aşırı derecede çok sevdiğim, hatta çevremde sıkça satıldığını gördüğüm, fakat çok nadir yediğim leziz şeydir. yolda satılanlarının hep sağlıksız olduğunu düşündüğümden dolayı ancak bir kaç senede bir restorana girdiğimde yediğim prinç tanelerinden oluşan ve üzerinde esrarengiz bir etten oluşan yiyecektir. bak ağzım sulandı yine...
eskişehirde bezgin'de biraz içilip kafalar çakır olunca çıkılır, akılda hep aynı soru vardır "ulan çok para harcadım, acaba bu hafta parayı yetirebilecek miyim ?". derken ismet inönü durağına doğru yaklaşılır. mideler yavaştan kazınmaya başlar. o sıra sağ taraftaki midye dolmacı göze çarpar. ilk anda paranın azaldığı düşüncesi hakim olduğu için pek ilgilenilmez. bi iki adım önünden geçildikten sonra "amaaaan koy g.te yarın yemek yemem olur biter" cümlesiyle içeri dalınır ve öküz gibi 85 tane yenip cepteki bütün para verilir.
(bkz: işte öyle bir şey)
bornovada küçük parktan kahve dünyasına gidilen sokakta solda midyeci çay ocağı karışımı bir yer var. perşembe günleri yarışma yapıyorlarmış. erkekler 12lira bayanlar 8lira verip istediği kadar yiyebiliyorlarmış. Ayrıca kadınlarda 340 erkeklerde 900 taneyi geçebilen olursa abi iki kasa bira bir karton sigara veriyormuş. demem o ki kadın kılığına kırıp 340 midyeyi yiyip abiyi batıracak baba yiğit aranıyor..
yiyecek değil bu, yiyecek dediğin başta göze güzel görünmeli ki yemek için bir neden olsun , sonra lezzetli olmalı tabii ama bu bildiğin böcektir, iğrenç birşeydir. japon musunuz la siz?
40 taneden aşşağısı kurtarmayan, mümkünse fıçı birayla götürülmesi gereken limonsuz yenmeyen bir lezzet. kaleiçinde ibrahim abiden alınması tavsiyemdir..
mardin ve midye arasında iki ünsüz harfin dışında hiç bir bağlantı olmamasına rağmen, eyfel kulesinin altında ki mideyci bile mardinlidir. inanmazsanız gidin bakın.
tepsinin başında insanları hapu hupur götürürken amk bunu nasıl yiyorlar dersiniz.
tadını aldıgınız zaman bırakamazsınız, tiryakisi olursunuz.
genelde kuzguncuk ışıklarda duran, gri kartal arabasının yanında tezgah açan abinin midyeleri çok fenadır. baharatını çok güzel hazırlıyor namussuz. tadınız efendim.
alsancakta gecenin bi saatinde mardinli, diyarbakırlı abilerimizin, 90-100 tanesi 5 liraya sattıkları yiyecektir. Ama yerinde yiyeceksin, tadına varacaksın o ayrı.
ya güzel bir akşamda alkolle ya da deniz kenarında enfes gider. her türlü alacağınız kişiyle birim fiyatta pazarlık ettiğiniz, keyfinin oradan geldiği, kaç tane yeneceği üzerine iddiaya tutuşulan, deli güzel yiyecektir.