mezarlık

entry142 ↑ galeri12
    66.
  1. hakkında alabildiğine entry girilmesinde maksadın ne olduğu anlaşılmayan durumdur.
    tamam orası da ölülerin evi ama ne oluyor oralarda öyle falan lan pisikolojim bozuluyor.
    0 ...
  2. 66.
  3. insanların son yolculuğuna uğurlandığında vardıkları son durak, yani kara toprak. insan gidince ölümü hatırlıyor. dünyaya bir şeyler vererek, hayatına anlam katarak yaşamak istiyor. içinizi karartacaktır illa ama arada uğranmasının faydası vardır.
    0 ...
  4. 65.
  5. ilerlemeyi reddeden tek insan kuruluşu mezarlıktır.
    Mezarlık duvarının içinde zaman donmuştur.
    0 ...
  6. 64.
  7. ilginç bir yer. yıllarca yaşarsın, hayatta yerin vardır. sana bir şey olur, senin için "öldü" derler. seni bir beze sararlar, bu yerde bir çukur açıp seni içine bırakırlar, üzerini örterler, arkalarını dönüp giderler.
    1 ...
  8. 63.
  9. 62.
  10. Sessizliği ve monotonlugu yüzünden bana çok çekici gelen ortamdır.

    Bilmiyorum farklı bir enerjisi var.
    2 ...
  11. 61.
  12. "Mezarlık, kendini beğenmişliğin taşa dönüşmüş haliydi."
    *
    0 ...
  13. 60.
  14. toplu yerleşim yerlerinde yaşayan insanların, öldüklerinde gömüldükleri mekan a isimdir. insanları hüzünlendiren mekanlardan biridir.
    0 ...
  15. 59.
  16. çevresinden geçerken müziğin kısıldığı mekan.

    ama neden kısılıyor? onu bir türlü anlayamadım. ölüye saygı mı mesele? yoksa cinler, ruhlar falan rahatsız mı oluyormuş?
    0 ...
  17. 58.
  18. oldum olası mezarlıklardan korkardım, ama öyle böyle değil. sonra bizim ocağa bir yangın düştü, korktuğum o mezarlığa defnettikten sonra geceleri gider olmaya başladım.

    En sevdiğim, en güvendiğim, beni her türlü kötülükten koruyan kollayan kahramanımı, babamı birakınca o korktuğum mezarlığa, daha ilk geceyarısında zifir karanlıkta gittim mezarlığa. Benim kahramanım oradaydı, artık en güvenilir yer olmuştu mezarlık.

    işler ters gittiğinde, aldatıldığımda,ayrılıklarımda, yanlızlığımda kendimi attığım tek yer mezarlıklar oldu. mahalle değiştim, şehir değiştim, ülke değiştim ama bu alışkanlık bende hiç değişmedi. 3 ev değiştim şu istanbulda 3'de ya mezarlık yanı ya mezarlık karşısıydı özel bir caba göstermediğim halde.

    Ne zaman bir sorun olsa, mezalıkta konuşmaya, mezarlıkta tesilli aramaya, vermeye başladım kendime ve dostlarıma.

    Herhangi bir konuda beynimi kemiren sorun, mezarlıkta konuşunca düşününce öyle süni öyle önemsiz kaldı ki muhabbeti bile yapılmaz oldu.

    Bir yolunu bulup "ben onsuz yaşayamam" diye ağlayan aşığı, "bu borçlar beni öldüreçek" diyen esnafı, "hayatımın fırsatı bu" diyen siyasetciyi mezarlığa sokup bir mezar taşının başında muhabbet edince gördüm ki ölümün yanında aşkta parada kariyerde sadece teferruat kalıyor. ışıklı bir mekanın masasında mangalda kül bırakmayan adam bir mezar taşının yanında nasılda hırsından arınıyor.

    "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabir ki?" demiştiya radyodaki adam...
    0 ...
  19. 57.
  20. ŞEHRiMiZDE KAÇ MEZARLIK VAR?
    ------------------------------------------------------
    istanbul'un bütününde tam 272 adet mezarlık var. Şehrimizde yılda ortalama 45 bin kişi toprağa veriliyor. Bu iş için de 110 imam, 75 gassal (yani yıkayıcı) 110 şöför ve 155 kazı personeli istihdam ediliyor. Şehirdeki cenaze aracı sayısı 80. (2012 rakamları)
    1 ...
  21. 56.
  22. 55.
  23. derin uykuların kahverengi döşeği.
    0 ...
  24. 54.
  25. 40'ımdan sonra ölümü fazlasıyla kafaya takar oldum.

