fikirlerinin müptelası, söyleşilerinin hastası, kitaplarının sevdalısı, kendisinin hayranı bulunduğum karadenizli ve öfkeli, kalemiyle üzerinde yazdığı masayı çatırdatan, kartal'da ki imza töreninde nihayet imzasını da alabildiğim, elimdeki soğuk sabun adlı romanını "bu toprağın asil ve kara çocuğu" diyerek imzalamış, "kara değilim ki la ben niye böyle yazdı bu?" diye düşünürken kitabı okuyunca "kara" hitabının ne olduğu anladığımda ufak çapta g.t kalkması durumu yaşattığı, vatana lazım, önemli insan yavrusu.
not: 28 nisan bildirisine verdigi tepki ile, yaşadıgı hayatı çizip atmış kişiliktir, degmezdi, bana soruyorsa, ergenekon u desteklemek sana mı kalmıştı ey nihat genç, sen ki 28 subatlarda leman da refahın kapatılmasına dik durmuş bir adamdın, bak adamdın diyorum, bir şeyler anlayabiliyor musun ey nihat genç, bir gün senin ismin de hatırlanacak merak etme, ama, 28 subattaki dik duran halinle degil, 28 nisan daki ezik halinle, aydın olmak tv de halkı adına namluya hedef olmuş, 14 suikast girişi atlatmış başbakan a höykürmek degildir, darbe günlükleri, hsyk da ki kck savcısı dahil üç büyük davanın şerefli savcıları nı biçmek için hükümetle 4 hafta didişen adamların oldugu bir yerde, ey ihat genç ergenekon sanıkları için şerefli savcılara höyküren adama ne denir?
bilemedin, nihat genç denir, sen busun, artık bununla yaşayacaksın.
ihtiyar kemancı isimli deneme kitabının ilk sayfası 'soğuk' ile başlar, 'soğuk' edebiyatımızın son yıllardaki en çarpıcı en sarsıcı metinlerinden biridir, nasıl mı,şöyle;
'soğukların soğuğu, ey zalim köpek! bu zalim kasırgayı göklerdeki bayraktan daha yükseklere yazmak isterdim. bu çulsuz, bu korkuluktan beter çelimsiz şehitleri başkaları bin yıldır nasıl yazdı? zafer taklarına,sancaklara,marşları mı yazdı? bu, incecik derileri soğuktam morararak yıpranmış mazlumları, bu kar yığınları altında, bu belleri bükük, bu bir dilim ekmeğe muhtaç, bu yoksul zavallıları, bu incecik zar gibi hayatları, bu örümcek ağı gibi evlerde yaşayanları, bunları nasıl yazmalı? bizim halkımız bu, sevgili halkımız, bu çocuklar bizim meleklerimiz.soğukların soğuğu ey zalim köpek, daha alaycı, daha acımasız, daha gaddar ne biliyorsan bütün cephanelerini al, bin yıl daha saldır! bu şanlı vatan, bizim veremli ciğerlerimizle sağlık,şifa bulacaksa, hepimiz yoluna kurban olalım. kurban olalım ey halkım. ilkel toplumların kurban törenlerinde, kurbanı verenler kabilenin kutsalı, dokunulmazı olur, itibar görürdü. şimdi, çok daha gerilerde, vahşi bir mezbaha siyaseti içindeyiz.
kurbanı biz veriyoruz kutsalı onlar oluyor. kurbanı biz veriyoruz, komutan onlar oluyor. kurbanı biz veriyoruz, devlet onlar oluyor.kurbanı biz veriyoruz, zengin saraylar, arabalar onların oluyor. soğukların soğuğu ey zalim köpek,biz sana gürbüz, güçlü, pazulu,sırım pehlivanı gibi kurbanlar, şehitler vermeyi çok isterdik! ey şanlı vatan, kalmadı elimizde. artık kurbanlarını bu çelimsiz,böcek kurusu gençlerden seçmek zorundasın! soğukların soğuğu, ey zalim köpek, kaaç yüzyıl daha kalacaksın köyümüzde!'
