neşet ertaş

entry1904 galeri171
    1588.
  1. ölmemiştir. aşıklar ölmez.

    yunus emre ne güzel ifade etmiştir;

    ölür ise ten ölür
    canlar ölesi değil.

    Neşet Ertaş ruhun şad, mekânın cennet olsun.
    1 ...
  2. 1589.
  3. 1590.
  4. 1591.
  5. Yazımı kışa çevirdin
    Karlar yağdı başa Leylam
    Viran oldu evim yurdum
    Ne söylesem boşa Leylam

    Daha bugün dinledim.
    2 ...
  6. 1592.
  7. Özledim diyememiş neşet Ertaş, gönlüm hep seni arıyor neredesin sen demiş.
    Baktı kavuşamıyor, Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca, Akar can özümde sel gizli gizli demiş.

    Ne güzel demiş değil mi?
    5 ...
  8. 1593.
  9. 1594.
  10. biraz geç keşfetmişim galiba onsekiz yıldır ben niye dinlemedim acaba diye düşünüyorum bazen.
    1 ...
  11. 1595.
  12. kadınlar insan, biz erkekler ise insanoğlu derken; her erkeğin, en nihayetinde bir kadından doğma sonucu olduğunu, kadınlarında en nihayetinde, eğer çok eleştiriyorsa, eleştirdiği erkekleri, doğurup büyütenin sonucunda yine hemcinsi yani kadınlar olduklarını beyan eden bir açıklama yapmış olan rahmetli sanatçımızdır.
    7 ...
  13. 1596.
  14. ülkenin bağrından çıkan, türkülerinde yoksulluk, aşk ve ayrılık konularına hassasiyetle değinen, bozkırın tezenesi olarak anılan halk ozanı. neşet ertaş deyince akla, gönül dağı, sen benimsin ben seninim yar, geleli gülmedim ben bu cihana, hapishanelere güneş doğmuyor gibi gönüllere dokunan türküler akıllara gelir. hayatını türkülerine katarak söyleyen neşet ertaş, izmir de 74 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
    0 ...
  15. 1597.
  16. boşverelim anlamasınlar. aleyna tilki, serdar ortaç yeter onlara. ruhu şad olsun
    2 ...
  17. 1598.
  18. https://www.youtube.com/watch?v=YXtBlJB2Udk

    Bu adamı sevmeyenler var lan vallahi anlamıyorum. Star wars mü olum bu neşet baba
    6 ...
  19. 1599.
  20. Çok küçük yaşta tanıştım neşet ertaş türküleriyle.
    Elektrikler kesilince mum ışığında babam sazını eline alır türkülerini söylerdi. Öyle öyle öğrendim ve eşlik etmeye başladım babama.
    Her dinlediğimde aklıma o güzel günler geliyor. Özellikle " gönül dağı " çok etkiliyor beni. Dinlemeye doyamıyorum.

    https://m.youtube.com/watch?v=7yQI2mUX7Rc
    11 ...
  21. 1600.
  22. fanları tarafından neredeyse mustafa kemal atatürk'le bir tutulan sanatçı. en ufak bir eleştiriye tahammülleri yok. yahu sanatçı bu adam, sanat yapıyordu. sanatını seven olur sevmeyen olur. eleştirilebilir de. ne bu hassasiyet?

    zito!
    0 ...
  23. 1601.
  24. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1568075/+

    aynı yıllarda yaşadığım için şanslı olduğumdur. nur içinde yatsın.
    1 ...
  25. 1602.
  26. Gençliği bilinmez ama olgunluk dönemi naiflik sembolüdür...
    0 ...
  27. 1603.
  28. Tevazu abidesi. Kelimelerini seçerek özenle kullandığı her konuşmasında belli olan rahmetli büyük usta. Allah rahmet eylesin güzel eserler bıraktı. Bozkırın Tezenesi.
    0 ...
  29. 1604.
  30. datlı dile güler yüze eseri on numaradır. kişiye hayat sevinci aşılar. saygı ve minnetle büyük usta.
    1 ...
  31. 1605.
  32. 1 haftadır hiç bıkmadan dinlediğim dinledikçe de mutluluğu huzuru bulduğum kişidir.

    Melamet Hırkasını
    Kendim Giydim Eynime
    Ar U Namus Şişesini
    Taşa Çaldım Kime Ne
    Haydar Haydar Taşa Çaldım Kime Ne

    https://www.youtube.com/watch?v=r-vC7xp3HXE
    0 ...
  33. 1606.
  34. 1607.
  35. derdim tasam yokken neşet babanın türkülerini duyduğum zaman ansızın gama kedere boğuluyor yüreğim. kendiliğinden oluşuyor bildiğin.
    4 ...
  36. 1608.
  37. 1609.
  38. BiR:  GÖNÜL

    ANADOLU denilen coğrafyada “gönül” sözcüğünü sekiz farklı şekilde telaffuz edebilen tek kişiydi... Hiç kimse “gönül” sözcüğünü onun kadar farklı, onun kadar kalpten, onun kadar tumturaklı, onun kadar dokunaklı bir şekilde telaffuz edemezdi. Öldü ve “gönül” sözcüğü hem öksüz hem yetim kaldı.

    iKi:  ACEM KIZI

    “Uğrun uğrun kaş altından bakınca/Can telef ediyor gül acem kızı” diyerek, bir acem kızının mahcup ve kaçamak bakışlarının nasıl süper yalın, nasıl acayip sinematografik tarif edilebileceğini kanıtladı. Üstelik kızın burnunu fındığa, ağzını kahve fincanına benzettiği halde zerre kadar sakil kaçmamayı başararak...