    En büyük meselem, dinlere inanmayan bir adam olarak, nasıl gömüleceğimi belirlemek.

    inançsız adamların gömüsüne dair özel bir tören yok; belki olmasına da gerek yok.

    islami usullerle, güzel bir camiden, bol cemaatle, şehre yakın bir mezarlıkta yatırılmak isterim ama...

    Yahu bu istanbul'da, ölüm öncesi mezarlık yeri belirlemeyenlerin şansı yok. Geçen Kuzguncuk'ta bir yakınımız vefat etti; taaa Tuzla'ya gömdük. Bu ne lan?

    Bu gidişle, 20 yıla kalmaz Allahın Tuzla'sına defnettikleri kişilerin üzerine GÖKDELEN yaparlar.

    Bundan sonra belediyelerden beklentilerim değişmiştir arkadaşlar: Mahallemize 100 yıl kalımlı, şahane mezarlık vadedenlere OY veririm.

    inanmıyorum ama, mezarlık başına çoluk çocuk gelsin; beni hatırlasın isterim. Ulaşımı zor ve uzak mezarlıklar; istemem, yerinde kalsın.
    0 ...
  26. 53.
  27. tanım : ruhunu kaybetmiş her varlığın, çürümesi için terk edileceği çukurların bulunduğu masum ve sessiz bir bahçe, mabed.

    odam hiç olmadı benim. kendimi bildim bileli koltuklarda yatmışımdır. işediğim zmanalar annem çok kızardı oturma odası çiş koktuğu için. yatağıma işemek nedir hiç bilmedim. hep koltuklara...

    odam hiç olmamıştı benim uzuuuun bir süre. ne bir çalışma masam, ne bir rafım, ne de yatağım. sadece halılarım oldu, ve ababmın porno kasetler izlediği videonun üstünde duran bir televizyon.

    odam hiç olmamıştı benim, şöyle kızdığımda kapısını hışımla çarpayım, yatağım olmadı ki hiç üzüldüğümde kendimi üstüne atayım, kapanıp saatlerce ağlayayım. ağlayamadım da zaten, onu bile çok gördüler. yasaklandım, susturuldum, içime gömdüm her şeyi; kendi mezarlığıma, bembeyaz mezarlığıma.

    ........

    evim de olmadı ki zaten. o evden o eve atıldı hayatım. kirasını ödeyemedikleri için benim aldığım nefesin, soğuklarda buhar oluşunu gördüm sokaklarda; yatacak yer kaygısını bildim hep. ya bu gece soğukta, yatacak yer bulamazsam. ya yine evden atarlarsa?

    evim olmadı benim zaten hiç, öyle ilkokul resimlerindeki gibi bacası tüten. yanından ne dere geçti evimin, ne bahçesinde bir ağaç oldu üstünde parlayan kırmızı elmalarla; ne de bisiklet oldu kapısının önünde zinciri atık diye bir köşeye bırakılmış.

    evim olmadı hiç benim penceresinden bir ailenin dışarıdaki kar yağışını mutlulukla izlediği.
    olmadı.

    ............

    içimde ne varsa gömdüm kara toprağın içine.
    içimde ne varsa söndürdüm yeşil gözlerinin pırıltısında.
    içimde ne varsa bembeyaz, boyadım al kanınla kırmızılara.
    içimde ne heves varsa, sardım seninle birlikte 4 metrelik beyaz bir bez parçasına.
    içimde ne varsa tertemiz masumane, yıkadım seninle gasilhanede; sen arınırken üstündeki pisliklerden; ben boyandım leş gibi karanlıklara.

    içimde ne varsa kusuyorum artık, istediğin iyi biri olmayacağım, isyan etmekse evet; çünkü ben koydum seni o mezara.
    çürüyüşünü gün be gün ben takip ettim, ben düşündüm vücudunda dolaşan böceklerin attığı her adımı.

    içimde ne varsa sana dair, bir bir ölüyor ve öldükçe diriliyor. tırnaklarını geçirerek çıkıyor bedenimden, paramparça, simsiyah.
    içimde ne varsa sana dair, koca bir yumruk oldu boğazımda, dev bir kara delik oldu. sen öldün ya, olan ne varsa işte o dakikadan sonra oldu.

