beşiktaş'ta moon light adında bir nargile cafe açıldı. acaba ortaklarından mı diye merak içerisindeyim.
eğer öyle ise gidip çay, nargile, çift kaşarlı tost söyleyip "patronunuzun sözlüğündenim lan" diyerek para ödememeyi düşünüyorum. moon allasen söyle ortağı mısın oranın? ona göre gidicem. değilsen kol gibi adisyon girsin istemem. hem yabancıya gitmesin param.
anlaşılan bir yanlış anlaşılma var, sonata benim kocamdı zaten yine mi evleniyor ? hep unutuyor evlendiğini, hep bu bereler yüzünden sıcak tutuyor kafasını beyni karışıyor sonra.kusura bakmayın selametle.*
(bkz: adam zaten evli beyler)
kendisini tanımamakla beraber telefonda konustum, neden konuştum ne konuştum bilemiyorum ama mekandaki gürültü sebebiyle bir tek "istanbuldayım" kelimesini duydum, tanışamadım ama tanışmış gibi yapayım, memnun oldum.
bursa hele bir gelin zirvesi' nde kendisine telefonla canlı bağlanıp duygularını ve düşüncelerini aldığım moddur. aktarıyorum efendim; çok popülerim hehe, ne kalabalık zirve yahu, demek ki benim de bir popim varmış, demiştir. ilahi munlayt... *
her şey 1997 yılında doğum gününde başladı. seviyeli bir birliktelikleri vardı. birbirlerinden hiç ayrılmadılar. beraber üzüldüler, beraber sevindiler. her zaman birlikte olmayı, hayatla mücadele etmeyi başarabildiler. hayatta en değer verdiği şeylerin başında geldi. onu hiç üzmedi. her şey karşılıklıydı tabi. izmir'den ayrılıp istanbul'a geldiğinde bile yanından hiç ayırmadı onu. hala seviyeli birliktelikleri devam etmekte...
1997 yılında açılan hediye paketiyle hayatı değişti.
beresiyle bir ömür boyu mutluluklar dilerim kendisine...
beresiz gördüm ben bunu. kordonda çimlere oturmuş, üzerinde eşofmanı, elinde sigarayla uzaklara dalmış sessiz sessiz tüttürüyordu adam. ay ışığıkelinde parlıyordu şerefsizim. özetle karizma yerlerde munlaytcığımda. tabi beni görünce yalvardı, naz diyeyim yapma diyeyim kimseye deme diyeyim olma mı dedi. ben de ah munlayt der miyim kimseye dedim tabi ki. bırakır mıyım sandıydın oğlum? *
Birazdan Georg Friedrich Haendel sarkilari esliginde sarap icmeye baslayip, sohbet edecegiz kendisiyle. Sonra da gülüp yarila yarila gülerken, elimize birer kadeh daha alip, bornozlarimizla beraber balkonda pipo ve puro icecegiz. Oysa kendisine sarapla tütün mamüllerinin o kadar güzel gitmedigini söylememe ragmen kendisi yine de israr etti. Deneyecez bakalim.
Serefine!
bir derdim var iletilerine işine gelince 2 dakikada cevap veren, işine gelmeyince günlerce cevap vermeyen moderatör tayfasının vasıfsız elemanlarından. diğer modlardan zaten umut yoktu ama görünen o ki moonlight sonata da işinin hakkını pek vermiyor.
sen, aşırı derecede sevimli bişeysin yani öyle tarif edilecek gibi değil. benim prens moderatörüm... dünya güzeli, dünya güzeli! ben, öyle herkes göremiyo, tabii ben görebiliyorum. müthiş güzel, çok güzel böyle zeytin karası gözleri acaip güzel. huyu da güzel, kendi de güzel, muuuniiss, tatlıı, beni de çok seviyo. doğru mu? ah severim ben senin o güzel canını. kedi canını senin... model model berelerini senin... tüm kemiklerini senin... nereni nereni senin?
5. nesil moderatör. sözlükteki en sevdiğim adamlardan. öyleki 1 yılı aşkın süredir mac kullanıyorum daha önce mac ile sözlüğe hiç girmemiştim. sırf onun nick altına mac ile yazayım diye girip bunu yazıyorum. başka da entry girmeyeceğim zaten mac ile. her yerinden öpüyorum moonlight.