gheorge hagi'ye hocalık yaptı, gheorge hagi'nin oğluna * hocalık yaptı, ömrü yetseydi gheorge hagi'nin torununa da hocalık edecekti.
işin esprisi bir yana, '70'lerin sonunda hocalığa başlayıp 2020'lerin ikinci yarısına kadar, neredeyse 50 yıl boyunca hocalık yapmış bu adam ve hep zirvede kalmış. '80'ler, '90'lar, 2000'ler, 2010'lar ve 2020'lerde kupa kaldırmış. bu sürekliliği yakalamak her babayiğidin harcı değil. sırf bu yüzden bile takdiri hak ediyor. her ne kadar bazen işi çirkefliğe vursa da ben severdim lucescu'yu. her şey bir yana, bu adam benim gibi '90'lar kuşağının çocukluğuydu. gözümüzü açtığımızda galatasaray'a avrupa kupası aldırdığını, kiralık oyuncularla **** galatasaray'a üçüncü yıldızı taktığını, beşiktaş'ı yüzüncü yılında şampiyon yaptığını gördük. lucescu'nun ölümüyle sanki çocukluğumuz da öldü. yattığı yerde huzur bulsun.
Cimbom ile SL çeyrek final+ ŞL son 16+ UEFA Süper Kupa zaferi+ Lig zaferi
Beşiktaş ile UEFA çeyrek final+ UEFA son 32+ lig zaferi
Milli Takım için temel atma
Victoria'lı, perez'li, fleurquen'li, berkantlı tarihin en cacık galatasaraylarından biriyle şampiyonlar liginde çeyrek finali son maçla kaçırmıştır. Üstelik 2 grup aşamalı sistemde.
efendi, uysal, babacan ve alçak gönüllü kişiliği ile futbol dünyamızda çok az rastladığımız türden bir spor adamıydı rumen teknik adam. bir gs taraftarı olarak takımımın zamanında kendisini kulüpten gönderme şekliyle saygısızlık yaptığını da hiç unutmuyorum. sanırım alfa kişiliklere o kadar alışmışız ki farklı bir profile tahammül edilemedi. huzur içinde yat değerli hocam...
teknik direktörlük kariyerindeki en büyük hayal kırıklıklarından biri marius maldarasanu olmuş mevta futbol adamı. beşiktaş jimnastik kulübü'ne transfer ettirdiği maldaraşanu için "iki sene sonra dünya devlerine transfer olacak" tarzı bir öngörüde bulunmuş. bargain olarak tanımladığı transfer gerçekleşince çok sevinmiş. hikayenin kalanını yazmaya gerek yok.
Genç neslin bilmesi için Lucescu efsanesi şöyledir:
2001-2002 sezonunda şampiyonluk için favori, açık ara, son şampiyon ve yıldızlar topluluğu Fenerbahçe gösteriliyordu. Galatasaray ise maddi anlamda çok zor durumdaydı ve transfer yapamıyordu; sadece kiralık futbolcu alabiliyordu. Futbol otoriteleri, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi ön elemesinde eleneceğini, ligde ise ancak beşinci-altıncı olabileceğini söylüyordu. 2001 Temmuz ve Ağustos aylarında Fenerbahçe taraftarının Galatasaray’a kahkahalarla güldüğünü hiç unutmam.
Lucescu, kısıtlı imkânlarla Galatasaray’ı 2001-2002 yılında şampiyon yaptı ve üçüncü yıldızı taktı. Ama en önemlisi, o sezon Şampiyonlar Ligi’nde toplam 16 maç oynamalarıydı. Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde sıfır çektiği sezonda Galatasaray, ikon takımlara karşı harika futbol oynadı ve turnuvaya iz bıraktı. Dönemin A sınıfı takımlarına karşı mükemmel performans gösterdi ve son 16 turuna kaldı; son maçta Barcelona’dan yediği ofsayt golüyle elendi.
Bunca mucizeye rağmen yeni gelen Galatasaray yönetimi Lucescu’yu kovdu ve yerine Fatih Terim’i getirdi. Üstelik Galatasaray, 2002-2003 sezonuna devasa paralar harcayarak başladı.
Beşiktaş ise büyük bir akıllılık yaparak Lucescu’yu takımın başına getirdi. Yedi yıldır şampiyon olamayan, Anadolu takımlarından 4-5 gollü yenilgiler alan, Avrupa kupalarında panik atak geçiren Beşiktaş’ı adeta rehabilitasyondan geçirdi. Galatasaray’ın harcadığı paranın sadece üçte biriyle sezona başladılar. Lucescu, Beşiktaş’a masalsı ve epik bir 100. yıl şampiyonluğu yaşattı. UEFA Kupası’nın son altın çağlarında, dönemin ikon takımı Lazio’ya ise çeyrek finalde elendiler. Lucescu yönetimindeki Beşiktaş’ın önümüzdeki 10 yılda Süper Lig’e damga vuracağı, hatta Avrupa’da kupalar kazanacağı çok açıktı.
Ancak 2004 yılında Beşiktaş’a büyük bir operasyon yapıldı ve Lucescu da ayrılmak zorunda kaldı. Ardından Ukrayna takımı Shakhtar Donetsk’le anlaştı. O dönem Ukrayna futbolunda Dinamo Kiev açık ara tek büyüktü. Lucescu, Dinamo Kiev saltanatına son verdi; Shakhtar’ı 8 kez şampiyon yaptı ve UEFA Kupası’nı kazandırdı.
Eğer Lucescu Galatasaray veya Beşiktaş’ta kalsaydı en az iki Avrupa kupası daha kazandırırdı. Benim tahminim, Galatasaray’da devam etseydi 2003–2009 arasında bir Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kaçınılmazdı. Eğer Beşiktaş’ta kalsaydı, Beşiktaş bugün dünya futbolunun en ikonik takımlarından biri olurdu.