3.09.2009 da yabancısı oldugum için acıkca tarif edemeyecegim ama Ankara'da kitapcıların oldugu, sanırım Ankaranın sahafları denince akla gelecek olan sokagın sonunda, kahvehane tadında okey taşı sesleri yukselmekte olan bi yer desem bilen bilir herhalde, neyse orda kagıt oynarken gördüğüm yazar, televizyoncu, gazeteci, düşünür, aydın ya da ünlü kişi. Şaşırdım.
bu yıl içersinde son leman yazılarını kitaplaştıracak yazar.
sanırım kasım aralık gibi çıkar,ilk haber buradan duyulsun.
sonracıma, 09 eylül de kartal festivali geldi nihat genç, anlatmak istiyorum;
saat 18.00 de başlayacak olan imzaya 17.55 geldi,biraz asabi, sinrliydi ilkten sanırım oruçlu olmanın yorgunluğu yada sigarasızlık bağına vurmuş, elinde 50 tl lik cep telefonu çeviriyor, ulan bu blackvery tipi yükse teknoloji telefon kullanan engin ardıç, mümtaz er türköne tipi yazarlar geldi aklıma, mına goyim adaleti nerede arayacaksın ki burada bulunsun neyse, ilk ben gidip; sıcak ve samimi bir 'hoşgeldiniz nihat bey', dedim, hemen keyfi yerine geldi; hoşbulduk. imza standı adddeydi, 'hiç reklam yapmadınız' dedim görevlilere, nihat genç biraz tutandı, 'gerek yok' yandaki sahneyi işaret ederek 'şurdan bir anons yapılsa yeter'
ihtiyar kemancı kitabı alıp imzaya yatırdım; 'bu kitap çok bereketli üç kez kaybettim, 4 kez alıyorum' dedim, güldü, 'diğer kitaplarımı da al' buldu müşteriyi *
onlarda var ağbi deyip, çıkardım, dar alanda tufanı görünce; nihat genç: bunu nereden buldun? winstonsoft: kadıköyde bir sahafta. bu kitabı yeniden basmayı düşünmüyor musunuzz?
nihat genç: yok,yok( gülerek)
winstonsoft: yeni okuyuculara ağır gelebilir ama eski okuyucularınız için eşsiz bir kitap bu.
bunda iş var diyerek baktı suratıma.
'bir fotoğraf çektirebilir miyiz','tabi ki '
fotoğraflarda ikimizin suratı da kayık belli benimde sigara krizim tutmuş, sıkı bir toka yapıp,
nihat genç: bu ülkenin senin gibi dikkatli gençlere ihtiyacı var.
winstonsoft: evet, sizin gibi yazarlara da bizim ihtiyacımız var.
sonra nerede oturduğumu felan sordu, aslında yanına oturup okkalı bir sohbete girişip iftarı ısmarlamak isterdim ama işim vardı onu da meşgul etmek istemedim.
10 yıldır bu yana tüm kitap ve makalelerini okuduğum bir yazarı kendi ilçemde bulmak müthiş bir şey oldu.
artık yeni ihtiyar kemancı kitabımın ilk sayfasında; ...'a bu ülkenin soylu güzel onurlu çocuklarına, sevgiyle, nihat genç, yazıyor.
55 yaşında adamdır onca muhalifi bunca yıldır bir gediğini bulamamışlardır. helal olsundur. şöyle yaptı bunu yedi şuna yalakalık yaptı diyemez kimse arkasından. neyse o dur.
bilgisayarının arkasında görülmediğini sanan andavallar da dış görünüşüne takar, bilgisiz cahil der. lan o adamla muhabbete otursan var ya el pençe divan çıkarsın önünden a cahil. 15 yaşında dünya alimi bizim veletler.
sonradan türeyen aydın adı altında piyasaya bolca sürülen kanı bozuklar gibi ruhunu ,fikrini ve beynini 2 kuruşa satmayan sapına kadar delikanlı mert ve sert yazar ve fikir adamı.
skytürk'teki programda akepe ile ilgili şöyle bir fıkra anlatan ve beni gerçekten güldüren muhalif yazardır.
aynen yazıyorum anlattığı fıkrayı:
konu yolsuzluktur ve nihat genç bununla ilgili hoş bir karadeniz fıkrası olduğunu ve paylaşmak istediğini belirtir. söz hakkı verildiğinde de başlar anlatmaya.
--spoiler-- nihat genç:
akepeli şey konuşuyor köyde, işte partisini felan anlatıyor.
yaşlı ihtiyar arkadan dinliyor tabi adayı. işte ortasında bi elinde bastonunu tutuyor bacaklarının arasında.
yaşlı amca adaya dönüp:
- uşağum sizin partililer içki içermi?
aday kişisi:
-haşa efendim biz müslümanız içkiden hiç içmeyiz
yaşlı amca:
- peki sizun partilular cigara içer mu?
aday:
-haşa efendim biz hiç sigara içmeyiz zaten yasa çıkardık, karşıyız.
yaşlı amca:
- pekü sizin bu akepelüler garı oynatir mu? garu alemü yapar mu?
aday:
-valla hiç yapmazlar efendim lafı bile edilmez.
yaşlı amca:
-ya kardeşim sizin hiç masrafınız yokmuş peki niye ha bu gadar çalaysunuz?
