hayal kahvesi nde mütemadiyen çalan hakkında hiçbir fikrim olmayan grup. hadi reklam yapalım. hayal kahvesi resmi sitesinde paso gözüküyorlar son zamanlarda.
herkes tarafından, büyük merakla beklenen filmdi. gidildi, gördüldü. film benim kafamda kurduğumla paraleldi. oldukça etkilendim filmden. lakin tamamen gerçekle örtüştüğünü söyleyemiyeceğim.
--spoiler--
son sahnede sağ kalan pkk'lıyı öldürmemek büyük yetenek ister. ben olsam döşemiştim kurşunu alnına.
--spoiler--
kendimi bir avm de film izleyebilecek kadar sansli buldum bir anda, hic bir sorunum kalmamisti. babami kaybettigimi bile unutabilirdim. nasil oldu anlamadim. o kadar sansliydim ki bes para etmez bir adamin namlusunun ucunda degildim, ailemden kilometrelerce uzakta...
ben bu filmi izleyip, zorunlu empatimi gerceklestirirken birileri yine o karakolu bekliyordu bes para etmez bir adamin namlusunun ucunda...
ben burda bu filmi izleyebileyim diye o namlunun ucundaydi o korpecik hayat... o namluyla karsilastirilamaz derecede masum ve sicak...
filme herhangi bir sifat yakistirmayacagim cunku benim icin sifatlar ustu birseydi bu... filmi izledikten sonra aklımda söz kalmadı. Nutkum tutuldu. Nefesim boğazıma düğümlendi. ben nefes almadan izledim "nefes"i...
kar kamuflajı giymemiş komandolar. oldu mu bence olmadı? hayır dolapdaki ufacık kilit detayını bile atlamayan filmci abiler bu detayı nasıl atlamışlar düşündürücü. ayrıca, rütbe takıp operasyona çıkan subay, astsubay da olmamış. film hakkındaki fikrim ise: ben sadece savaş filmlerini sevdiğim için gittim. o kadar. ama bir türk filmine nazaran görsel açıdan sahneler falan iyi idi. bir de karakol basma sahenesi sanırım çok abartı olmuş. sanırsın teröristler top kullanmış. gerçekte o derece büyük bir şiddeti ancak top atışı ile yaratbilirlerdi, ki pkk'nın top sahip olduğunu, kullandığını bu zamana kadar duymadım. neyse, işte gidin izleyin en azından türk sineması için güzel bir şey yapmış adamlar, emek harcamışlar. fazla da bekelentiniz olmasın aksiyon olayında. çünkü o kadar da aksiyon yok. bir de filmden sonra gaza gelip "ben de doğu'ya tımarlı sipahi yazılacam lan" şeklinde muhabbetlere alıştırın kendinizi, pek yadırgamayın 2-3 ay sonra biter. zira bizim insan iyidir hoştur da biraz gazla çalışır.
aşk-ı memnu havası veren yeni atv dizisi. naz elmas çellist rolündeymiş.
annesinden intikam almak için annesini sevgilisini ayartmaya çalışan kız rolündeymiş (aynen aşk-ı memnu da olduğu gibi anne/kız çekişmesi). o sevgili rolündeki adamın da "ednan bey" tipli olması da ayrı bir komiktir.
emret komutanım , saban askerde gibi askerliği en olmadığı $ekilde karikatürize belletmiş bir toplumun yuzune tokat gibi carpan film...
oyle ki film icinde film aslında...sen askerligi emret komutanım dizisindeki gibi bir sey gosterirsen , e o kız arkadasin da sorar sana yuksekova sınır karakolu'nda...
