skyturk kanalında haftalık konuşmalar yapabilecek özgürlüğü olduğu dönemlerde iktidara da muhalefete de vazelinsiz konuşmuş videosuna youtube da rastladım.
adam kaç sene evvel neyin ne olacağını o günkü örnekleri ile biraz da öfke ile anlatmış.
biraz islamcı, biraz turancı, biraz komo, biraz ulusalcı görünür, kronik muhalif yazardır... aslında bildiğin milliyetçidir. bunu en yakın arkadaşlarından birinden duydum.
devirdiği çamlarla çankırı'ya sekiz ayrı hatıra ormanı kuruldu. sıradan insanlar için büyüleyici etkisini anlıyorum. kendi çöplüğünün ötesinde ötebilen bir horoz değil, abartmayalım. kendi çöplüğündeki her açıdan "kısıtlı" kitlesine hitap ederek çile dolduruyor.
vatanperlerin okuması gereken yazar. bayraktan, allah'tan, aşktan konuşur. bu toprakları konuşur. bu insanları konuşur yazar. leyla der, yunus der, mevlana der...
ne yazık ki vatanı satıyorlar, vatanseverleri hapislere tıkıyorlar der.
ne yazık ki satılan (özelleştirilen) telekom'u, tekel'i söyler.
satacak bir şeyimiz kalmadı der onurumuzdan başka..
rize'de fındık tarlalarını sattılar, bu ülkenin suyunu sattılar der. temiz su içecek pınarlarımız kalmadı, kirlettiler der.
bunlar bu ülkenin onurunu dahi satılığa çıkartacak der.
"Çok eskiden bizim inandığımız bir ülke vardı. Bu ülkenin Rauf Orbayları, Mustafa Kemallari, müftüleri, hocaları, askerleri, ülkeden büyük insanlarımız vardı. 17. asırda da, 20. yüzyıl başında da her dönem. Kasabalarına sığmayan insanlarımız vardı bu ülkede. Çok büyük insanlardı, yürekleri büyüktü sınırlar dar geliyordu, camiler dar geliyordu. Pakistandan Bosnadan uçsuz bucaksız yerlerde doktorluk yaptılar, öğretmenlik yaptılar, askerlik yaptılar, nöbet tutular. Şimdi geldiğimiz yerde böcek sürüleri gibi insanlar. Medyayı doldurmuşlar ama böcek sürüleri, adı yazar ama böcek sürüleri. Bir madde yazamıyorlar, ana yasa yazmak için dört yüz kişi yan yana geliyorlar ama yazamıyorlar işte böcek sürüsü gibi insanlar. Güve gibi yiyorlar. Bu ülkenin tarihi eserlerini yiyorlar, madenlerini, dağlarını, ormanlarını, müslümanlığını yiyorlar, Allah diye diye yiyorlar. Güve gibi içimizden bit gibi ısıra ısıra yiyorlar, minik minik yiyorlar."
devamlı bir coşku ve histeri halinde olan adam. rasim ozan'la birlikte itici konuşan abiler bayrağını gururla taşımaktadırlar ama bu türlerin az konuşup çokça yazmaları tercihimdir.
bir kervan bir şehre uğramış. tüccar yağlarını tarttırırken köpeği gelmiş tartının üstüne çıkmış, yerel esnaf da köpeği kovalamış. az sonra bu sefer başka bir köpek tekrar tartıya çıkmış fakat esnaf o köpeği kovalamamış. bu hareketin kendisine yapıldığını zanneden kervancı da içerlenerek "benim köpeğimi kovaladınız da, o köpeği neden kovalamadınız" diye sorar. esnaf aydur "ağam o köpeğin darası alınmıştır".
nihat genç böyle bir adamdır. ne derse ne desin, ne yapsa yapsın, onun darası alınmıştır.
--spoiler--
insanlık için acı çekmeyi neden önce islamcılar unuttu? Ne yapacaksın, "Müslümanım" diye bir dümen bulmuşlar. Bir lâf vardır, "babamın adını verip bokumu bile satarım". "Müslümanım" deyip her boku bu millete yedireceklerini sanıyorlar, bu millet bu boku yer de; dünyanın onlarca mazlum ülkesi, islam ülkesi yer mi? Allah'ın doksan dokuz ismine bir de Amerika'yı koyup yüze tamamladılar...
--spoiler--
terbiye sınırlarını aşmış gazeteci yazardır. nagehan alçı hakkında yazdığı yazıda karakterini ortaya koymuştur. ne olursa olsun karşındaki bir kadındır ne kadar görüşlerine saygı duymasanda bir kadına bu kafar bel altı laf söylenemez. herkesin ailesi, eşi, dostu var ne yazık ki böyle adamlar düşünemez bunları. ismine, cinsine,cismine asla yakıştıramadım bunları artık gözümde 2 kuruşluk değeri olmayacak sözde gazeteci, yazardır kendileri.