39.
  14. Akşam seansında izlediğim ve izlemeye değer bulduğum güzel bir film. Russell Crowe'un oyunculuğuna diyecek hiçbir şey yok adam iyi iş çıkarmış. Gitmeyi düşünen kesinlikle gitsin, sinemaya gitmek isteyenler içinde uygun bir film.
    4 ...
  15. 75.
  16. ben de filmi izleyenlerdenim, açıkçası bir beklentim olmadan filme gittim, bir filmden ne beklenir ki?..
    sanatta objektiflik arayanlar, asla bekledikleri gibi bir film bulamayacaklar, bulmamalılar da! bence bu yüksek sanat olarak adlandırılmayan alan için de geçerli zira yüksek sanatta objektiflik sıfıra yaklaşır…
    Herkes bir paradigma (çokluk zaman kendi ön yargısı ) üzerinden filmi ele almış/eleştirmiş, ee ne yapsaydı adam senin istediğin filmi mi çekseydi? sorusundan kendimizi alamıyoruz, yani hep bir tahakküm, hep bir sınırlama, hep bir gerçeğe yaklaştırma, hep bir rasyonel alana sığdırma niyeti, bu sanata aykırı zaten, sanat tam da sınır ihlalleri üzerinden varlık bulur, bu arada kastım film gerçek dışı ya da sınır ihlali kısıtlı demek değildir…
    ciddi anlamda eleştiriye açık alanlar var yok değil; amacımız eleştirmek dövmek ise dövecek adamı çok filmin, misal çay sahnesini izlerken yahu o zamanlar çay mı varmış? demekten kendimi alamadım, ama hemen ardından zihnim şu önermeler ile karşı karşıya kaldı, çayın tarihini yazan adamın doğu yazma ihtimali ne ise, bu filmde çayın tarihinin doğruluk ihtimali de odur, herhalde bir tarih dersi icra etmiyor idik..
    neyse ben kendi açımdan sadede gelecek olursam; filmi russel crowe (noah) üzerinden okuyor buldum kendimi sürekli, açıkçası çok iyi oynadığını düşünüyorum, özellikle ikinci kısımda o nasıl bir oynamaktır, dehşeti nasıl hissetmektir, nasıl bir ızdıraba duçar olmaktır, baksanıza biz dahi buradan sürekli ve hala yeriyoruz kendisini, halen öfke duyuyoruz nam ı değer, hazreti nuh’a; merhametsizlik atfediyoruz ona ve tanrısına, demek ki bize dokunuyor dokunmalı, demek ki sadece bir film olsa da ( sanatsallığı üzerine söz söylemek beni aşar) her şeye rağmen hakikate insana duyguya bir işaret ve dokunuş var, bu bile yeter bu film için yani başarıdır… bu görünen kısım kaldıralım biraz perdeleri; işte burada paradigma ve o çok atıf edilen uyumsuzluklar ile suçlanan kutsal metinler giriyor devreye; kur’an ve tevrat ve nuh’a ait olan bilgiler… tanrın ve nuh merhametsizlikle suçlarken, sözü hatırlamak, ibrahimi hatırlamak, öncesinin ve sonrasını hatırlamak icab eder, kesitsel olarak nuh noah kötü demek kolay, ben hiçte öyle bir söylem üretildiğini düşünmedim oysa, nuh’un teslimiyeti, verdiği sözü, bu yolda gerekirse katil hem de “çocuk katili” olmayı göze alışı ve fakat umudu kesmeyişi ve kendince sınırı aşışı halet i ruhiyesi film için yeter de artar bile; bir de mantık silsilesi içinde sanatsallık aramak nasıl bir boş uğraştır arkadaş, din ve ruh hele ki dine dayanan bir film de mantık aramak da çok garip doğrusu, sözün sonu mükemmel bulmadım ama beğenmedim de diyemem, benim aksimi düşünenler de olacaktır, olması gereken de bu.
    3 ...
  17. 49.
  18. Vizyona girer girmez, soluğu sinemada aldığım film.

    Beklentilerimi karşılamadı, kötü film mi? Hayır.

    Filmin kurgusu için birçok noksan söylendi zaten.

    Benim en çok gözüme batanlara gelince:

    O dönemin yaşantısı, en çok merak ettiğim şeylerden biriydi ama fazlasıyla hızlı geçtiler. Hele tufan, abi olayı, olay yapan tufan kısmı zaten. 2 saat bekliyorsun, bir geminin suda yükseldiğini görüyorsun, 1-2 de insan çığlığı. Olmamış.

    Bir ikincisi de, filmin ingilizce olması normal, sorgulanamaz bile ama konunun geçtiği dönem belli, Emma Watson, ergen aksanıyla 50 kere immmpasıbıll demese olmaz mıydı? Aga adamlar kertenkele yiyor, ama bizim Emma kızımız 21. ergeni gibi sevişiyor. Hele o tek omuz dekolteli, dantelli elbisesine hiç girmiyorum.

    Filmde, bunların yanı sıra birçok mantık hatası vardı ama bunları tolere edecek kurgu ve sahneler de vardı, inkar edilemez.

    Özet: nuh'un oğlu hem tam bir abaza.

    Buradan da isim vermeden filmi izlediğim sinemaya sesleniyorum:

    Amına koduğumun çocukları beş parmak yağın olduğu 3D gözlüğü 2.5 liraya kakalıyorsun, bari temizle de ver. Bir de utanmadan girişte, "3d gözlüğünüz varrr mı, yoksa satın alacaksınız" diyorsun. He sığır he yanıma 3d gözlük almadan markete bile gidemiyorum.
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük