türkiye'ye gelmeden önce yıllarca spikerler adını "yardel" şeklinde telafuz etmiştir, bu açıdan adamın adını galatasaray'a transfer olunca duymayanların çoğu "yardel" şeklinde söylerdi.
adını mario yardel şeklinde telaffuz edenlere kıl olduğum golcüdür. yardel nedir kardeşim öyle feminen telaffuz mu olur doğrusu yardel bile olsa öyle denmemeli cardel diye okunmalı.
Galatasaray formasıyla bir maçta attığı 5 gol sonrası "en son 4-5 ay önce bir maçta 5 gol atmıştı" şeklinde haberler çıkan futbolcu. yani adamın kariyerinde bir maçta 5 gol attığı maçlar var. herhalde birine "golcü" denecekse jardel en uygun örneklerden biri.
neredeyse 15 cm önünden geçen topa bile dokunmayan ya da peşinden koşmayan, anca top vücudunda herhangi bir noktaya değdiği zaman hareket eden ama ona rağmen hiç alakası yokken salak saçma yerlerden şut çekip hayvan gibi goller atan adam.
diyorsunuz ki "aha mal aldı topu şimdi kaptıracak" bi bakıyorsunuz gol ! *
galatasaray' dan portekiz' e gidip orada da gol kralı olan büyük golcü. sonra karısı ile yaşadığı problemler futbol kariyerini de etkiledi ve ilerleyen yaşıyla birlikte de çöküşe geçti.
adamın real madrid' e gol ortalaması 2' ye yakındı.*
hazırlık maçlarında basın tarafından yerden yere vuruldu ama ilk çıktığı lig maçında erzurumspor' a 5 tane salladı.
yine ilk çıktığı avrupa kupası maçında gallen' e 2 gol attı. rövanşta istanbul' da da bir tane attı. 2. golü ise adamlar kendi kalelerine attılar. o maçın spikeri 2. golün tekrarında şu cümleleri söylemişti. '' savunma vurmasa jardel arkada boştu ama jardel' in korkusundan kendi kalelerine attılar.''
süper kupa maçında olmadık bir golü attı hatta spiker bile öyle bir gol beklemediğinden anlatamamıştı golü; ''fatih bir şut...jardeeellll!!!''
yine kendisinin şöyle bir hikayesi vardı: ''jardel' laf söyleyenleri tarih hep utandırmıştır. beni ilk olarak sporting istemişti. ama ufak bir para farkı yüzünden beni almamışlar ve o kadar para etmez demişlerdi. sonra porto beni aldı ve ilk sporting maçında 4 gol attım.''
brezilya milli takımına alınmaması konusunda ise şu yorumu yapmıştı: ''brezilya' nın hocası gol sevmiyorsa bu benim sorunum değil.''
ve yine kendi ağzından kendini en güzel tanımlayan cümle: ''ben 16 metrelik bir alanın kralıyım.''
ceza sahasına hakan şükür'ün indirdiği müthiş toplar sayesinde beraber oynasalardı , her ikiside futbolu bırakana kadar altın ayakkabı giyebilirdi.
beleş forvet tabiri kendisine gayet güzel otururdu.zira gol atmak için kale sahasına yakın bölgede ve ceza sahasında bekleyene başka birşey denemez.
gol kralı olması aynı zamanda ofsayt kralı olduğu gerçeğinide değiştirmez.
ama sempatik bir yapısı vardı.
dünya futbol tarihinde eşi benzeri bulunmayan bir golcü futbolcuydu.ben açıkcası hiç kasmayıp bu adam kadar kolay gol atabilen bir insan evladı izlemedim.tabi ilk geldiğinde bazı galatasaraylı bünyeler ondan hakan şükür'ün o dönemde yaptığı gibi sürekli pres yapmasını bekliyorlardı ki bundan daha komik birşey olamaz.hatta yanılmıyorsam ilk geldiği seneydi süper kupa maçında o dönemde real madridin efsane futbolcularında fernando hierro kendisi için maçtan sonra ' bu adam bütün maç boyunca önümdeydi ve bir an için görmediğimde golü yapmıştı' gibi bir açıklama yapmıştı.mario jardel'in nasıl bir golcü olduğunu yeterince açıklayan bir cümle sanırım.
türkiyeye gelmiş en iyi yabancı futbolculardan. fc porto da kariyerinin zirvesindeydi. hep fenerbahçe formasıyla hayal etmiştim onu ama galatasaray da izlemek bile keyifti onu. hakkı en çok yenen futbolculardan birisiydi türkiyede. koşmuyor diye eleştiriliyordu ama onun işi koşmak değil, gol atmaktı. ve nitekimde işini en iyi şekilde yapıyordu.
her ne kadar koşmasa da, takım oyuncusu olmasa da gol yollarındaki bitiriciliği ile gönüllerde taht kurmuş oyuncuydu. kendisini çekemeye emre,okan gibi oyuncular yüzünden 2000-2001 sezonu şampiyonluğu resmen fenerbahçeye hediye edilmiştir.
kendisi golcüdür. eleştirenler acımasızca; koşmuyor, takıma katkısı yok diyordu. sorarım size bir golcü niye alınır gol atması için. adamın yaptığı en kolay iş gol atmaktı 4 top at 2 tanesi ağlarda.