bazen bir çikolata parçası,
bazen yeni bir topuklu ayakkabı,
bazen vizyondaki bir aşk filmi,
bazen eski bir dost,
bazen yeniden kıpırdayan bir kalp,
bazen de sebepsiz içine dolu verendir.
ileride bir zaman saf mutluluğu hissetme ütopyam var. şimdi olsaydı güzel olurdu; ama olmadı. ayriyetten düşünüyorumda şimdiye kadar hiç saf mutluluk duymamışım.
parasız olduğu her halinden belli olan adama lokantada çorba+sütlaç ısmarlamaktır. yüzünde oluşan bulaşıcı mutluluk hissi, iştahla yediğini görmeniz ve o sırada sanki çocukluk arkadaşınızmış gibi muhabbet etmeniz. yemek sonrasında ise "allah razı olsun" sözü. işte mutluluk budur.
mutluluğun da örneğin özgürlük gibi ne olduğunu değil,ancak ne olmadığını söylememiz mümkün sanırım.mesela mutluluk sanıldığı gibi pek çok şeyin kişinin arzuladığı gibi olması değildir, dolayısıyla hiç bir biçimde diğer insanların acıları üzerine kurulacak bir şey olması da söz konusu olamaz.
bazılarının içinde bulundukları, bazılarının yaklaştıkları, bazılarının ise ebediyen yakalayamayacakları ruh hali.
bir gülümseme kadar yakınken, en olmaz hayalim kadar da uzaksın, ne yapsam bilemiyorum ki.