hastaneden yeni çıkan neyzen tevfik, mehmet akif ersoy ile içmek için bir şişe şarap alır. yolda doktoru ile karşılaşır. doktoru "henüz yeni hastaneden çıktın o şarabı içemezsin" der. neyzen tevfik de yarısını kendisinin yarısını mehmet akif'in içeceğini söyler. doktor o zaman şişedeki şarabın yarısını boşalt der. bunun üzerine neyzen tevfik şöyle der:
+ boşaltamam. şişenin üstte kalan yarısı mehmet akif'in.
neyzen bir gün atayla içerken zil zurna sarhoş olmuş. evinin yolunu bulacak takati kalmamış. en son bir bekçiye gidip
- yahu neyzen tevfik in evi nerede? diye sormuş. bekçi:
- efendim yapmayın neyzen tevfik siz değil misiniz? demiş.
neyzen tevfik bekçiye dönmüş:
- yahu ben sana neyzen tevfik i sormadım ki, evini sordum demiş.
Neyzen anlatiyor ;
"Okula yeni baslamistim,bir aksam paydos olmus,ben babamla beraber eve gitmek üzre yola koyulmustum.Tam çarsi hizalarina geldigimiz sirada uzaktan gelen davul,zurna sesleriyle durakladik.Ben daha o yasta musikinin tutkunu,çilginca düskünüydüm.Babami elinden çekerek çalgi seslerinin geldigi tarafa dogru adeta sürüklüyordum.Nihayet alayin ucu Köskiçi meydaninda göründü.Biraz daha yaklasinca zurna ve lavtalarin ahengine tempo tutan davul tokmaklari sanki hep birden kafama inmeye baslamisti.Yaklasan kalabaligin ellerinde on,on bes sirik,siriklarin ucunda da kesik insan kafalari vardi.Gözlerim dehsetle yuvalarindan firlamis ve ben çigligi basmistim.Sasiran babam, güya o feci manzarayi bana daha fazla göstermemek için önünde durdugumuz demirci dükkaninin içine dalivermisti.Oysa olan olmus ve çocuk ruhumda müthis bir kasirga kopmustu.Eve,dinmeyen titremeler içinde getirildim ve ve birçok korku ilaçlarindan geçirildim.Fakat yazik ki bilincimin bir burcu göçmüs,akil tahtamin bir çivisi demirci dükkaninda düsüp kaybolmustu." Bundan sonra Neyzen'de olagandisi bir durgunluk baslamis ve durum birkaç yil sonra babasinin memurlugunun nakledildigi Urla'da "sara nöbetleri" halinde uzun süre devam etmistir.Annesi tarafinda tedavi için Istanbul'a getirilmis,fakat ne doktorlardan,ne de hocalardan yararlanilamamistir.
Rapçi Ceza'nın küfürlü şarkılarının sebebi olarak gösterdiği kişi.
R: Şarkılarınızda çok küfür var. Neden ?
C: Küfür kötü bişey değil sonuçta hepimiz neyzen tevfik ile büyüdük , sözlerimi yazarken ondan ilham alıyorum.
Ne ararsın tanrı ile aramda,
Sen kimsinki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararı içerim
ikimizde gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim.
Esir iken mümkünmüdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk`e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
işgaldeki hali sakın unutma
Atatürk`e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
rivayet odur ki atatürk'le karşılıklı içerlermiş. hatta neyzen tevfik rakıyı ziyan etmemek için genişçe bir tasın içine boşaltır içine ekmek doğrar öyle içermiş.
1 sene boyunca boynunda arapça "hiç" yazılı bir kağıtla dolaşmıştır. şöyle de bir hikayesi vardır
alınteri değil copy paste
sadrazam talat paşa, bir gün neyzen tevfik'e devlet dairelerinden birinde katiplik önerir. neyzen tevfik;
-katip olacağım da ne olacak?
diye sorar.
teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran talat paşa ,memurluk katlarını alttan üste sıralar:
-önce şu ,sonra bu;
neyzen'in hâlâ hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
-daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam
neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
-ya sonra?
talat paşa ,bir an duraksar. sonrası padişahlıktır çünkü ister istemez :
hiç! der.
bu yanıt karşısında güler ve şöyle der neyzen tevfik:
-ben bugün de hiçim ! sonu hiç olduktan sonra, onca zahmete ne gerek var?
bak; cihandan ne kazancım oldu? hiç
şu geçen hayatım da elimde ne kaldı? hiç
ben meclislerin ışığı idim;fakat bir kez sönünce ne oldum? hiç
ben cemlerin kadehi didim, fakat kırıldım şimdi ne oldum ? hiç!
ney sanatı karşısında eğiliyorum,
lâkin şiir konusunda fazlaca abartılıyor.
en meşhur şiiri dedikleri "be hey dürzü" bile ona ait değil!
mutlu çelik isminde bir polis memuruna aittir.
hakkında söylenen hikayelerin çoğuda hikaye!
be hey dürzü'nün kendisine ait olmaması kendisini daha büyük bir şair yapıyor diye düşünmekteyim. meşhur şiir, iyi şiir değildir. hele şiir bile değilken durum daha vahim.
be hey dürzü'nün yazarı sanılan şair. kendisi dine çok düşkün değildi evet ama dindar insanlara "be hey dürzü", "şerefsiz" diyecek kadar ağır ithamlarda bulunmayan bir şairdi. zira mehmet akif ersoy'un yakın bir arkadaşıydı.
''rakı, şarap içiyorsam sana ne.
yoksa sana bir zararım, içerim.
ikimiz de gelsek kıldan köprüye,
ben dürüstsem sarhoşken de geçerim'' müthiş bir şairdir.
neyzen tevfik mi daha çok içmiştir charles bukowski mi bilmem ama ikisi de 74 yaşına kadar yaşadığına göre karaciğerlerini aynı kasaptan almış olmaları pek mümkün.