göreceli olan kavramdır. gökyüzü gibi ya da deniz gibi. bazen kafanızı yukarı kaldırıp bakarsınız, bazende kenarında oturup dalgaların sesini dinlersiniz.
an itibariyle bitirmeme az kalan zülfü livaneli kitabıdır. ancak serenad kadar sürükleyici değildir. (bitime az kaldığı için bunu söylemeyi doğru buluyorum) ancak yaklaşık bir yarım saat sonra kitabın sonunda o kız ölürse bu gece uyumam, ciddi söylüyorum.
iki dudağın arasındadır bazen. söylenen bir kaç kelime.
kollarının arasındadır bazen sevdiğinin.
ceptedir bazıları için para.
dolaptadır belki bir çikolata.
televizyondadır belki de sevilen bir şarkıyı dinlemek.
bilgisayardadır bazen, sevdigini görmek.
sokaktatır bazen de kokusunu duymak.
parmaklarının arasındadır sevdiğinin eli veya çalınan bir enstrüman,
yatağındadır bazılarının da.
rüyalarındadır kimisinin mutluluk,
tek çıkış yolu ölümdür belki ona mutluluğu getiren.
"mutlu değilim demek yerine, kanımdaki yuvarlarım az demek daha yeğdir" der alain.
sahiden de böyledir. kanınızdaki yuvarların sayısı ne denli fazlaysa o kadar mutlusunuzdur. paralel olarak, yuvar düzeyiniz aşağıda ise, mutsuzsunuzdur. oksijeni deviniminin çok olduğu yerde yuvarların yuvalanması aşağı seviyededir. oksiyen seviyesi düştükçe yuvarların sayısı artar. örneğin dağa tırmanan kişilerin tepelerde, doruklarda mutluluğu bulduklarına aşinayızdır. zira yukarıda oksijen deniz yüzeyinden uzak olunduğu için azdır. ve işe başlayan yuvarlar insanı mutlu eder.