Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel.
Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi
Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın.
Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi.
şiirleri ve hayatıyla ömer hayyam ı andıran ney ustasıdır.
Izdırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer,
Ömr-i fâni gibidir, gün de geçer, dem de geçer,
Gam karar eyliyemez hânde-i hurrem de geçer,
Devr-i şâdi de geçer gussa-i mâtem de geçer,
Gece gündüz yok olur, ân-ı dem âdem de geçer.
Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.
Neyzen Tevfik bir gün Cami'de Hoca'nın vaazını dinler. Hoca cemaate herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini, cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır. Ertesi gün ki vaazda Neyzen Hocaya sorar:
+ Hocam cennet'te şarap olacak mı?
Hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık, kafir, iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:
- Bre zındık cenneti meyhane mi sandın?
Neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:
+ E hoca dün cenneti kerhane yaptın.
kendisinin çok güzel rakı içtiği bilinmektedir ve marmara denizi kadar rakı içtiği söylenir. devlet tarafından esrar kullanması yasal hale getirilmiş kişidir. ney üstadıdır. asıl adı neyzen kolaylı'dır. kişilik olaraksa gericiliğe, islamın yozlaştırılmasına, yobazlığa şiddet karşı çıkmıştır. gerekli cevapları mükemmel pratik zekası ile cevaplamıştır. yergi ve taşmalada sınır tanımamıştır. toplum çıkarına ters düşen konuların da üzerinde durmuştur. kendinin bazı anılarını okuyup daha iyi tanımak isteyen olur ise buyursun; http://home.datacomm.ch/s...aya/neyzen_fikralari.html
Bir rivayete göre hayatında tek cevap veremediği insan komutanıymış (askerlik anılarından)
Bir gün neyzen tevfik alır rakısını gider tuvalete tabi adını duymayan yok hastalığınıda o yüzden komutanlar bişey demezmiş içki içmesine tam o sırada komutanıda girince tuvalete nayzen tevfik'i yakalar ama kızmaz
komutan neyzen tevfik'e şunu demiş ; Tabi buldun mezeyi içersin rakıyı. ve o anda neyzen hiçbir şey diyememiş hayatta tek cevap veremediği lafda bu olmuş.
dürzüye en güzel seslenişi yapan, türk insanını en iyi tanımlayan, şarabın keyfini bi ayrı bilen, aynı çağda yaşasalardı ömer hayyam la her geceden sabaha içecek olan, sevdiğimiz saydığımız neyzen tevfik' imiz...
kalenderi bir derviştir. boynundaki kolyesinde osmanlıca harflerle hiç yazar. istanbul'un sokaklarında yaşamış bir insandır. neyle tanışması şöyle olmuştur: çocukken babasıya bir bankta otururken iki adam gelir yanlarına ve ney çalarlar. üstad o sese hayran olur ve bu işte ustalaşmak için istanbul a gelir. sokaklarda yaşar arkadaşlarına ney üfler. bunu deli diye hastaneye yerleştirirler ve neyini elinden alırlar. üstad bu durur mu? ranzanın demirini kırar ona üfler. garip bir insandır öldüğünde cenazesine vali, bakan ve milletvekillerinin yanında istanbul un tüm ayyaşları, hapçıları otçuları katılır. bir de şiirlerinde mukemmel küfürler vardır onu da bir ara anlatırız.
--spoiler--
"Dostlarım hırsızlar, yankesiciler, esrarkeşlerdi. Yeni Cami'de Arnavut isa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın en mesut zamanları idi. Yenicami'de Arnavut 'isa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın mesut zamanları idi. Orada efsanevî bir hayat sürdüm. Bir padişah, bir derebeyi gibi yaşadım. Rakımı, mezemi hep bu adamlar temin ediyorlardı. Çalıyorlar, çırpıyorlar, bana bakıyorlardı. Ya, ben onlara ne yapıyordum, hiç... Birkaç taksim, işte o kadar."
--spoiler--