-spoiler-
"tabi , ben senin sayende huzurlu uyuyorum dimi ? bitti."
bu filmi sevenler eminim hakan günday ın ziyan kitabında ki komutanı da çok seveceklerdir.
asker de derler ki:"orospunun sikişine,komutanın gülüşüne güven olmaz."
bundan böyle;
"dağlıca karakolu'na yapılan bombalı terörist saldırısnda 12 askerimiz şehit düştü.."
benzeri bir haber duyduğumda, durup bir kez daha düşünmemi sağlayacak, tüylerimi diken diken edecek, sahneleri gözümde canlanacak bir filmdir.
her türk evladının izlemesi gerekir..
annelerin oğulları ile konuştuğu sahne için bile izlenmesi gerekir. özellikle içlerinden biri askerin annesinin gittiğinden beri kazağını hiç yıkamadım hep kokluyorum sen kokuyor oğlum kokuyor dediği sahnede o ana kadar ağlamadıysanız o an ağlatan filmdir.
bugün izlediğim, çok beğendiğim ve gözlerimi dolduran filmdir. konusunu beğenmeyen arkadaşlar bol bol mahsun kırmızıgül yapıtı izleyerek kendilerini tatmin edebilirler.
elimize vatan hainlerini ayırt etmemiz için yeni bir yöntem veren film. şimdi bu filmi beğenmeyen bölücü şerefsiz olacak biz de böylece kim hain kim değil onu ratatça anlayacağız.
Koltuğa çakıldım kaldım, terledim, gözlerim karardı, nefes alıp verişim hızlandı,ayaklarımı ellerimi sıktım, dilim ıkı dişimin arasına sıkıştı kaldı, geri çıkardığımda ağzım kupkuruydu, kalbimin üstüne bir öküz oturdu kalkmadı o baskında, bağırıp yeterr dıye çıkmak istedim, ama çıkamadım. Çıksaydım ateş altında kalırdım.O salonda kalıp onlarla o cehennemi yaşamak istedim.Kafamı eydim ki isabet almıyım diye,boynumda bana Mehmet abi'nin aldığı muskayı aradım ki öpiyim diye ,bulamadım.Tüfeğimi alıyım dedim,sağımda annemi buldum, elleri dudaklarında ağlıyodu, soluma döndüm babamla mevzi alalım diye, gözleri kısık kısıktı tepkisizdi.Acaba o uzun geceden nefes alarak çıkıcaklarmı diye düşündüm? Nerde hani filmin başında sözünü ettikleri topçu desteği diye yakındım kendi kendime.Mete yüzbaşı heralde şoka girdi dememe kalmadan habercisi ile vurulmasını izledim.
Sadece izledim. Benimkisi sıkıntımı? Acı mı? korkumu? Hiçbirşey.Ne gördüyseniz, kitaplardan ne okuduysanız, dost meclislerinde ne dinlediyseniz; en saf,abartısız ,menfaat içermeyen şeklidir bu nefes. Biz sadece izliyoruz, kimimiz acısına acı katıyo, kimimiz militarist diyor, kimisi para kazandılar diyor. Desinler.Çok vardı benim gittiğim yerde; "sonuçta onlarda eziliyor,ya bence saçma bi konu " diye düşünüp gelen, sonra tezkere alıp çıktıktan sonra o lafları soyleyen haline beton duvar çarpmış insanlar...
Herkez zevk almaz bu filmden.Çok duygusal der; bilmezler o ranzalarda yatan Mehmetlerin bir sonraki sabah öncesi o geceyi nasıl geçirdiğini o mavı çarşaflarda.Nasıl hissedicekler nöbet tutarken o karda, fırtınada botlarının içindeki çift çorabın nasıl ıslak hissi verdiğini? Üzerlerine giydikleri o pançonun, kendilerinden önce bilmemkaçkez giyilmekten üzerine sinmiş kokuyu alsalar heralde facebooka günlerce ileti yazarlar.
Noldu? aslan kral komutan goygoycu mu çıktı dediklerinde;hissetmemişlerdir bir komutanın yanlızlığının bir askere nasıl yansıdığını,yansıtmamaya çalıştığını,Sorumluluk hissinin stresle ne hale geldiğini.Annesi konuşurken, telefonun ağzını kapıyıp yüzünü sıka sıka ağlayan askeri ne bilir bu küstah zübbeler? Er Ryan'da Tom Hanks şoka girince ama hakli bir sebebi vardır,onlar Amerikalıdır, yabancıdır,kollar bacaklar vardır sonuçta vahşicedir demi?
