nostalji kokan güzel mi güzel bir iletişim aracı. ancak ne yazık ki teknolojinin altında ezilmekten kurtulamamıştır. şimdiki çocuklar o kadar şanssız ki birinden mektup beklemenin heyecanını hiçbir zaman yaşayamayacaklar.
"oysa mektubu yazanın ,yazdıklarını, yazdığı kişiden başka hiç kimsenin okumayacagı konusunda taşıdığı duygu,belki de mektup yazma özgürlüğünün en itici gücü,en belirgin özelliğidir. mektup,yazılan kişiden başka okuyucusu olmadığı duygusuyla yazıldığı sürece en güzel yazilir sanıyorum."
eski zamanların, aşıklarının, tutkulu aşklarının bir belgesi niteliğindeydi.
şimdilerde her şey öyle ruhsuz ki. telefon; insanları birbirine yakınlaştıracağına adeta soğutuyor. her an elinin altında ona ulaşabileceğimizi bilmenin güvencesiyle sevdiklerimizi boşluyoruz.
oysa mektup öyle mi idi? o mektup asla atılmaz(özel bir durum yoksa) defalarca okunurdu. insanlar o mektupları yazarken nasıl da özenirdi. o kadar ki: sizi sevdiğini bir mektupla anlardınız. insan sevildiğini hissederdi.
21. yüzyıl, aşkın öldüğü bir yüzyıldır.
ne güzel şarkıdır. çok hüzünlü bi melodisi olmamasına rağmen nasıl hüzünlendirir sizi, nasıl çok uzaklara, o hatıralara götürür.. neden teoman sorusuna verilecek en güzel cevaplardan birisidir.
--spoiler--
teşekkürler teşekkürler bir zamanlar beni çook sevdiğin için..
aaaşk bu savaaş buu
--spoiler--
en derin duyguların edebi bir dille kağıda aktarılması sonucu oluşan bir iletişim aracı.
eskiden belkide iletişime muhabbet ve derinlik katan en önemli unsur konumundaydı mektup. öyle her kelime yazılmazdı. bin tartılıp bir yazılırdı kelimeler ve onların oluşturduğu kombinasyon eşsiz bir tat verirdi okuyana. her duygu için farklı farklı anlamlar yüklerdi. kışladan anasına selam eden askerin duyguları ayrı, sevdiğine hissettiklerini anlatan aşık'a ise farklı anlam yüklerdi.
şimdi ise bu modern çağda mektunun ölümüne bu duyguların ölmesi eşlik ediyor. en temiz duyguların edepli bir biçimde anlatılması yerini literatüre de giren msn diline bıraktı. iletişim yollarının bu denli açık olması özlemi, hasreti bitirdi belki ama özlemenin heyecanınıda yanında aldı götürdü.
yeni bir nesil geçmişinden bihaber vaziyette yetişiyor. iletişimin her türünden faydalanabilen bu nesil özlem nedir, özlemek nedir bilmiyorlar. özlemenin ne demek olduğunu bilmeyen bir insanın kıymet bilmeside zorlaşıyor ve sonucunda alışık olmadığız vurdumduymaz bir nesil yetişiyor.
dünyadaki her şey bir objedir. bazısı canlı, bazısı da cansız. bazı objeler de vardır cansız olduğu halde bir ruhu olduğunu inandığımız. işte mektup bunlardan biridir. modern zamanın götürüsü olarak gözden düşmüş olsa da ölememiş ama buruşturulup bir köşeye atılmış öylece bekliyor. ne olur iki satır bir şeyler yazıp paylaşsak. bir kültürü yok olmaktan kurtarsak.
kimi zaman susmaların, kimi zaman da susmamacasına konuşmaların biraraya geldiği; ağlamanın, gülmenin, özlemenin, kavuşma iştiyakının kelime hâline bürünmüş resmidir.
iletişim yollarından emekli olmuş bir haberleşme aracı. ah ne de güzeldir halbuki 'söz uçar yazı kalır.' cümlesi. öyle de oldu hakkaten verilen , söylenen sözler uçtu, unutuldu.. şimdilerde ise daha kolay haberleşiyor insanlar unuttular mektupları. ama nedense herkesin aklı eskilerde . teknoloji geliştikçe insanlar arasındaki iletişim gerilemekte mi bana mı öyle geliyor. şaştım kaldım bu işe. neyse mektup öldü. ha bir aps vardı ona noldu ya?
ilkokula giderken öğretmenimiz tarafından sevdiğimiz bir kişiye sürekli olarak yazmak zorunda bırakıldığımız eski usul haberleşme yöntemi. o zamanlar 'bu bilgi ne işimize yarayacak' dediğim ve haklı çıktığım şeylerden biriydi nasıl mektup yazıldığını öğrenmek.
teoman'ın harika bir kaç sözle bitirdiği şarkıdır...
tesekkürler, bir zamanlar beni çok sevdigin için. bu mektup da olmadi, kelimeler toparlanmadi, iste simdi çöpe gidiyor.
yine de mektubuma son verirken seni her zaman çok seven
ben.
vazgeçemediğim, en asil iletişim aracı. ne zaman bir zarf geçse elime ister istemez heyecanlanırım, genelde faturalar çıkar içinden ama olsun inanıyorum bir gün herkes mektuplaşmanın değerini anlayacak. ya da anlamayacak.
çağımızın mesaj e-posta gibi teknolojik değerlerine karşı benim asla kaybetmediğim, adresine ulaşmasada yazmaktan usanmadığım yazılarım, manevi değerlerimdir. Annemin babama yazdığı ilk mektubu gibi asla eskimeyecektir.
Telefonda konuşamam bilirsin,
Mektuplarıysa ertelerim hep,belkide yazım çirkin diye.
Çok düşündüm, çok kurdum,
Karar verdim hep vazgeçtim,ama sana yazabilirim nihayet.
Aslında söz vermiştim,duygularımı kilitlemiştim,ta ki sen açana dek.
Korkma sevgi dilenmeyeceğim ama bilirsin beni işte
Bitiririm her şeyi bir dikişte
Napim?
Aşk bu,savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
Aşk bu,savaş bu kadın ve erkek arasında
Artık saymıyorum yılları,bana deyip geçen hayatları,
Zaten pek de sevmem insanları.
Ama kimi dostlar var sevdiğim,sokak köpekleri beslediğim,
Bazı güzel anılar biriktirdiğim.
Tutku garip bir şey ve çok vahşi,
Ve çok hırslıydım zaten bende o yüzden de yağmaladım seni…
Kolay değildir bilirim,bir aşkı bir kalbe koymak,
Hele bir başkasını severken sen.
Teşekkürler,bir zamanlar beni cok sevdiğin için
Bu mektup da olmadı,kelimeler toparlanmadı,işte şimdi çöpe gidiyor.
Yinede mektubuma son verirken,
Seni her zaman çok seven,
Ben..
dinlerken canımızı çok acıtan Teoman şarkılarından biridir. düşünsenize bir zamanlar beni çok sevdiğin için teşekkürler diyor. kim bilebilir ki karşı tarafın sevdiğini. ama hala seviyorsun. yine acıdım bu aşık hallere. maşuk ne anlasın aşığın halinden. biz mektup yazar dururuz göndermemek üzere. belki de biz mektup gibiyizdir hiç açılmamış, saklanmış ama zamanla kaybolmuş.