Bir istenç ürünüdür. Olasılıklarda dahi yeri yoktur. Tanrı, ruh, şeytan gibi kavramların deneyimlenemez, gözlemlenemez olduğu herkesçe kabul edilir fakat bu gibi kavramların kesinkes var olduğuna inanılır ve ilginçtir bu kavramlar bizlerle sürekli etkileşim halindedir diye düşünülür.
amacı "şey"lerin gerçek doğasını "var olan"ın "var olmak" bakımından anlamını, yapısını ve ilkelerini belirlemek ve tahmin etmek olan felsefî araştırmadır.
benzetme yapılacak olursa, her ne kadar fiziksel izdüşümleri genel anlamda pek görülemese de, matematik gibi soyuttur denebilir. bazı önermeleri, olası gerçekliğe dahi kaba taslak tahminleri içerebilir. tabi ki mirim, bazı önermelerde fiziksel olmadığı veya en olmadı fiziksel bir şeyle sabit herhangi bir bağıntısı olmadığı için, yani, deneye tabi tutulamadığı ve herhangi bir gözlenen veriyi içermediği, ya da tekrarlanan bir olgu tespit edilemediği üzere de bilimsel olarak doğrulanamaz.
amma.... yine de gerçekle arasında kesin kez hiç bağıntı yoktur, metafizik yoktur demek değildir bu. hülasa i kelam; belki bilemediğimiz metapsişik öğeler en dolaylısıdan bilemediğimiz bir şekilde etkileşimler içine giremez mi? mümkün olabilir....
ilk çağ felsefesi, mitoloji ve dinlerin ortaya çıktığı dönemdeki toplumun metafizik içerikli felsefe anlayışını en güzel gösteren şey budur * https://galeri.uludagsozluk.com/r/2043673/+
fizik ötesidir. fiziğin kanıtlayamayıp yok saydığı şeyler metafizik kavramlardır. her şey fizik yasalarına dayandığına göre metafizik bomboş bir alandır.
Bir gece, yatakta uzanıyordum. Gözlerim açıktı ama hareket edemiyordum. O an hissettim… Yanımda biri vardı.
Sonra oldu.
Çenem bir anda kapanmaya başladı. Ama bu benim yaptığım bir şey değildi. Dişlerim öyle bir kuvvetle sıkıldı ki sanki kırılacaklardı. Kontrol bende değildi. Sanki görünmeyen bir el, bütün gücüyle çenemi bastırıyordu.
Bağırmak istedim. Yapamadım.
Günler sonra, başka bir gece… yine aynı his. Bu sefer daha netti.
Alt dişlerimin üzerinde bir baskı hissettim. Soğuk, uzun parmaklar… insan gibi değildi. Parmaklar uzundu, doğaya aykırı şekilde ince ve sertti. O parmaklar dişlerimin arasına yerleşti ve çenemi tekrar sıkmaya başladı.
Bu sefer ne olduğunu biliyordum: Yalnız değildim.
Ama kimseye anlatamadım. Anlatsam da kimse inanmazdı.