dikkatimi çeken bir nokta var; kimisine ne çok yakışıyor bu. güldüğünde, yaramazlık yaptığında yani kendi kendine eğlendiğinde, durduk yere sevindiğinde kıyamıyorsun o tipe, sempatik geliyor.
ve ama nedense bana yakışmıyor. ne güldüğümde gözlerime ve ağzıma ne kahkaha attığımda sesime gidiyor bu olay. yüz kaslarımda mı sorun var acaba bilemedim.
bu insanlar etrafımdan ayrılmasın istiyorum. neyse bu başlıkta ne işim var benim mutsuz suratımla mutsuz hayatıma devam edeyim :7)*
Mutluluklarını yalnızca ikinci tekil şahıs üzerine oluşturanlara tek tavsiyem, gördükleri ilk mezara kendilerini diri diri gömsünler.Zaten bu halleriyle yaşayan ölüye benzedikleri için yeni yerlerine pek yabancılık çekmezler.
eminim ki 80den sonra doğanlar için lüks olarak sınıflandırılmış bir duygu. ondan öncesi nasıldı bilmiyorum. azıcık tarihe baktığımızda onların da pek mutlu olamadıklarını görüyoruz. demek ki biz türk insanı için genel olarak lüks kategorisine giriyor söz konusu duygu. pek tabii belli bir tarihten sonra bütün dünya insanları için de geçerlidir. kapitalizmin yiyip yuttuğu nesiller. of ulan of.
- güzel tam anlamıyla hiçbir bireği eksik olmaksızın bir aile...
- güzel bir yüze ve fiziğe sahip olmak...
- çevrede sevilen biri olmak bunun yanında sosyallikte var tabii
- para bir de.
- istediğin üniversiteye girmek var.
- sonra baya kariyerli bir iş.
- sonra hayatının aşkı çok yakışıklı ya da çok güzel biri..
- bir daha aile kurmak var böyle düzgün güzel..
- ve tabii ki de sağlıklı olmak..
gölgenizdir, ardına bakmasını bilen mutluluğu görür. çünkü yaşanacak değil yaşanmış bir şeydir bu yüzden hep sona erdiği ve bir daha ulaşamayacağınız yanılsamasını verir size, işte hüznü burada gizlidir, sanki elinizden kaçmış gitmiştir, ya da şuraya koydum dediğiniz bir eşyayı kaybetmenize benzer, kendinize kızarsınız, ama hiçbiri gerçek değildir, mutluluk yaşanmışlıklarınızdır, pişman olmadıklarınızdır, yalan olmadığına emin olduklarınızdır.