Nefret ediyorum kendimden
Erken yattığım akşamlar
Günün kurşun yorgunluğuna yenilip
Bir patates çuvalı gibi devrilince yatağa
Yaşadığımız hayat başkalarının da
Bizim için ölenlerin
Bizim için yaşayanların
Gün gün , dakika dakika
Tüm hayatlara borçlu yaşıyoruz
Belki bundan ter içinde fırlamak yataktan geceyarıları
Sarılmak bir kitaba
Sarılır gibi susuz gecelerde yare
Başımdan aşağı döktüğüm soğuk suların
Vücudumda cazlaması bundan
Belki O beni uyutmayan
Çelik ışıklı insan gözleriyle
Bir hayata nelerin sığabileceğini anlatan
Akan terler
Kimsenin geçmediği
Bembeyaz yollar açıyor yüreklerde
Tüm bilim , yaşam ve sanat
Geçmeli bu yollardan
Yürürken sevdiğime..
mutlaka birilerine gönderilmek için yazılmaz. insan kendi iç dünyasına bir yolculuk yapmak istediğinde de mektuba başvurabilir. insan sıkıntılarını, mutluluğunu, özlemini kaleme kağıda sarılarak daha bir içten yazar gibi geliyor bana. samimiyet var adında. özen var, dikkat var. kuralları var. bir çok öge barındırıyor mektup, hayatla alakalı olarak. yoktan bir şey var ediyorsunuz. kokunuzu, göz yaşınızı, terinizi bırakıyorsunuz. sizden bir parça gibi oluyor. belki de ben fazla anlamlar yüklüyor olabilirim.
bazen kişini kendine yazdığı, yıllar sonra okumak için sakladığıdır.
örnek
merhaba..
yine hala aynı yerindesin değil mi ? hani yapacaklarını erteleyip duran ve hayata sitem eden. Hani değişecektin ? hani herşey tamda hayallerinde ki gibi olacaktı. Yine kendine yalancı çıktın, neyi kazandın bu hayatta söylesene anlık zaferlerin dışında neyi kazandın hayatta ??
Her zaman mutlu gibi görunup mutsuz oldun niye ?? çünkü başaramadın çünkü her zaman buyuk hedefler buldun ve hep yarısında bıraktın, hep korkaktın hep çocuk. insanlara verdiğin zararlarda çabası... Kendini tukettin, yok ettin.
Ellerin titriyor bunları okurken biliyorum, bunları sana benden başkası söylemez biliyorsun çünkü kimseye açmadım kendini, herkes seni kararlı, güçlü sannediyor ne kadar aciz olduğunu bir tek ben biliyorum...
tek başına öleceksin, yalnız butun herşeye sahipken, ruhun yapayalnız öleceksin.
Yıllar sonra yazarken hem geçmişe götüren hem de duyguların kolaylıkla ifade edilmesini sağlayan haberleşme aracıdır. Sanırım askerlik olmasa mektup tamamen tarihe karışacak.
bir beyaz kağıda , ıslak bir mürekkeple aktarılan duygular ; yazanın ruhsal aktarımıyla yüklü , degeri alınan kişi tarafından bilinen ruhani bir yazı iletişimi...
nostaljik bir iletişim şeklidir. "elin yazdığı yazı", harfleri tekdüzelikten çıkarıp daha bir anlamlı kılar. dolma kalem hakkıdır, sakız beyazı kağıt dilediği...
velhasıl özlenendir. yazsak da göndersek, cevabı beklerken heyecanlansak, posta kutusundan, o "sinsi sinsi gülümseyen fatura" çıkmasa bir kere de...
taksim'de,türkü tadında bir hayat özlemi ile yanıp tutuşanlar düşünülerek tasarlanmış mekanın adı.
yanılmıyorsam perşembe geceleri sahne hüseyin turan'a tahsis edilmekte.
Birbirine uzak olan kişilerin haberleşmek, hertürlü duygu ve düşüncelerini paylaşmak, arzu ve temennilerini dile getirmek amacıyla yazdıkalrı yazılardır. Dar kalıplar ve kurallar içerisinde tanımlanamaz. Ufukları alabildiğine geniştir. Konuşarı Bol ve sonsuzdur.
Bir de sanatçılarin yazdıkları mektuplar vardır ki bu da edebî bir türdür. Bu mektupşarda Ağır sanatlı ve süslü bir dil kullanılır.
Artık kimse ,mektup yazmıyor mu
Güller vardı, kimse kurutmuyor mu
Sen yaz yinede, gül kokan ellerinle
Koy bir zarfa, dudaklarınla mühürle
Ellerinin kokusu, sinmiş ah mektuplara
saçının bir teli, kalmış hala yastığımda
sana aldığım gülleri ,kuruturdun başucunda
Bana bıraktın dünleri ,kaldım eski zamanlarda
Artık kimse, mektup yazmıyor mu
Güller vardı, kimse kurutmuyor mu
Sen yaz, yinede gül kokan ellerinle
Koy bir, zarfa dudaklarınla mühürle…