--spoiler--
halktan okumuş biri.okumaya araştırmaya da devam ediyor.tabi ki on sene önceki fikirleriyle bugünkü fikirleri ve ki on sene sonraki fikirleri örtüşmeyecek ve ki örtüşmemeli.hiçbirimiz elinde elma şekeriyle gezmiyoruz artık onun bi vakti vardı,ders kitaplarını da bırakalı yıllar olmuş,eski dertlerimizi de sevinçlerimizi de yıllar almış yenileri ise daha hayata dair.yarın bugünler de düş olacak o günün unsurları bugüne dair ve gerçekçi olacak.ben bu adamı her gördüğümde önümde yılları görüyorum.yaşanmışlık ve inadına bir yaşama hevesi.seviyor saygı duyuyorum.diyorum ya okumuş bir adam olmasından daha önemlisi hala okuyan bir adam.
söylediklerine kendisi bile inanmayan adam. savunucuları da çemkirgen. kimden öğreniyorlarsa. yok amerikan köpeğiymiş yok bilmem nesiymiş. onu eleştirenlerin ciğeri beş para etmezmiş... delil yok ispat yok. eleştiriye tek cevap yok, eleştirene hakaretler yağdırılmış. bi yerlerden tanıyorum bu tarzı ama dur bakalım...
beş on yıl önce küfrettiği zihniyetle, beş on yıl sonra işbirliği içinde olur. herkes kardeşim, herkesle kucaklaşmak istiyorum der ve ekler: "siz böcekler hariç!"
valla neyi nasıl söylediğine bakılmaması gereken bir adam. önemli olan ne söylediği, hangi noktalara değindiği. ve cidden güzel şeyler söylüyor. ve ciddi ciddi de güzel noktalara değiniyor(gerçi değinmekten fazlasını yapıyor, değdiriyor, geçirtiyor afedersin.) bu herifte türkiye'ye şu ana kadar gelmiş hiç bir ideoloji/felsefi/teolojik vs vs bölünmenin/fraksiyonun/olgunun mensubu kişilerde bir türlü olamayan bir erdem var: bu adam dobra arkadaşım. iki yüzlülükten nefret ediyor. kendini konvansiyonel herhangi bir "olgu"nun içinde tanımlayan kişilerin aksine. kusura bakmayın ama bu böyle. düşman olacaklar bile bu vasfına saygı duymak zorundadır. nokta.
hep bilindik şeylerden konuşuyor. ama hakkını verelim. nasıl başarıyor bilmiyorum ama bunları öyle bi söylüyor, öyle bi ambalaj yapıyor ki sanki yeni bir şey duymuşsun gibi geliyor. ama aynı şeyler. üniversite öğrencilerine söyledikleri de hep aynı şeyler. ben de biliyorum mezun olunca asıl hayatın başladığını. biliyorum söylediklerini, söyleyeceklerini daha ağzını açmadan tahmin edebiliyorum. vatan hainine söyledikleri de hep aynı şeyler. fethullahçılara da aynı şeyleri söylüyor, hükümete de aynı şeyleri söylüyor.
ayarın tillahını veren yazardır.
''benimde bildiğim bir demokrasi vardır. burada yaşayan her canlının böceğin,canlının ütoplyalarından sorumlu bir demokrasi''
+kimin hayalleri var ki?
hayalin olsada bunu arkadaşına ailene ya da başka bir kişilere anlatsan taşak geçerler. ne olursa olsun. demokrasi halkın ütopyalarından, hayallerinden sorumlu değil. zaten demokrasiyi ithal ediyoruz.
artık günümüzde üniversiteninde anlamı kalmadı. bu kazanlar kendilerinin hayatını kurtardıklarını sanmasın. doktor olacaklar hariç elbette. mühendis adamı ezerler. dış mış ya da şu ticaret ile uğraşanlar okul verdikleri ile bir arpa boyu bile gidemezler. zaten hangi okuldan mezun olursan ol mesleki anlamda yeterli değilsin. ben okulu bunun için mi okudum hee? boş işte. fazla sevinmeyin. mezun olunca asıl hayat başlıyor.
Toplumsal gerçekleri ince ve eleştirel bir dilde yazan yazarlardan birtanesidir. Ayrıca Leman Dergisi yazarlarındandır.
Veryansın,
Karanlığa Okunan Ezanlar
Memleket Hikayeleri
Amerikan Köpekleri
Köpekliğin Tarihi
kitaplarından bazılarıdır.