bir çeşit hızardır. önüne geleni biçer. şu anda islamcı ekiple meşgul ama altı üstü belli olmayan bir adam olduğundan yarın bir gün ulusalcıları biçmeye başlarsa şaşırmam.
temelsiz aforizmalar, hezeyan içinde kurulmuş cümleler, boyundan ve fikrinden büyük iddialar, lümpen jargonlu devrimci ayakları, şoven tutumlar ... vs.
okey oynarken dünyayı kurtaran insanlar vardır anadoludaki kahvehanelerde. ve bu tür adamları ancak ergenler dikkatlice dinleyip, muhatap alırlar.
bizim mahalleden fikri abi gibi konuşuyor. samimi yani. işte bu özelliği yanlış fikirlerinin bile e yani abi adam haklı eşiğine getirilmesine sebep oluyor. temiz adam. ama fikirlerinin büyük bölümüne katılmam mümkün değil. evet.
15 mart 2012'deki hacettepe üniversitesi sıhhiye kampüsü'ndeki söyleşisiyle bir kez daha coşturmuş kişidir. salondan çıt çıkmadı lan. ki adamın şu dediği de yanlış diyemiyorum.
ulusalcı sol kesimde banu avarla beraber fazlasıyla sevilen dobra bir adam. bazen ipin ucunu kaçırıyor ama kimsenin değinemediği bazı konularda konuşması çok hoşuma gidiyor.
bugün arabayla dördüncü caddeden * geçerken gördüm kendilerini. minibüs mü yoksa otobüs mü ya da birisini mi bekliyordu bilemedim. durup "abi, ne tarafa?" diye sorasım geldi ama yatması gereken acil faturalar vardı, vaktini çalmayayım diye düşünüp vazgeçtim.
cesur yazar, halk seviyor ve takdir ediyor lakin son dönem severek okuduğum o uzun yazılarının bir kaç tanesinde milletvekilliği teklif ettiler kabul etmedim, gazetelerden tv den çok para teklif ettiler kabul etmedim, en çok okunan yazar benim, kitaplarım çok satıyor gibi kendini öven yazılar okuduktan sonra sevgim eksilmedi desem yalan olur.
yaklaşık üç sene sonra yollarımızın sinop'ta kesiştiği yazar. kendisiyle ilgili son tanımımda artık yolumuzun ayrılmaya başladığını yazmıştım. değişen bir şey olmadı olmasına da her ne olursa olsun nihada'nın tabutuna omuz vermiş bir adam memleketinize kalkıp geliyorsa bir hoşgeldin dememek olmazdı.
aslında bambaşka bir iş için gitmiştim sinop'a. duvarda da nihat genç söyleşini görünce hiç duraksamadan söyleşinin yapılacağı mekana gittim. eskiden konservatuar olan şimdi ise düğün salonu olarak kullanılan mekanda 2. sinop kitap fuarı yapılıyordu. n.g'de hem söyleşi hem de imza için geliyordu. havanın soğuk olmasının da etkisiyle ortalama bir kalabalık vardı. sandalyelerden birine oturup n.g.'yi beklemeye başladım. biraz geç kalsa da, hemen eline verilen mikrofonun da şaşkınlığı üstünden attıktan sonra başladı konuşmaya.
fazla değişmiş miydi? hayır. biraz yaşlanmış ve yorulmuş gördüm sadece. ama konuşurken bir volkana dönüşmesini görmek, söylediğine katılmasanız bile hala etkili. belki söylediklerinin çoğuna katılmıyorum ama bu toprağın çocuğu, bu toprağın aydını olduğu o kadar belli ki. o yüzden bu adam ne derse dersin kızamıyorum ona. derdimizin bir olduğunu biliyorum. ergenekon, chp, çin gibi konularda söylediklerine katılmasam da köylerin boşalması konusunda yaptığı tespitler, üretmeyen toplum, tembelleşen toplum, tarımın küçümsenmesi, göç gibi konularda söyledikleriyle kulak verilmesi gereken bir aydın olduğunu tekrar ortaya koyuyor. bunlar türkiye'nin gerçek sorunları ve hep sümenaltı ediliyor. bugün hiçbir köşe yazarı yaylalarda biçilmeyen otu sorun etmez. ama derdi olan adam bunu bilir. işte bu yüzden nihat genç hala dinlenmeyi hak etmektedir.
söyleşi bitip, güdümlü sorular geldikten sonra gerçekten başucu kitabı olan karanlığa okunan ezanlar kitabını imzalattım bir de köylerdeki durum ve tarım hakkında daha çok yazması gerektiğini söyledim. bunları her zaman yazdığını yazmaya da devam edeciğini söyledi. beni unutmayın dedi ben de teşekkür ettim ve yerimi kabarık saçlı ablalara bıraktım.
nagehan alçı'ya gereken cevabı veren adamdır; "taze gelinim senin evin yok mudur diye sormaz mı kayınvaliden cicibaban. milletin ağzı torba değil ki büzesin, her allahın akşamı tvlerdesin, bak buradan söylüyorum yarın bir gün hamile kaldığında, konu komşuyu kesinlikle inandıramazsın bebeğin kocandan olduğunu "
türk basınında nesli gittikçe tükenmeye başlayan,
kimsenin karşısında el pençe durmayan,
doğru bildiği yoldan şaşmayan,
iktidar dalkavuğu olmayan,
patron yalakalığı yapmayan,
her devrin adamı liboşlardan olmayan,
korkusuz cesur yürekli kalemşör,
kısacası...
adam gibi adam.!
Bilmemki kıbrıstan yayına katıldığı içinmidir bir rahat konusur bir rahat lafı esirgemez böle gediğine gediğine oturtur lafı sonrarı kavaltıda bile o dinlenir o derece iyidir çok iyidir.
hic kitabını ya da yazılarını okudunuz mu ? kopeklesmenin tarihini okuyun da fikriniz de bir degisme olacak mi ? ayrıca konustugu zaman bagırarak konusuyor gibidir ama tarzı boyledir. rasim ozan kutahyalı konusuyor ona lafınız yok da nihat genc e mi laf ediosunuz . ayrıca adam karadenizli ben karadenizli olup sakin konusan insan az gordum. ayrıca konusma sanatından haberdar olsanız boyle yorum yapmazsınız. adam topragı sanati dogayı turkiyeyi anlatıyor neyden rahatsız oluyorsunuz. ben begenerek okuyorum ve izliyorum sohbeti daim bizlerden uzak olmasin diyorum.