4 Saniyede; önce ağlayıp sonra yüzünü serbest bırakıp ağlamamaya çalışan asker, ajitasyondan başka birşey yapmıyodur onlara göre.
Telefonda bitti diyen Fulya'nın, telefon ucundaki o askere ,Pkk'lı doktordan daha fazla zarar verdiğini bu filmle bile anlamayanlara, Senin sayende rahat uyuyorum demi? diyenler eşlik eder yan mevzide."Emrettiğiniz gibi komutanım"diyen habercinin mutevazı gururunu," sen söleyince onayladınmı şimdi yani haha diye yorum haline getirirler forumda.
Filmi yapan, bu filmin seneryosuna kanları,canları,uykusuzulukları ile konu olan ve olacak her aslan yüreklinin allah yardımcısı olsun.Ellerine,gözlerine,yüreklerine sağlık. Mete yüzbaşı rolünü oynayan o Mavi gözlü adama helal olsun helal.inme ulan o dağdan,ölmede kal orda.Bırak bundan sonraki filmde yanına başka oyuncular gelsin.Bırak 33. .ncu dönem yedek subay adayları yanına çıksınlar askerliğe, istanbullu barmen,artvinli yumurtacı yanına gelsin senin askerliğe.
Filmin sonunda gördünüz demi; bedavaya lojmanlarda oturuyolar ,ucuza yemek yiyorlar, kebap halde yaşıyorlar demi o evlerde, ohhhhh.En güzel yerleri kapmış demi askeriye?Karabal karakoluda gördüğünüz gibi havadar,manzaralı yermiş değil mi?Durun siz söylemeden ben söyliyim;""ne uğraşıcaklar banka kredisi ile,oyak onlara veriyor herşeyi zaten!!
Aşkların küçük geldiği büyük şehirlerde,top diye oynanan karın bu yerlerde nasıl mezar olduğunu Orhan Astsubaya, Nefes bütün sadeliği ile ortaya koymuş.
Fazla kaptırdım,fazla giydirdim biliyorum ama; Lütfen gidin bu filme( Diğer tarafa sesleniyorum). Sınıra sevkiyat yapıldı,mehmetçik pkk'ya göz açtırmıyor diye haber olan olayların,gerçek halini, en kahramancasını,en saf korkulu halini görün.
Üniversiteye ilk başladığım senenin başında Hakan Evrensel'in kitabını almıştım.O kadar gaza gelmiştimki,adama günlerce mail atıp soru sormuştum.Onunda ellerine sağlık, yapanlarında,oyuncularında, O tahtalı dağına eşya çıkartan katırlarında yüreğine sağlık.
Bu adamların yaptığının yarısı kadar bile askerlik yapmamış biri olarak,askerde günlerce uykusuz kaldığım için hergün küfür eden biri olarak,buzun üstünde savcı gibi kayıp düşünce birde günde 8 saat nöbete ana avrat küfr sallayan Tatvan'ın gökyüzünden akan kara hergün beddualar yağdıran biri olarak,bütün kötü sözlerimi geri alıyorum.Ben günlerce tugayın bahçesinde boyum kadar kar temizleyeme razıyım.Yeterki o köpekler çıkartamasınlar aylarca burunlarını.
Gidin izleyin.
izledim,alışveriş merkezindeki ısıtıcı ufolar anlamsız geldi,vitrindeki giysiler bi garip kaçtı gözüme.
