yeni bir gitar alıp kursa başlayacaktım. sonra neşet ertaş dinledim ve daha fazla para verip bağlama alarak onun kursuna başladım. mekanı cennet olsun bozkırın tezenesinin.
ayaş yolları türkün ustam, bazı beni öyle kederlere götürür, sanki: 'dediler ki nazlı yar geliyor/yoluna gitmeye dermanım mı var' dediğinde senle ben şu dünyanın kurağında kalmışız, sanki sadece senle ben yarin karşısına çıkmaya mecalsiz kalmış, sadece senle ben yarin karşısına bu halle çıkmaya utanmışız gibi gelir.
bizzat yaşamadığı aşklar, duygular adına bile yalnızca duyduklarıyla mükemmel kelimeleri bir gönül ipine dizerek onlardan yürek titreten güfteler ve besteler çıkaran ozanımız, abdalımız.
(bkz: acem kızı)
bugün sabah rüyamda gördüğüm şahsiyet. bizim köyde divan sazı çalarken yanına yanaştım ''dayı şu sazı bir de ben çalayım divan sazına pek heves ediyorum'' dedim ve sazını verdi. ben çalarken bir kaç tüyo verdi. uyandım hemen uzun sap bağlamamı elime aldım.
bana bağlamayı, bozlağı sevdiren adamdır. örnek aldığım şahsiyetlerden birisidir. keşke biz de onun gibi engin gönüllü olabilsek.
Müdahildir her vicdani sancı aynadaki yüzüne Ve hiçbir yapıp etme, hiçbir cehd yeteri kadar yeterli değildir bir şeyleri değiştirebilmek için. Nicedir kelimesi bazen cümlenin en olmadık yerinde yerini tutar, anlayamazsın zamanın böylesine çok geç geçtiğini. Sabah yedi buçukları oyar alarm zilleri, taşeron bir alışkanlıktır cep telefonu icat olunduğundan beri saat yerine telefon kurmak. Fason alışkanlıkları oluyor toplumların teknoloji bünyeye nüfus ettikçe işte. Beş dakika daha uyuyabilmek arzusundan kaldırıp başımı kendimi tuvalete atmam nasıl bir otomatikleşmeyse artık aynı melekeyle hiç düşünmeden akşama kadar devam edebilirim, el yordamıyla. Minibüse binip para uzatmak büroya gelip akşam kadar çalışmak hep aynı döngünün başka misalleri sanki ekle bunları ardı ardına, bu benim ömrüm işte. Ayaş yolları türküsünü Neşet Ertaşın böyle bir modern devinimde ömrümün orta yerine koyuşum daha kendisinin sağlığındaydı, çok sigara içiyor ve çok içleniyordum, bazıları içlenmek için yaşar, öyle ota boka melankoli türeten mıyıl mıyıl tiplerden ayırın bu adamları bazılarını hiç fark etmemişsinizdir. dediler ki nazlı yarin geliyor, yoluna gitmeye dermanım mı var yandım anam yandırma beni diyordu usta ben koca gezegende kendi sosyal durumumu görüyordum, ayaklarımın dermansız olduğunu, kuş kadar maaşım, her şeye biraz geç kalmış yaşım ve erişemediklerimle yoluna gitmeye dermanım mı var diyordum neşet ustayla beraber.
şimdiye kadar hakkında tek kelime etmemiş olmama şaşırdığım ve utandığım ozan. o ahir dünyaya el sallarken ben çok ağlamıştım üstelik. sanki kapı komşumu, öz amcamı kaybetmiş gibi. içim düğüm düğüm yıkılmıştım. bir daha kim 'zahidem' dediği anda gözlerimi dolduracaktı. kim o büyük mütevaziliğiyle ve babacanlığıyla sazını eline alacaktı. kimseye gönül koymadan 'biz bu sazla evliyiz' diyecekti. ne desem boş o bir ustaydı, yerine kimseyi koyamadı ya da biz koydurmadık. ama yine de şanslıyım ki onu canlı canlı dinleyebilmiş olanlardanım. şimdi videolarıyla, albümleriyle avunmak zor geliyor. yine en efkarlı ve yine en sevda dolu türkülerini dinleyerek geçireceğim günler var.
aşıktır neşet ertaş dinleyen adam. hele geceleri dinlemeden uyumuyorsa köpek gibi aşıktır.
her gece neşet ertaş dinlemem bu yüzdendir.
tanım: son abdaldır. 'gonül' adamıdır.