şüphesiz insanoğlunun binlerce icadı, buluşu, marifeti var. bunların en mükemmeli müzik benim için, daha iyisi yapılabilir mi, sanmıyorum. 40 çeşit insan varsa 44 çeşit müziği var, hepsi eşsiz, hepsi bambaşka bir dünya.
mutsuzken keyiflendiren, hayattan bıkmışken geçmişe geleceğe sövdürüp ağlatan, keyifliyken neşeyi arttıran, aşıkken sevişmeye eşlik eden... binbir türlü ruh haline binbir müzik. herkesin ayrı hocaefendisi, herkesin reyizi varsa benim de augustus Pablo reyizim var misal. ne küfrediyor, ne salyalar saçarak nefret kusuyor. alıyor melodikasını reggae ile insanı bambaşka evrenlere götürüyor. yaşa be reyiz augustus!
5. sınıfta iken falan okumuştum müzik sınıfının duvarında ''müzik ruhun gıdasıdır'' diye. ilginç bir sınıftı bu. diğer sınıflarla hiçbir bağlantısı olmaksızın sadece bahçeden girişi vardı. sınıfın iç yüksekliği 4-5 metre idi. flüt çalamaz, istiklal marşını ritmik okuyamazdım. o yüzden okulun en sevmediğim sınıfıydı. müzik öğretmenimiz ise sinirli biriydi. flüt çalabilenlere göre ise şeker tadındaydı tabi. ama yok ben yapamazdım. bu sebeple müzikten 3 gibi notlar alırdım hep.
aradan seneler geçti;
şimdi birçok tarzda müziği severek dinliyorum. kapısından içeri girdiğim anda karşımdaki duvarda beliren müzik-gıda ilişkisine kesinlikle katılıyorum. kim demişse çok iyi demiş.
ayrıca şimdi kemençe gibi eğitim almanın kısıtlı imkanlar dahilinde olduğu bir enstrümanı çalmak için çaba sarf ediyorum. ama flütü hala çalamam.
ve son olarak: artık istiklal marşını ritmik olarak okuyabiliyorum.
sözle ifade edilemeyen şeydir, sesin en anlamlı halidir. tüm hayatımdır.
dünya üzerinde en sevdiğim olaydır müzik. mutluyken, mutsuzken, sıkkınken, sinirliyken... ruhun gıdasıdır demeleri doğrudur. dinlemesi ayrı, icrası ayrı zevk verir.
Kapatsan da devam eder kafanın içinde, dudağında, dilinde. Bazen bi' yerde sen yakalarsın, bazen o seni yakalar. Nasıl desem kendini ifade etmek bi' nevi. Müziğe vefalı olun. Otursak beş saat muhabbetini yapmaktan sıkılmam, en çok keyif aldığım şey herhalde.
Temel olarak dört ana unsurdan oluşur: Diklik, bir sesin ne kadar 'tiz' ya da 'pes' olduğunu ifade eder. Örneğin her nota ismi (Do, re, mi) farklı bir dikliğe sahiptir. Aynı nota isimleri de hangi oktavda bulunduklarına bağlı olarak farklı diklikleri hangi edebilirler. Akustik olarak birimi frekanstır.
piano ve gitar çalan biri olarak sanırım bu konuda yorum yapmam abes olmaz.
insan ruhunun bir gıdası değil ta kendisidir müzik.
müzik bir sanat dalından fazlasıdır.
sinema olmasa resim olmasa heykelcilik olmasa
hepsiyle bir şekilde yaşardık bir yanımız eksik olurdu ama yaşardık.
lakin müziğin olmadığı bir dünya'yı kimse hayal edemez.
yani notalar var. birini az üflüyorsun mesela birini fazla üflüyorsun, arka arkaya sıralıyorsun ve adına melodi denilen kulağa hoş gelen ve insanı etkileyen bir şey oluşuyor.
hayatı anlamlı kılan şeylerden biri. kimileri için hayat müziktir. kimileri kendilerini müzikle ifade ederler, onların söylemek istediklerini şarkılar söyler.
Milletlerin dimağını tazeleyen, etkisini asırlarca hissettren, dilin işlevini ve güzelliğini koruyan, insanı alıp götüren, vermiş olduğu huzurla kimini ağlatan kimini güldüren eşsiz ezgiler bütünüdür. Müzik dinlemeyen sığırlıkta lisans yapmış hayvansal bir insandır. Bunlar genelde zorbalığı meslek edinirler, ruh dersen öküz gibi bakarlar. Kan dersen, döner bıçağına kadar kapıp koşarlar. Müzik dinlemeyen insanların samimiyetine güvenmeyin. Değişken karakterdir ve ansızın içindeki kabasakal ruhu ortaya çıkar.
insanlar tarafından hayatlarının önemli bir parçası olarak telaffuz edilen müziğin ne olduğuna dair bir söylemdir.
bana kalırsa müzik , ses dalgaları yoluyla , sözlü yada müzik aletleri yardımıyla , bir kişinin diğer insanlara yada sadece kendini tatmin (veya tamamladığı) için yaptığı duygu aktarımıdır.
bu tanıma göre tekno müzik gibi bazı tarzlar müzik kapsamından çıkacağı gibi , sadece ritm ve basit melodilerin birleştiği , hareketli fakat duygusuz ve anlamsız birer melodi olarak nitelendirilecektir.