Dağdaki o mehtmetlerin nefeslerine nefes,yüreklerine dua katın.
film antalyada tahtalı dağında çekilmiş. 3000 metre civarlarındadır orası.ama hakkari dağlarındaki "allahın siktirettiği yer" imajını gene de vermeyi başarabilmişler.
kurulan karakol ve içindeki alet edevat askerdekinin aynısıydı . hatta kapılardaki kilitlerin dandikliği bile aynıydı.ortam çok inandırıcıydı.
filmin ilk yarısında askerlerin duygusal dünyalarına çok fazla takılıp kalınmış. bu filmi biraz boğmuş.
arada kaçakçı ve korucuların ahbap çavuş ilişkilerine ucundan da olsa değinilebilirdi.
2. yarı güzel olmuş. 2. yarıda tek eksik karakol basıldıktan sonra yardım gelmesiyle film bitebilirdi.askerlin şarkı söylemesi ne biliyim. ben olsam orayı öyle çekmezdim. genel olarak film güzel herkes gitmeli beğendim.
bu tip baskınlar gece yapılır.
önce karakola roket atışı ile başlar(tercihen rus malı rpg 7 tanksavar silahı), roket atışı ile personelin çoğu ölecek ya da yaralanacaktır. direnme gücü kırılan personel, makineli tüfeklerle daha kolay etkisiz hale getirilecektir.(tercihen bixi) bu yüzden olayın kurgusu mantıklıdır.
işin içinde mantıksız olan şey, dağlarda yaşayan, araziye ve her türlü silaha alışkın pkklıların karşısına, askere kadar eline silah almamış bölgeyi tanımayan 20 yaşında gariban erleri, başlarına da eğitimi yetersiz gariban asteğmeni dikmeleridir. bu resmen insanları bile bile ölüme yollamaktır.
askerlerin de aslında insan olduklarını, onların da üşüyebileceklerini, acıkabileceklerini, korkabileceklerini ve en adisinden terk edilebileceklerini, hülasa bir insan olduklarını gösteren filmdir. karnımız tok, sırtımız pek olduğunda bir yerlerde birilerinin aç ve açıkta olduğunu da bilmeliyiz.
ilk yarısında daha çok psikolojik profiller verilirken, 2. yarıda roket karakolu vurduğu anda kanınız donuyor. korkuyu içinizde hissetmeye başlıyorsunuz. bütün amerikan yapımı hollywood filmleri, oynadığınız bütün oyunlar aklınızdan silinip gidiyor. ucuz kahramanlıklar yok, kek gibi vurulmayı bekleyen düşmanlar yok. tek başına ordu deviren adamlar yok. sadece dışarıda, orada bir yerde gerçekleşen bir baskın var, kanlı canlı tasvir edilmiş. izlerken ben olsam ne yapardım bile diyemiyorsunuz. orada kalmış kadar şokta oluyorsunuz.
işte onların durumu böyle. hala içimizde askerlikte ucuz kahramanlık yapabileceğini sanan varsa, bileti benden. izle o filmi bakalım dünyaya bakış açın değişiyor mu, değişmiyor mu?
zamanlaması harika bir film. şimdi sakın faşizm, ırkçılık martavalı okumayın!
bu topraklar vatanımız diyorsak o zaman bir çok konu üzerinde çok daha fazla düşünmeli ve bazı meselelerin idrakine varmalıyız.
memleket orospu çocukları kaynarken daha da akıllı olmalıyız!
çok seviğim bir arkadaşım var ve altı yılı aşkın süredir devam eden bir de ilişkisi. çocuk maddi imkansızlıklardan okulu dondurur teceli bozdurur ve askere gider. şans bu ya askerlik acemi birliği eski foca komando eğitim tugayı. usta birliği ise tahmin et bakalım neresi? tunceli ovacık dağcı komando. şimdi bu kızcağız bu filmi izleyecek. evet filmde spoiler vermek gibi olmasın terhisinine 64 günü kalmış bir ana kuzusu gece yarısı sevgilisini aramak isterken ilk kurşunu yiyor. bu kızcağız bu filmdeki bu sahneyi nasıl unutsun be kardeşim. üstelik sevgilisinin gelmesine 200 küsur gün varken? biz bu kadar realiteyi kaldırabilir miyiz? çok zor!