sessizliğini duymayan birine sevdanı verme. göynün incinir, uykuların ziyan olur. sözlerinin sahibi rahmetli üstadımız. ne zaman hüzünlensem, açar bir türküsünü dinlerim. ya da ne zaman keyiflensem bir oyun havasını. türkü mü dinliyorsun diye garipseyen gözlerle bakan bir kız arkadaşım olmuştu vakti zamanında. sen neşet ertaş türkülerine kurban ol demiştim. kendi müzik zevklerimden, bir kız için ödün verecek değildim. zaten olmayacağı vardı olmadı. türkü bahaneydi. her neyse. nur içinde yat neşet ertaş.
bir allı turnam deyişi vardır ki insana hayatı sorgulatır. bir zamanlar anadolu'da filmindeki sahnede de çalmasıyla insanları alıp uzaklara götüren, saza değil de gönüllere vuran büyük sanatçıdır. Allah rahmet eylesin.
başıma bir iş gelmeyecekse romantik solcular tarafından abartıldığını düşündüğüm türkücü. gençleri sigaraya özendirmesi ve şarkılara 5 dakika sonra girmesi nedeniyle tasrif ettiğim biri değil açık ve net.
insanın ruhunu uzaklara götüren, tellere her vurduğunda yüreği sızlatan bir efsane geldi geçti... eşi benzeri bulunmayacak, yeri asla dolmayacak bir ozansın sen.
babamın bana ta küçüklükten sevdirdiği , arabada vs dinlettiği, iyi ki de sevdirdiği, dinlettirdiği, türkü kültürünü aşıladığı rahmetli üstad. 2005 senesiydi galiba, türkülerini, hayatını, aşık olduğu leylasını, babasını vs neredeyse her şeyini anlatan geniş bir belgeselini izlemiştik ailece. konser görüntülerinde arabadan inen neşet ertaş'a, candan samimi bir üslup ve heyecanla, sana ben kurban olurum, ben sana kurban olurum diye haykıran bir dayı vardı. hem güldürmüş hem de çok hoşuma gitmişti. bu coğrafyada bu samimiyeti sağlayacak başka birinin daha geleceğini düşünmüyorum. nur içinde yat, neşet ertaş.