moon star hotel bodrum

entry1 galeri0
    1.
  1. Bodrum Ortaken'te geçen sene Club Aqua iken pislikten dolayı kapatılmış bu seneyse adı ve sahibi değiştiği için tekrardan açılmış fakat aynı zihniyetten bir adım öteye geçememiş bir otel.

    Bu yorumu okuyacak herkese garanti edebilirim ki, Türkiye'de asla gidilmeyecek oteller diye bir liste yapılsa Moon Star işletmesiyle, otel müdürüyle, pisliğiyle, pişkinliğiyle vs. ilk sırada yer alacak tek oteldir. Şimdi biraz uzunca bir yazı olacak çünkü bir hayli doluyum bu otele karşı. insanların tatilden beklentileri farklıdır, verilen paraya göre de bu beklentiler düşer veya artar. Bu Moon Star denen otel bozuntusu yere kişi başı 583 TL vererek 8 günlüğüne rezervasyon yaptırdık. ilk otele girdiğimizde aslında vasat bir yer olmasına rağmen verdiğimiz paraya oranlayınca fena değil diyerek açıkçası sevindik bile. ilk gece lobideki lağım kokusunun bir arızadan kaynaklandığını ve giderileceğini söylediler, peki dedik. Sabah kahvaltıya kalktığımızda şok denenmese de ilk hüsranımızı yaşadık. Açık büfede kusmuk gibi görünen bir menemen ve soyduğunuzda mosmor olmuş sarısıyla tabağımıza dökülen haşlanmış yumurtalar ucuz etin yahnisini bizlere hatırlatmış oldu. Yine de olsun dedik ve plaja gitmeye karar verdik. Denize 50 mt olan otelimizden çıktık ve plaja yürümeye başladık. Meğer bizim otelimiz denize 50 mt derken girilebilen değil, görülebilen denize yani marinaya 50 mt'ymiş, yaklaşık 250-300 mt yürüdükten sonra otelimizin bizim için anlaştığı beach cluba geldik. Evet artık kızgın kumlardan serin sulara derken o da nesi, beach sahibi geldi ve bizden ücret istedi. Otelden olduğumuzu açıkladık ve bilekliklerimizi gösterdik fakat nafile, otelimizi bu beach ile yalnızca 25 şezlong ve 12 şemsiye için anlaşmış meğer. 92 odalı ve 220 kapasiteli bir oteli dolu olarak düşünün ve bu 220 kişiyi çeşitli kombinasyonlarla 25 şezlonga sığdırmaya çalışın bakalım işin içinden çıkabilecek misiniz? Tabi biz o sinirle kalktık ve "Müdüriyet" e gittik, kolunda M. Kemal Atatürk imzası bulunan, tipine baksanız adam sanacağınız bir sıfat önümüze 40 lira para attı, ''şu an çok sinirliyim bugün gidin plaja sizinle ilgileneceğim sonra'' dedi. Normalde yenmeyecek bir hareket olmasına rağmen adamın özel bir nedeni olabileceğini de düşünerekten ve açıkçası o günkü plaj sorunumuz çözüldü diye düşünerekten plaja geri döndük. Beach Club'ın sahibi yine bu paranın yetmeyeceğini ancak bugünlük oturmamıza müsade edeceğini söyleyerekten 40 lirayı da aldı ve söylene söylene gitti. Bir süre sonra öğlen yemeğine gitmeye karar verdik ve para vererek tüm günlüğüne kiraladığımız şezlonglarımıza havlularımızı bırakarak otele döndük. Lobideki lağım kokusu devam ediyordu, yemekhaneye lobiden geçildiği ve arada 10 mt bile olmadığı için o koku tabiki yemekhanede de mevcuttu. Yemekte sabahtan kalan kaşar ve salamlarla yaptıkları bir kaç soğuk meze ve sonraki 8 gün boyunca değişmeyecek olduğunu o an için bilmediğimiz tavuk ve pilav/makarna vardı. Neyse dedik karnımız doysun yeter. Lağım kokuları eşliğinde yemeğimizi yedikten sonra plaja geri döndük fakat o da ne, bizim şezlonglarımızda başka insanlar yatıyordu. Adamlar üzerinde havlularımız duran parası ödenmiş şezlogların iki tanesini havlularımız alıp atarak başka insanlara satmışlardı. Ufak bir cıngar sonucu o insanları kaldırıp kaçırarak yerimize tekrar oturduk. Fakat aynı günün akşam yemeğinde otel müdürüyle aramızda geçen şu diyalog bizi filtreli dertlere gark etti:

