türklerin sevip kabuıllendiği aykırı kişilikler içinde başı çekenlerden.
severiz, dinleriz. bende yeri ayrıdır dediğim bir parçası olmasa da beğenmediğim parçası da yoktur.
bazen günlerce dinlerim ve işin güzel tarafı asla bir listem yok, otomatik oynat önüme hangi mm şarkısını korsa kardayım. zira dediğim gibi beğenmediğim yok.
ayrıca parçaları bu taraklarda bezi olmayanların kulağına da hoş gelir. "şunu kapat", "değiştir" gibi tepkiler almazsınız.
j. depp ile yakın arkadaşlar. sanıyorum kızının vaftiz babası idi.
karakteri ve oyunculuğunu çok sevdiğim keanu abimizle de araları iyi. fakat mm'nin partisinden dönüşte keanu abimiz sevdiceğini trafik kazasında kaybediyor. böyle bir üzücü ayrıntımız var.
neyse, üşengeçler için amme hizmeti de mevcut elbette:
1969' da canton ohio'da dünyaya gelen brian, ufak tefek zayıf bir çocuktur ve hemen her gün mahallede ki çocuklardan dayak yer. 8 yaşındayken komşusunun tacizine uğrar ve ailesi tarafından katolik okuluna gönderilir.
bu sayede brian daha da nefret edilen bir çocuk haline gelir. her gün katolik dini üzerine dersler görür, çıkışlarda da dayak yer. evde büyükbabası tarafından tacize uğrayan brian, içinde biriken tüm öfkeyle müziğe yönelir.
"eğer o zaman müziği keşfetmeseydim şimdiki dururumum çok daha farklı olurdu ve büyük ihtimalle çok daha karanlık. jeffrey damher ve richard ramirez gibi seri katillerin yaşamlarını okudum ve onları anlayabiliyorum. onların nereden geldiklerini ve ne yaşadıklarını anlıyorum ve aramızdaki fark benim bir dereceye kadar kendimi ifade edecek bir çıkış yolu bulmuş olmamdan başka birşey değil. onlar bunu yapamadılar. belki de yaptığımız tek şey bir yardım ve ilgi çağrısıdır yalnızca, tek fark ise bu çağrının aldığı biçim." diyerek içindeki nefretin boyutundan bahsetmiştir.
eski bir konser kaydını izlemiştim. o anın coşkusuyla sahneye su şişesi atan bir izleyicisini sahneye çağırıp adama suratına atması için bir şişe veriyordu.
adamcağız bombeli bir şekilde şişeyi marilyn' e ulaşamayacak hızda atınca marilyn manson da elindeki şişeyi sahnenin diğer ucundan adamın suratına geçiriyordu.
Popülarite kazanmak için "izleyenleri daha çok şoka uğratmalıyım, daha sıradışı olmalıyım, sıradışılık adına saçmalamalıyım" dedikçe daha sıradan oldu, daha basitleşti ve unutuldu gitti...
'' 2000 yılında kardeşim kansere yakalandı ve Marilyn'le tanışma şansı yakaladı. Kardeşim için hatırlanmaya değer şeyler getirdi, onunla birkaç saat sohbet etti, oyun oynadı, gitar çaldı, hatta ona Beano'nun çizgi romanını okudu. Gayet içten ve en doğal haliyle evimizde oturdu. Kardeşimi üç hafta önce kaybettiğimde üstünde onun getirdiği tişört vardı.''
Değinmek istediğim bir nokta var. Yerde yatan Takım elbiseli ve kırmızı kravatlı ölü bir adam var başı olmayan. Trump'a gönderme olma olasılığı yüksek.
Teaser : yakında çıkacak bir programı gösteren film.