mutlu ol(a)mama durumu. Mutluluk (iyi hissetmek), çoğu zaman insanın elinde olan bir duygudur. siz kendinizi mutlu edecek, iyi hissedecek bir şey yapmıyorsanız başkası ne yapsın. Neden yapsın. Kişinin elinde olmayan nedenlerden (mesela, hastalık gibi) dolayı oluşan bir duyguysa yapacak bir şey yok. Lakin evde öyle boş boş durup, hiçbir şey yapmadan mutlu olmayı beklemeyin.
insan mutluluğun nedenlerini aramaz, mutlulukla karşılaştığı zaman sadece yaşar,
insanı "nedenlerin" arayışına iten aşama mutsuzluktur.
Allah yarattığı hayata mutsuzluk kavramını bu yüzden vermiştir.
Mutluluk modu "öğrenme" modu değildir. Çünkü insan "gülerken" değişmez, ancak "ağladığında" değişir...
Bu yüzden mutluluk kadar mutsuzlukta gerekli ve önemlidir...
Bedenine fazlasıyla alıştığın gün, bu seferde gerçekte bir ruh olduğunu unutmuş olursun.
Mutsuzluk olarak adlandırdığın şey, aslında ruhsallaşmaya olan ihtiyacını fark etme anıdır...
Ruhuyla bağını kaybeden insan ben neden hayattayım sorusuna bir yanıt veremediğini fark eder.
Buna yanıtı olamayan insan, uçurumun kıyısında intahar etmekten neden vazgeçmeliyim sorusunada yanıt veremeyecektir.
Ruhun ihtiyaçlarını görmen için onu dinlemen gerekir.
Ruhundaki yaralarına göz gezdirmemen , fiziksel rahatsızlığı bir öğretmen olarak hayatına kendi elinle tayin etmendir.
Hastalık gerçekte , ruhsal ihtiyaçlarının somut hale getirildiği, ete kemiğe büründürüldüğü haldir. insana sunulmuş büyük tekamul fırsatlarıdır.
Kritik hastalıklar yaşamış pek çok insan, bu süreçte hayatlarıyla ilgili büyük açılımlar yaşamışlardır. Yaşama bakışları değişmiş, fırsatı iyi değerlendirmiş ve hastalık öncesi dönemden çok daha mutlu bir yaşam sürme şansını yaratmışlardır
Resmen ben. Ağlıcam şimdi. Sahip olmak istediğim her şey var. Öyle para pul vs. değil yahu hemen vurmayın. Aşkla okuduğum bi bölümün, yazın yapacağım çok iyi bir stajım var. Aslında ben evde oturmaya gelemiyorum belki de bütün mesele bu. Arkadaşlarımı seviyorken ne kadar mutluydum. Onlardan buz gibi soğudum. Yeni tanışmama rağmen çok sevdiğim arkadaşım da benden buz gibi soğuyor gibi hissediyor ya da kuruntu ediyorum. Aslında dışarıdan bakınca mis gibi hayatım var ama bir şeyi kazanamamaktan çok kaybetmek kötüymüş ya. Hiç iyi arkadaşım yokken mutlu olmak için başka şeylerim vardı. Şimdi de var ailem, derslerim, mizah... gel gelelim ki enerjim yok. Güleyim, pozitif bakıyım bu olaya da, hadi taşak geçeyim diyorum ama olmuyor.
Ben hayatımı güzelleştirmek için çabaladım. istediğim bölüm için, istediğim arkadaşlar için, istediğim karakterde olabilmek için, özgüven ve medeni cesaret kazanmak için uğraştım. Şimdi bi yerlerde yanlış yaptığımı biliyorum. Ama düzeltecek enerjiyi bulamıyorum. Bazen hatta çoğu zaman anlatıyorum.
