Geçenlerde kırşehire görev icabı gittim. Bir pazar günü sabah saatlerinde üstadın mezarını ziyaret edip hürmetlerimi sunmak istedim. Gittim, niyetimi ettim ve mezarlıkta kimse yokken gönül dağı türküsünü kendi sesinden dinleyip duygulandım. TÜrkünün anlamını düşündüm. Kendimi hiç kimseye orada ona karşı hissettiğim kadar yakın hissetmemiştim.
iki yıl önce tam bugün vefat etmiş olan, değerli ozanlarımızdan biridir. Bugün de ölüm-yıl dönemi olup, kendisini bir kez daha hatırlamamıza vesile olmuş, değerli kişidir. Çok fazla bir şey söylemeye gerek duymamak ile birlikte, ruhunun şad olması gerektiği, ulu-rahmet dilediğimiz büyük insan.
iyi adamdi. ictendi, dogaldi. Onun gibi adamlar cok az kaldi. Saf anadolu insaninin en iyi orneklerindendi. Bagri yanikti. Yoklugu da , hasreti de , tum zorluklari da yasamisti. Tum yasanmisliklari turkulerindeydi, sazindaydi, sesindeydi.
Ruhu sad olsun. O ki 7 den 70 e herkese turkuyu sevdirmisti.
" ilk ne zaman aşık oldun?" diye sordum Neşet Ertaş'a.
" 13 yaşımda. Yozgattaydık, mahallenin kızıydı.
Ona bi türkü havalandırdıydım" dedi.
Kızın adını söyledi, sonra pişman oldu: "Yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur." dedi.