    ÜÇ:  SIRLAR

    Gösterişli postlara sahip bir mutasavvıf değildi, garip bir halk dervişi idi... Ama tasavvufu yalamış yutmuş gibi çığırdı türkülerini: “Kalpten kalbe giden gizli yol”u o tarif etti, “varıp bir canana ikrar verme”nin önemine o işaret etti, “evvel” ile “ahir”i aşkta o birleştirdi, dünyanın yalan olduğunun altını o çizdi.

    DÖRT: RiTMiK KEDER

    Gariplik, yetimlik, öksüzlük, dertlilik onun içine öylesine işlemişti ki en oynak, en kıvrak, en ritmik havalarının içine bile derin bir keder, dokunaklı bir hüzün, insanın içine işleyen bir acı sızardı... Ama farkında olmadan... Sıfır kurgusuz... Sıfır hilesiz... Hiç kasmadan... Öylesine...



    BEŞ: EŞiTLiK FiKRi

    Sosyalizmden falan anlamasa da azılı bir sosyalist gibi “eşitlik fikri”ne adamıştı kendisini... Büyüklenenlere ders verirdi. Kibirlilerden tiksinirdi. Ayrımcılık yapanlardan uzaklaşırdı. Gerçek zenginliğin gönül zenginliği, gerçek yoksulluğun ise gönül yoksulluğu olduğunu söyler dururdu.

    ALTI: BiRiCiK

    Bağlama çalışı, tavrı, yorumlama biçimi biricikti. Kendi türkülerini bile her defasında farklı çalar ve söylerdi... Kendisinin olmayan türküleri de kendisinin kılarak söylerdi. Onun söylediği “Gesi Bağları”, diğerlerinden değişik olurdu. Herkes “Yozgat Sürmelisi”ni şöyle söylerdi, o böyle söylerdi...

    YEDi : BOZKIR

    Sabaha karşı bozkırın ortasında seyreden bir uzun yol otobüsündesiniz... Radyodan “Zahidem” türküsü yükseliyor... Çiçekdağı’ndan dökülen gazeller, gurbette gezenler, el kadar hasırlar falan gözlerinizin önünden geçiyor... Tamam, işte Anadolu denilen coğrafyanın kederine inceden vakıf oldunuz. Neşet Ertaş’ın temel işlevi buydu.

    SEKiZ: TEVAZU

    Konserlerinde ceketini çıkarmak için dinleyicilerinden izin isterdi... Zerre kadar yapmacıklık barındırmayan bir şekilde “Ayağınızın turabı olayım” derdi... En hikmetli sözleri en sıradan sözlermiş gibi söylerdi... Artık eskilerde kalmış çelebiliği, efendiliği en tabii şekilde yaşardı...

    DOKUZ: iNiŞLER ÇIKIŞLAR

    Avazı çıktığı kadar bağırırken sesini kibar bir şekilde indirebilmekteydi. Ya da sesini kibar bir şekilde inceltmiş ve indirmişken kabaran bir sel gibi en yukarıya çıkarabilmekteydi... Dinlerken şöyle derlerdi olayı bilenler: “Kalmadı artık böyle sesini pervasızca çıkarıp kibarca indirebilenler.”

    ON: EFSANE

    Başyapıt sayısı bu kadar çok sanatçı var mıdır? “Ahu gözlerini sevdiğim dilber” efsane olmasına yeterken o tutmuş “Niye çattın gözlerini”yi söylemiş. “Evvelim sen oldun” efsane olmasına yeterken o tutmuş “Tane tane benleri var”ı söylemiş. “Mühür gözlüm” efsane olmasına yeterken o tutmuş “Zülüf dökülmüş yüze”yi söylemiş... Neyse... Devam etmeyeyim.

    (alıntı)
    2 ...
  39. 1610.
  40. türk halk müziğinin devasa ismi bence gelmiş geçmiş en iyi halk ozanıdır diyebiliriz sesinde doğal bir ahenk var insanı yüreğinden vuruyor ve kendini takrar tekrar dinletiyor.
    1 ...
  41. 1611.
  42. "Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor,
    hiçbir tabib şu yarama merhem olmuyor,
    boynu bükük bir garibim, yüzüm gülmüyor."

    Offf neşet baba ve ben bunları hak etmedik.
    12 ...
  43. 1612.
  44. Ahlağıyla, karakteriyle; sesiyle, sazıyla sanatçıdır.
    4 ...
© 2026 uludağ sözlük