Öf beeee triplerden ölcem. Sanki ne sikim olmuşsa. Arkadaşlarımdan soğurum tabii. iyi hoşlar da ne biliyim birisi fazla trip atıyor öteki etik olmayan ilişkilerini anlatıp duruyor (burada benim bakış açımı yargılamak için hiçbir bilgiye sahip değilsiniz. O yüzden litfen...), ötekini zaten başından beri sevmemiştim, öbürü fazla enerjisiyle ve “acaba hangisini seçsem daha çok eğlenirim” diye saçma kararsızlığıyle herkesin ömrünü törpülüyor. Benim de böyle kusurlarım var işte. Herkes gibi. Gel gelelim öteki arkadaşımıza. Onu bu hale ben getirdim. Çok düşünüyor boş düşünüyor. Bi şeyler kurup beni deli ediyor. Ben de çok-boş düşünme halini durumu çözmeye çalışırken aldım. Bi öteki arkadaşımız da var ki o iyi. Espriler, şakalar, sorun anlatmalar, hayatı anlatmalar, sabahlara kadar oturmalar, vesaireler. En son tanıştığım arkadaşım olsa da şimdiye kadarki en iyi arkadaşlarımdan biri olacağını biliyorum. Belki hemmmen olmuştur bile. Yarın gidip kendisini nasıl çok sevdiğimi, kim olursa olsun seveceğimi söyleyeyim.
Ben bütün şarkıları senin gülüşünü düşünerek dinliyorum, ben bütün anılarımı hala sana anlatacak gibi biriktiriyorum, benim kalbim seninle atıyor, seninle var oluyor senin var olma düşüncenle yeşeriyor. Hala ilk günkü gibi hatırlıyorum gözlerini, bakışını, gülüşünü.. ilk günkü gibi heyecanlanıyorum adın cümle içinde geçince, hala hala hep hep sonsuza dek.. seni içimde yaşatacağım, içimde bir sen bir ben var olacağız başka da kimseler var olmayacak beni affet bunu senden gizli yapıyorum. ne çok isterdim yanına gelip haykırarak seni sevdiğimi söylemeyi, aama olmuyor demi içim elmiyor yapamıyorum, gelemiyorum bir yandan seni bulduğum için çok mutluyum, bir yandan da mutsuz huzursuz.. keşke her zamanki gibi geceleri rahatça uyuyabilseydim diyorum, seni düşünmeden gecelerim olsaydı diyorum ama olmuyor ne yapsam olmuyor gönül bu el vermiyor. ama bu böyle yarım kalmayacak, elbet bir gün kavuşacağız.
kaynağı kişinin kendisi mi, çevresi mi yoksa başkalarının mutluluğu mu? mutlu insanları görmedikçe kendisinin farkına varmıyor galiba insan. çok da dert etmeyip yaşıyor bir şekilde.
hayatın bize mutsuzluğu sunmadığı, sadece bizim nankörlüğümüzden biz bu dünyaya mutsuz olmak için mi geldik diye anlamsız sorularla beynimizi yaktığımız duygu hali. evet hiç kimse eşit şartta doğmuyor büyümüyor, yaşayamıyor ve hatta herkes için ölüm bir olsa da eşit şartlarda ölmüyor. bu hayatın gerçeği. peki bunun mutsuzluk ile ne bağlantısı var derseniz, yaşadığımız her mutsuzluğu mağdurluk olarak görüyoruz. gördüğümüz için de mutsuzluğu düzelteyim derken iyice boka sardırıyoruz. onun için her şey akışında güzel aslında. mutsuzluğun tek iyi tarafı şu sanırım, ya da bu da iyi değil ama neyse. ayrıca onu da biz erkekler değil kadınlar özel dönemlerinde ister istemez başarıyor. şu; başkalarının mutsuzluğundan mutsuz olmak. mutsuzluğuna moral verici şeylerle değil de, o mutsuz olduğu için mutsuz olmak gibi.
Büyük oranda Insanın kendi eseri veya tercihidir. Ondan Vazgeçememesidir.
Mutsuzluktan Yakınma temalı bir şiirimi de paylaşmak isterim.
(Aptalca şikayetler)
Ömür öyle boş yere geçiyor
Gel de üzme kendini kolaysa
Nasıl senden çalıp çalıp gidiyor.
lütfen dur desen dinler mi?
Dur, dur ki biraz soluklanabileyim,
Bir fırsat tanısan belki iyileşeceğim.
Bugunü de yitirecegimi bilerek,
Nasıl gülebilirim?
-benden bir şey bekleme,
sendedir her şey,
Yakınman faydasız,
gel de şu sözlere kulak kesil;
haydi Kalk ayağa, sağlamca dur,
Unut ve vazgeç kendinden,
haydi yeni baştan, yeni baştan.
Kendinden uzaklarda yaşa-
Bunlar ne korkunç sözler,
Hiç Göze alınır şey mi?
Duygularımı kötülersin hiç akıl buna erer mi?
Mutsuzluğum benim sevgili mutsuzluğum,
Sen sakın korkmayasın
Gönlüm senden hiç vazgeçer mi?