    ........

    senin bir odan, bir yatağın, eşin, çocukların ve hayatın oldu da ne oldu?
    yanıldın değil mi? gördüğün sadece bir hayal sahnesiydi. benim model'im sen bile yanıldın.

    evindesin şimdi. yerin 2 metre altındaki odanda. güneşsiz, ışıksız, sessiz, soğuk, kokmuş, çürük, karanlık, adi, pislik, iğrenç, ama en önemlisi herkesten uzak odanda.

    çıkardın tüm kıyafetlerini. koydun ruhunu küçük bir buluta; cildini buruşturup attın bir çöp kutusuna. kemiklerini yatırdın, sırf oradaymışsın gibi düşünsünler, orası bir şeylerle dolu olsun diye.

    mezarındasın. mezarımdasın. hayatımın içindeki koca mezarlıksın.
    dualarla, ağıtlarla,acılarla, isyanlarla dolaştığım mezarlığımdasın.
    kokun bile yok.

    kalbimdeki, aklımdaki mezarlıkta salına salına dolanmaktasın.
    bembeyaz mermerler arasında, dört duvar arasında.

    yetmez mi?
    0 ...
  28. 52.
  29. 51.
  30. 50.
  31. Eskiden bayramlarda evlerinde ziyaret ettiğimiz büyükleri ziyaret etme yeri. burada kakaolu kek kokulu sıcak evlerden farklı olarak bayram tebrikleri, öpüşüp sarılmalar, şakalar gülüşmeler olmuyor. burada ellerini açmış dua eden yaşlı gözler, buruk bakışlar, pişmanlıklar ve yalnızlıklar hakim... ayrı geçirdiğin aylarda olanları paylaştığın, içini döktüğün ailenin ve yakınlarının artık seni duymayacağını ve bir daha hiçbir zaman onlarla aynı masada oturup kahvaltı yapamayacağını anlayıp kahrolduğun yer. hepsi birbirine benzeyen mezar taşlarının dar boşluklarından geçmeye çalışırken son geldiğinden bu yana ne çok kişinin daha ölmüş olduğu gördüğün; bu nedenle her defasında kendi ailenin mezarını bulmakta zorlandıgın yer. bir zamanlar her gün gördüğün, aynı evi aynı hayatı paylaştığın, televizyonun karşısındaki çekyatta uyuyakaldığında üşümesin diye üzerine battaniye örttüğün canından kanından olan insanların şimdi orada, o beyaz taşlardan birinin altında yatıyor olduğunu gördüğün ve çıldıracak gibi olduğun yer.
    3 ...
  32. 49.
  33. Mezarlık girişinde: "Bizde gezerdik siz gibi, sizde geleceksiniz biz gibi" yazıyor. Lan adam ölmüş hala laf sokuyo..
    2 ...
  34. 48.
  35. merakla mezar taşlarını okuduğum yer.özellikle ölüm ve doğum tarihlerini karşılaştırırım. her biri beni farklı duygulara götürür...
    1 ...
  36. 47.
  37. Ölülerin defnedildiği gömü alanıdır..insanın ebedi evidir..
    0 ...
  38. 46.
  39. 45.
  40. mezarların toplu halde bulunduğu yer. orada yatanlar hayatta olsa gürültüden durulmazdı orada. mezarlığın bir farkı da bu olsa gerek.
    0 ...
  41. 44.
  42. 43.
  43. ilim sahibi bile olunabilecek mekan. taşların üzerindeki yazılarda neler var neler, kah güldürür kah ağlatır.
    ankara otogar da beklerken,
    + merhaba oğlum
    - merhaba
    + nerelisin
    - ankaralıyım, sen nerelisin bey amca
    + karslı
    - neresinden
    + selimin benliahmet köyü gördün mü karsı
    - hacı ramazan aydın ı tanır mısın bey amca
    + lebelübedshdg... lerin ramazan mı sen nereden tanıyon onu öleli çok oldu.
    - yeri geldi çok yük oldum ona yanında çok bulundum, su isterdi benden rahmetli bak şimdi o aklıma geldi
    + hacıyla beraber mi çalışırdınız, çok da genç gösteriyon
    - yeri geldi çok ot topladık, tabii baya bi çalıştık
    + bak hemşeri sayılırız hehe hühe
    - tabii amca dünya küçük.
    + lebelüleridsd... leri tanıyon mu
    - yok bey amca ben bir tek hacıyı tanırım onuda mezarlıkta tanıdım, babamın mezarına gide gele. yanında yatar hacı ramazan başka da bir şey bilmem.
    + allah allah
    - yaa yaa
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük