mehmet barlas

entry417 ↑ galeri14
    190.
  1. türkiye'deki 86 yıllık statükocu egemen güçlerin bok atma çabalarına rağmen, demokratik duruşundan bir milim sapmayan, eğriye eğri, doğruya doğru demesini bilen sağlam bir insandır. muhteşem hafızası, bilgi birikimi ve usta kalemi ile genç nesillerin ufkunu açacak bir vizyona sahiptir.
    2 ...
  2. 189.
  3. liboş tayfanın bayrağını sallayanlardan.
    1 ...
  4. 188.
  5. başbakan a karşı el pençe divan durmak şöyle dursun,geleneklerimizin aksine başbakan a gayet özgüvenli davranan başbakan ın da saygı duyduğunu belli ettiği nadir insanlardan biri.
    0 ...
  6. 187.
  7. geçenlerde tv de izledim kendisi. başbakanın karşısında el pençe. sonra daha önceki iktidarlar aklıma geldi, o zaman da aynı şekildeydi. her dönem iktidar yalakası. insanın midesi bulanıyor, nasıl bu kadar omurgasız olabiliyor diye. o aynaya bakınca kendisine sormuyor mu ben nasıl bu hale geldim diye. bu nasıl bir çıkar ilişkisi, nasıl bir yüzsüzlükdür.
    2 ...
  8. 186.
  9. her zamanki gibi muhteşem bir yazı kaleme almış üstad.
    http://sabah.com.tr/Yazarlar/barlas/2010/08/31/kuzularin_sessizligi_bitti_herkes_kurt_olabiliyor_artik
    --spoiler--
    Kuzuların sessizliği bitti... Herkes kurt olabiliyor artık...

    işin özeti şu... "Kuzuların Sessizliği" sona erdi.
    Kuzular koç oldular artık.
    Hatta kurda dönüşen kuzular da var ağılda.
    Türkiye'de yaşanan huzursuzlukların özünde bu "Değişim" var.
    "Üniter devlet" mi?
    "Jakoben laiklik" mi?
    "Zorunlu askerlik" mi?
    Türklük mü, Kürtlük mü?
    Tartışılmayan hangi konu var şimdi?
    Demokratlaşma, kapitalistleşme, kentleşme ve benzeri süreçlerin sonunda ortaya çıkan yeni toplum, eskisinden farklı.

    Büyük kışla yok artık
    Türkiye de dünyalı oldu.
    Her birey ve her toplum kesimi kendi şarkısını söylemeye kararlı.
    Türkiye büyük bir kışla değil artık.
    Devletin sahibi olduklarını varsayan "Cumhuriyet Muhafızları"nın karşısında devletin gerçek sahipleri olan halk var, seçmenler var, sivil toplum var, cemaatler var, işçiler, girişimciler var...
    Sermaye sahibi olmak da artık sadece istanbul'un veya "Devletçilik" dolayısıyla Ankara'nın tekelinde değil.
    Anadolu sermayesi de var, yabancı sermaye de var.
    Tartışılmayan hiçbir konu yok artık.
    Bu tartışmaları bir noktada kesip, tek sesliliği zorlayacak iletişim yapısı da yok artık.

    Mumlar sönerken
    Her gazetenin manşeti farklı.
    Kendilerini medyanın tek efendileri zannedenlerin mumları yatsıdan önce diğer efendiler tarafından söndürülüyor.
    O da olmazsa internet sitelerinde söndürülüyor yalancıların mumları.
    Çoğulcu ve sivil demokrasi böyle bir şey.
    Artık gündemde "Devleti ele geçirmek" yok.
    Halkı ikna edip "Yönetime talip olmak" var.
    Seçmenler kendilerine efendi seçmiyor, hizmetçi seçiyorlar.
    Hizmet edemeyenlere, yönetim de verilmiyor.
    Bu gerçeği görmezden gelenlerin balonlarını uluslararası konjonktür de patlatıyor.
    "Demokrasi" yükselen değer bu dünyada...
    Buna ya alışacağız, ya da alışacağız...
    Anayasa da değişecek, kendilerini değişmez zannedenler de değişecek.
    "Kuzuların Sessizliği" bitti.
    --spoiler--
    2 ...
  10. 185.
  11. Hiç kimseden çekmedi diğer gazete yazarlarından çektiği kadar. Aslında sağlam bir duruşu olsa birikimini hiç şüphe duymadan paylaşmak isterdim. Ama görüşleri her hükümet değiştiğinde yeniden yapılandığı için insana güven vermiyor.
    oysa ki sakinliği, duruşu ve tarzı ile herşey çok farklı olabilirdi. Ezeli düşmanı Emin Çölaşan'dır. "Liboş" yakıştırmasının hedefi bizzat kendisidir. Şimdilerde ise Ahmet Hakan tarafından malumatfuruş olarak nitelendirilmiştir.
    2 ...
  12. 184.
  13. rüzgar nereye eserse oraya yönelen köşe yazarı.
    ayrıca (bkz: ikinci cumhuriyetçi)
    0 ...
  14. 183.
  15. 182.
  16. bildiğin liboştur efendim.

    güç hangi zümreye geçerse onun borusunu öttürür. ara sıra, gücün kimde olduğu pek belli olmazsa ortaya karışık görüşler beyan eder, terazi kefesi kimden yana ağır basmaya başlarsa ortaya karışık yığından, o kefeye ait güzellemeleri seçip çıkarır.

    kendisi ve benzerlerinin uzun ömrü, her döneme göre şekil değiştirebilmesi sebebiyledir.***
    1 ...
  17. 181.
  18. 180.
  19. okunası, okundukça kendisinden birşeyler öğrenilesi düşünür.

    http://sabah.com.tr/Yazar...enlerin_dedikleri_olsaydi
    --spoiler--
    - Sermaye eksiğimizi yabancı sermaye ile gidermeye çalışacağız...
    - Hayır, olamaz!
    - Televizyonu Türkiye'ye getireceğiz...
    - Hayır, olamaz!
    - Boğaz'a köprü yapacağız...
    - Hayır olamaz!
    - Birinci köprüyü satıp ikincisini yapacağız...
    - Hayır olamaz!
    - Dış ticareti serbestleştirip ihracat hamlesi yapacağız...
    - Hayır olamaz!
    - Kıyıları özel sektöre açıp turizm hamlesi yapacağız...
    - Hayır olamaz!
    - Otoyollar yapacağız...
    - Hayır olamaz!
    - Türk lirasını konvertibl yapacağız...
    - Hayır, olamaz!
    - Kürt realitesini bölücü terör sorunundan soyutlamak için açılım yapacağız...
    - Hayır, olamaz!
    - Bir daha askeri darbe olmaması için cuntacıları yargı önüne götüreceğiz...
    - Hayır, olamaz!
    - Avrupa Birliği'ne tam üye olacağız...
    - Hayır, olamaz!
    - Kıbrıs'a kalıcı çözüm bulacağız...
    - Hayır, olamaz!
    - Kamu işletmelerini özelleştireceğiz...
    - Hayır, olamaz!
    --spoiler--
    ben yorum yapmayacağım, olamaz diyenlerin kim olduğunu herkes tahmin etmiştir.
    2 ...
  20. 179.
  21. yorum farkını her izlediğimde, köşe yazılarını her okuduğumda herşeyi bilen adam bu olsa gerek diye düşünmeden edemediğim kendini bir çok konuda * oldukça fazla geliştirmiş, aşmış şahsiyet.
    0 ...
  22. 178.
  23. kimin gemisine binerse onun bayrağını çekecek izlenimini veren şahsiyet.
    1 ...
  24. 177.
  25. inanılmaz itici bir ses tonuna sahip zat.
    0 ...
  26. 176.
  27. liboş tayfasından bir yazar.
    0 ...
  28. 175.
  29. liberal demokratlık yaparak hükümetin yanından ayrılmayan gazeteci. geçen gün yorum farkı'nda kürt açılımı'yla ilgili olarak "sonuçta amerikan projesi de olabilir, önemli olan bunun bizim işimize gelip gelmediğidir" diyerek biz izleyicileri dumur etmiştir. bir açılım, üstelik de etnisiteye dayalı bir açılımın amerika'nın eliyle yapılması ve bizim işimize yaraması, faydalı olması nasıl olacak doğrusu bunun cevabı da barlas'ta olmalı. biraz amerikancı demokrat tipolojisine sahip gibi biri.
    1 ...
  30. 175.
  31. hemen hemen yayınlanan her yorum farkında emre kongarın ayar komasına soktuğu yazar, gazeteci, danışman kişisi. hatta güncel ortamlarda ayar yemiş mehmet barlas bakışı bile vardır.

    emre kongar soruyor...

    - bu hükümet, ekonomiyi yürütebiliyor mu ?
    - hayır
    - peki kim bunun suçlusu ?
    - muhalefet partisi

    gibi her seferinde " kim suçlu " sorusuna otomatiğe bağlayıp " muhalefet partisi " cevabını veren, yorumlarıyla ekran başındaki insanları yarıp geçiren kişidir
    1 ...
  32. 174.
  33. fikirlerinden zerre kadar hazetmediğim dönemin adamı.

    kendsine bir türlü saygı duyamadım, ancak hoşgörüm çoktur.
    0 ...
  34. 173.
  35. her bulduğunu okuyan bir adamdır. duvara baksa sanki bir şey okuyor zannedersiniz. o derece!

    ancak kendilerini çeşitli sebeplerden ötürü pek değil hiç sevmem. özellikle her nefs ölümü tadacaktır ayetinin ayet olduğunu bilmemesinden ve kendi çapında eksik ifade olarak tanımlayınca daha bir tepemi attırmıştır. gözüme çok itici görünür.
    2 ...
  36. 172.
  37. ertesi gün türkiye'ye komünist rejim gelse, anında komünist olacak, nabza göre şerbet veren, duruşu olmayan yazar.
    0 ...
  38. 171.
  39. bugunkü yazısında yazdığı nüktelerle anlayanlar için güzel dersler veren yazar.

    http://www.sabah.com.tr/Y...leri_kavga_ederse_ne_olur
    1 ...
  40. 170.
  41. halk hikayelerinde, destanlarda, kimi zaman mitolojide, çoğunlukla çizgi romanlarda karşımıza çıkar, bir tip vardır hani...

    doğruluğun, yiğitliğin, cesaretin, cengaverliğin sınanamadığı, karşısında tüm bunların tedavülden kalkıverdiği, alışıldık erdemlerin alt edemeyeceği bir düşman tiplemesi bu...
    çünkü kaba kuvvete de dayansa, entelektüel bir fikir tartışması da olsa;
    tarafların var olduğu her türlü tartışmanın belirli bir ahlaki ön kabule dayandığını, hatta belki bu ahlaki duruştan neşet ettiğini düşünür/sanar/var sayar kahramanlarımız...

    bir rivayete göre, ellili yıllar istanbul'unun namlı kabadayılarından kadırgalı kör emin bıçaklanmıştır ve kendisini bıçaklayanın kim olduğunu soran polislere; 'sağ kalırsam tahkikatı ben yaparım!' demiştir son nefesini vermeden önce...

    barlas bu hikayede anlatılanı yalanlamak için doğmuş bir çokbilmiş. her fırsatta birikimini geçmişteki solcu yıllarına bağlayan ayaklı bir kütüphane. tarihi yalamış yutmuş, ama "tarih sınıflar mücadelesedir" desen gözlerini pörtletip "iyi de dünya çok değişti" demeye hazır bir pişkin. pişkinliğinin ucağı bucağı yok; geçmişte altını çizdiği her şeyin, şimdilerde üstünü çizmeye yemin etmiş gibi.

    eğer birgün sosyalizm gelirse bu ülkeye, ve bu adam yaşıyor olursa hala, gözlerini nasıl belertecek bu sefer merak ediyorum.
    1 ...
  42. 169.
  43. ayaklı kütüphane lakaplı sabah gazetesi yazarı. irtica ile mücadele planı ile ilgili bakın yazarımız bugün ne diyor;" ingilizlere mi benziyoruz yoksa amerikalılara mı?"

    http://www.sabah.com.tr/Y...ara_biz_de_hayret_ederdik
    0 ...
  44. 168.
  45. hani bazı yazarlara, gazetecilere beğenmediğimiz fikirleri yüzünden direk olarak satılmış yada vatan haini deriz ya ben demiycem bu şahıs hakkında bunu. ama şu var ki garip bir akp sempatizanlığı var. takım tutan spor yorumcuları gibi. bugun yorum farkında izledikten sonra bir kere daha anladım. şimdi efendim konu şu, zahit akman ve şu meşhur deniz feneri olayı. bülent arınçında akmandan istifasını istemesi. yok neymiş barlasa göre arıncı çok severmişte ama niye böyle bi uslubla söylemiş.* siyasetin uslubu varmışta filan...sen uslubu eleştirecek başka adam bulamadın mı. ikincisi deniz feneri neden seni bu kadar gerdi. o fener içini aydınlatıp yüzleşmen gerekenleri mi ortaya çıkarttı. tedirginliğin bundan mı?

    bu adamı görünce, fikilerini dinleyince aklıma hep şu gelir: newyork times eski editörlerinden swinton' un özgür basınla ilgili konumasının sonunda söylediği entelektuel fahiseleriz lafı gelir aklıma. fikrime , zikrime.....
    3 ...
  46. 167.
  47. geçenlerde bir yazısında ankebut/57 (bkz: her nefs bir gün ölümü tadacaktır) ayetini zincirlikuyu 'nun girişindeki bir yazı olarak ele almıştır. pardon değil mi! üstelik bir de eksik bir ifade olduğunu yazmıştır.

    derin entlektüel ya kendileri...
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük