5. sınıfta iken falan okumuştum müzik sınıfının duvarında ''müzik ruhun gıdasıdır'' diye. ilginç bir sınıftı bu. diğer sınıflarla hiçbir bağlantısı olmaksızın sadece bahçeden girişi vardı. sınıfın iç yüksekliği 4-5 metre idi. flüt çalamaz, istiklal marşını ritmik okuyamazdım. o yüzden okulun en sevmediğim sınıfıydı. müzik öğretmenimiz ise sinirli biriydi. flüt çalabilenlere göre ise şeker tadındaydı tabi. ama yok ben yapamazdım. bu sebeple müzikten 3 gibi notlar alırdım hep.
aradan seneler geçti;
şimdi birçok tarzda müziği severek dinliyorum. kapısından içeri girdiğim anda karşımdaki duvarda beliren müzik-gıda ilişkisine kesinlikle katılıyorum. kim demişse çok iyi demiş.
ayrıca şimdi kemençe gibi eğitim almanın kısıtlı imkanlar dahilinde olduğu bir enstrümanı çalmak için çaba sarf ediyorum. ama flütü hala çalamam.
ve son olarak: artık istiklal marşını ritmik olarak okuyabiliyorum.