"allah, der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım... ve ekler , o'nsuz yaşayamam deme, seni o'nsuz da yaşatırım... ve mevsimler geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur.. aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya işte.. olmaz dediğin ne varsa hepsi olur.. düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.. en garibi de budur ya, öldüm der durur, yine de yaşarsın."
şu adama ısınamayan bir tek benim sanırım. Bir de babam.Öncelikle bu "Ne olursan ol yine gel" lafının mevlana ya değil, Orta asyalı ünlü sufi Ebu Said Ebu'l Hayr'a ait olduğunu belirteyim.Zira "Ne olursan ol,yine gel" diyen birinin gayr-i müslimlere bakış açısın sunni fıkıha dayanması mümkün müdür? hitap ettiği kitlenin üst kültür olması,yıllarca anadolu topraklarında yaşamış olmasına rağmen eserlerinin tümüne yakının farsça olması,eserlerinde Allah'tan vahiy aldığına dair söylemleri,bunun yanında bariz müstehcenlik ve moğol istilasındaki şüpheli davranışları ( moğol ajanı olduğuna dair söylentilere yol açmıştır) çelişki üstüne çelişki yaratmasına rağmen biz hala onu göklere çıkartıyoruz.
cahil beyni sikilmişleri ortaya çıkarmıştır.nietzsche ve schopenhauer mevlana'dan 600 yıl sonra yaşadıkları halde kadınlara mevlana'dan daha ağır hakaretler etmiştir ama ne avrupalılar ne de bizim bu geçmişe düşman türk piçleri nietzsche ve schopenhauer'ı yobaz ilan etmemektedirler. türkler de o dönemde çomar olmasaydı, hakarete layık olmasaydı. şimdi nasıl kürtler hakarete layıksa o zaman da kültürünü oluşturamayıp arap fars kültürü altında ezilen, geri kalan türkler çomardı.
insanlık tarihine yön veren sanatçıların, filozofların, mucitlerin yarısından çoğunun, yüzlercesinin kadın düşmanı olduğunu bilmiyor ki amına koduğumun cahili. mevlana tüm dünyada bilge, deha kabul edilen birisi. sizin gibi itler havlasa da bir şey değişmez.
"Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "işte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!" (Bakara Suresi 2:79)
mesnevi'nin bu sayfalarında anlatılan şudur: şeyhin biri şarap içer, ardından tasavvufun yüceliğini anlamamış halktan birisi de şeyhin şarap içmesine karşı çıkar. fakat tam da mevlana'nın istediği sığır mürit profilinde olan başka birisi hemen olaya atlar ve özetle şunları söyler: "sus senin ne haddine o ululara dil uzatmak. o şeyh koca bir kızıl deniz'dir, sense küçücük bir havuzsun. kızıl deniz bir şişe şarapla kirlenmez ama senin gibi bir havuz kirlenir."
bir farkınız yok aptallar. körü körüne, "ya aslında orada öyle demek istemedi" diye savunmaya kalkışıyorsunuz ve komik duruma düşüyorsunuz.