    - Müdür bey plajda şezlonglar yetmiyor.
    - işinize gelirse, ben hepinize şezlong vermek zorunda değilim, istediğiniz yere şikayet edin.
    - ...........

    Adamın bu pişkinliği karşısında inanın verecek cevabınız kalmıyor. Nutkunuz tutuluyor. Daha sonra öğrendiğimiz kadarıyla odası 4-5 gündür hiç temizlenmemiş olan bir abi şikayet ettiğinde de "Ne kadar ekmek o kadar köfte" cevabını almış müdür kişisinden. Ertesi gün plajda sorun yaşamamak adına erken kalkıp insanlarla yolda yarışarak birbirimize çelmeler takıp itip kakarak plaja koştuk. Bakın abartmıyorum gerçekten böyle bir yarış yaşandı sabah saat 07:00'da 4 oda aynı anda plaja havlu bırakmaya çıkmışız birbirimizi farkettiğimiz andan itibaren koşmaya başladık. 50'li yaşlarında bir abiyse olaya bambaşka bir boyut kazandırararak otelin demirlerinden tırmanıp atladı yolu kısaltmak için. Sonunda plaja vardığımızda allahtan yer vardı da hepimiz şezlong kapabildik. Fakat sonraki gece eğlence dönüşü sarhoş halimizle direk gece 04:00'de havlu bırakmasak yer bulabilir miydik bilmiyorum. Zaten sonraki günler sabah 06.00'da gidip tek boş yer dahi bulamayınca bizde biraz daha ilerde inanılmaz rahat ücretli bir beachte tatilimize devam ettik. Kusura bakmayın yazıyı çok uzattım biliyorum ama kendimi yazmaktan alamıyorum. En kötü olaya geleceğim şimdi. Otelde zaten temiz bardak bulmak imkansız, kullanılan bardaklar köpükte çalkalanıp ters çevirilip koyuluyor masalara, sulardan taş çıkıyor, her şey lekeli ve kalıntılı ama bunlardan daha kötüsü kız arkadaşımın başına geldi. Bakın bunu ben görmedim ama kız arkadaşım öğürerek yanıma geldi ve anlattı bana. Açıkbüfede yemeklerin sıcak kalması için içinde sıcak su bulunan bölmeler vardır. Tam kız arkadaşıma sıra geldiğinde yemek bitmiş ve normalde yemek bitti diyip gitmeyi tercih eden garsonlar bu kez nasıl olduysa yenisiyle değiştirmeyi düşünmüşler. Eski kabı çıkardıklarında kız arkadaşım tam da büfenin önündeymiş ve suratına lağımdan daha kötü bir koku vurduğunu, suyun içindeyse her yemekten çürümüş kalıntıların yüzdüğünü bir daha bu otelden yemek yersek ölebileceğimizi söyledi. Şikayet etmedik çünkü sağlık bakanlığından kontrole gidildiğinde hazır olmamalarını istiyoruz, şikayetimizi ettik, artık iş sağlık bakanlığına kaldı. Bakalım geçen sene sağlık bakanlığının kapattığı bu sene el değiştirerek sim değişikliğine gidip yeniden açılan bu otel tekrardan kapatılacak mı? Ben bu işin takipçisiyim, size ise tek tavsiyem uzak durmanız olacaktır. Daha yazamadığım onlarca şey var. Aklınız varsa bu otele gitmeyin.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük